• İstanbul 16 °C
  • Ankara 17 °C

Faik Öcal: Mıgırdiç Margosyan’ın Diyarbekir’den İstanbul’a Kesilen Bileti

Faik Öcal: Mıgırdiç Margosyan’ın Diyarbekir’den İstanbul’a Kesilen Bileti
"Biletimiz İstanbul'a Kesildi", başka bir dünyanın yolu önümüzde açıldı. Geçmişim, köklerim, şehrim arkamda kalmıştı.

Kalbim Diyarbekir ile İstanbul arasında atacaktı, ben çocuk kalbimde anılarımı bir araya getirmeye çalışacaktım. İki büyük şehrin arasında bir garip çocuktum. Diyarbekir geçmişimin şehriydi, İstanbul gideceğim diyardı.

Üzerimde Hagop Mıntzuri'nin gölgesi, "Anadili Serüvenim" başlıyor. Ermenice ile işaret taşları diziyor gittiğim yollarda, kaybolmamak ve nereden gelip nereye gittiğimi bilmek için. Ermenice işaret taşları ile mezar taşları arasında bağlantılar kurmaya daha zaman var. Biliyordum, işaret taşları beni Diyarbekir'den İstanbul'a götürecekti. Ben kaderime yürüyecektim esmer hüznümle beraber.

Aynı yerdeyim: Çırig fırını ile Çırig çeşmesinin arasında. Bütün Diyarbekir yanı başımda. Kalbimdeki "minik su sızıntısı", "Allah'ın Ataşi"ni söndüremiyor. Fırın ve çeşme arasında gidip geliyorum, çocukluğumu yitiriyorum. Böyle yitirmemeliydim. Çocukluk arkadaşlarımı ve Diyarbekir'i böyle kaybetmemeliydim. Kalbimde minik su sızıntısı hatıraların yeri her daim olmalı. Kalbimde minik su sızıntısı hatıralar olduğu müddetçe "Allah'ın Ataşi" bana zarar vermeyecekti, ben yolumu bulacaktım avuçlarımdaki çizgilerde, iki şehrin gölgesinde.

Azizim gözüm yollarda, kalbim Gavur Mahallesi'nde, Xançepek'te. Gel ve bitir içimdeki korkuları. Yeter ki kana bulanmasın şehrim ve aşkım. Varsın kendi tılsımını sayıklasın, "Kan, Kan, Kan!" diye. Biz yine bir Diyarbekir şarkısını haykıralım: "Diyarbakır ortasında vurulmuş uzanırım, ben bu kurşun sesini nerede olsa tanırım." Sonra Mardin Kapısı'ndan Dicle'ye uzanalım, Der Arsen ile Ulu Cami arasında bir yol bulalım. Diyarbekir ve İstanbul'u birbirine bağlayan ince zarif bir yol.

Ne kadar çok isterdim rüyam da olsa bir daha Maro ile çocukluğumun Dicle'sinde yüzmeyi. Hiç olmasa Rışeş'te birbirimizi ıslatmayı, gökyüzüne güvercinler uçurmayı. Neredesin Maro? Ben neredeyim? Biz nerede kaldık bütün bir çocukluğumuzla? İstanbul ile Diyarbekir arasında kendini arayan kim? Maro, uçuyorlar mı hala gökyüzüne saldığımız çocukluk güvercinlerimiz? Diyarbekir ile İstanbul arasında ince zarif bir yol buluyorlar mı? Hııı!!! Söyle bana. Hiçbir şey kalmadı eski günlerden. Sadece gözyaşlarım daha sıcak ve yakıcı. Bedenim İstanbul'da, ruhum Diyarbekir'de, kalbim Rışeş'te göğe savurduğumuz güvercinlere emanet. Kalbim, acımız. Kalbim, yazgımız. Kalbim, varımız yokumuz, bütün bir ömür sermayemiz.

Devamı: https://www.kitaphaber.com.tr/migirdic-margosyanin-diyarbekirden-istanbula-kesilen-bileti-k5895.html

Bu haber toplam 276 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim