• İstanbul 21 °C
  • Ankara 20 °C

Eski(meyen) zamanlara dair: Saatler, Ruhlar ve Kediler

Eski(meyen) zamanlara dair: Saatler, Ruhlar ve Kediler
Beşir Ayvazoğlu, “Saatler, Ruhlar ve Kediler” kitabıyla yine bizlere unuttuğumuz edebî kıymetleri hatırlatırken, bir taraftan da onların hayatlarından çarpıcı anekdotlar paylaşıyor.

“Saatleri Ayarlamak”, “Edebiyatımızın Ağız Tadı”, “İlm-i Sima”, “Ötekiler” adlı dört bölümden oluşan yazılar, tamamı çeşitli dergilerde yayımlanmış ve bir kısım tematik kitaplarda bölüm olarak yer almış yazılardan oluşuyor. Yeni baskıda ise “Elli Yıllıklar” ve “Karganâme” isimli iki yeni yazı yer almakta.

“Huu Erenler” ama nereye?

“Saatleri Ayarlamak” adlı ilk bölümde “Bektaşilik ve Modern Türk Edebiyatının Bektaşileri” konusuna “Huu Erenler” diyerek giriş yapan yazar, Hacı Bektaş-ı Veli’nin tarihi kaynaklarda, menakıblarda ya da muhayyel dünyalarda gezinen ancak bir türlü netliğe kavuşmayan hayatı ile ilgili Menakıbü’l Arifin, Vilayetnâme gibi eserlerden iz sürer. Daha çok menkıbeler üzerinde yürüyen bir Hacı Bektaş-ı Veli kimliği, bir süre sonra Yesevî, Haydarî, Kalenderî ve Vefaî gibi karakterlere bürünmüş. Abdal Musa, Hatun Ana ve bir kısım gaziler eliyle Rumeli’ye yayınlan Bektaşilik, bir başka boyuta da Rum Abdalları yoluyla ulaşıyor.

Bektaşilik hakkında araştırma yapan H. V. Hasluck, Bektaşilik tetkiklerinde “Rum abdalları” olarak bilinen ve Hacı Bektaşi Veli dergâhına bağlı Baba İlyas müridlerinin Hristiyanlıkla yoğun temasına dikkat çekmiş. Öyle ki Otman Babalıların kutup olarak kabul ettikleri Akyazılı Sultan (İbrahim-i Sânî) Hristiyan bir azizdi ve Aya Atanaş adıyla tanınıyordu. Hatta Hasluck, yazısında 19. yüzyıl ortalarında, Antonaki Varsamis adında bir Rum’un Bursa’da bir Bektaşi tekkesinin başına geçtiğini söyler. (s.19) Hatta Papa Yero Raif, Âşık Hıfız, Yorgo Saliki, Kirkor Saydi, Manol Hitabi gibi isimler de H
ristiyanlıktan vazgeçmeyen Bektaşiler olarak niteleniyor. Daha yakın döneme geldiğimizde Jön Türklerle iş tutan Bektaşiler, II. Abdülhamid’in devrilmesi ve

daha liberal bir rejim kurulması meselesine de sıcak bakmışlar. Bu safhada Mason locaları ile de sıkı bir temas olmuş.(s.23) Talat Paşa, Rıza Tevfik ve Şeyhülislam Musa Kazım Efendi’nin de hem Bektaşi hem de Mason oldukları yine kitapta zikrediliyor.

Meyde Bektaşî, neyde Mevlevî: Neyzen Tevfik

Yakın dönemden aşina olduğumuz pek çok edebiyatçının bir şekilde bu topraklarda hayatiyetini sürdüren Mevlevilik ve Bektaşilik gibi tarikatlara devam ettiği ya da eserlerinde bunun yansımaları olduğu görülmektedir. Beşir Ayvazoğlu, Namık Kemal için bu tezini ortaya atıyor ve diyor ki “masonluğu kesin olan Namık Kemal’in Bektaşiliği benimsediği de iddia edilmiştir.” İddia ilk olarak Sadettin Nüzhet Ergun tarafından dile getiriliyor. Yine Mehmet Kaplan da aynı tezi sürdürerek Namık Kemal’in Arnavut olması, ailesinin tasavvufi bir ortamda ve onların telkinleri ile büyümesinin Namık Kemal’in eserlerine ve tasavvufa meyletmesine sirayet ettiğini ifade ediyor. 

Yine Neyzen Tevfik söz konusu olduğunda yazar, Neyzen Tevfik’in Mevlevî muhibbi olduğunu ancak 1903-1908 yılları arasında yaşadığı Mısır’da Kaygusuz Sultan Bektaşi Tekkesi’ne sığındığını ifade ederek, bir şiirinde meşrebini şu cümlelerle ifade ettiğini dile getiriyor: “Aksedince gönlüme şems-i hakikat perteviMeyde Bektâşî göründüm, neyde oldum Mevlevî.”

Neyzen Tevfik, Kartal Mezarlığı’na Mevlevî ve Bektaşî usullere göre defnediliyor.

Bu haber toplam 330 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim