• İstanbul 26 °C
  • Ankara 28 °C
  • İzmir 38 °C
  • Konya 27 °C
  • Sakarya 27 °C
  • Şanlıurfa 44 °C
  • Trabzon 24 °C
  • Gaziantep 40 °C
  • Bolu 25 °C
  • Bursa 30 °C

Gazze Şeridi'ndeki Duruma İlişkin Genel Rapor: Derinleşen İnsani Kriz, Sağlık Sistemindeki Çöküş ve Ateşkes Sürecindeki Çıkmaz

Gazze Şeridi'ndeki Duruma İlişkin Genel Rapor: Derinleşen İnsani Kriz, Sağlık Sistemindeki Çöküş ve Ateşkes Sürecindeki Çıkmaz

Giriş

İsrail işgalinin Gazze Şeridi'ne yönelik sürdürdüğü soykırımın üzerinden 1000 günü aşkın bir süre geçti. Abluka altındaki Gazze Şeridi'nde yaşayan iki milyondan fazla Filistinli, modern tarihin en ağır insani felaketlerinden birini yaşamaya devam etmektedir. Her ne kadar Ekim 2025'te Amerika Birleşik Devletleri'nin himayesinde, Katar, Mısır ve Türkiye'nin arabuluculuğunda bir ateşkes anlaşması imzalanmış olsa da, İsrail anlaşmayı ihlal etmeyi sürdürmüş; bu durum insani koşulların daha da ağırlaşmasına, sağlık sistemindeki krizin derinleşmesine ve siyasi sürecin daha da karmaşık hâle gelmesine neden olmuştur. Bu rapor, Gazze Şeridi'ndeki insani durumu, sağlık sisteminin mevcut durumunu ve siyasi süreçte yaşanan gelişmeleri ele almaktadır.

1. İnsani Durum

Bombardıman Altında ve Çadırlarda Yaşam

Gazze Şeridi'nde yaşayan siviller bugün son derece ağır insani koşullar altında yaşamlarını sürdürmektedir. Raporlara göre nüfusun %70'inden fazlası harap durumdaki çadırlarda yaşamaktadır. Bu tablo, zorla yerinden edilmenin ve derin yoksulluğun ulaştığı boyutu gözler önüne sermektedir. Avrupa-Akdeniz İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün (Euro-Med Monitor) yayımladığı rapora göre İsrail, Gazzelilerin yaşamlarını sürdürebilecekleri coğrafi alanı sistematik biçimde daraltmıştır. Bunun sonucunda 2,1 milyon Filistinlinin hayatlarını sürdürebilmeleri için sadece 128 kilometrekarelik bir alan kalmıştır. Bu durum, mevcut nüfus yoğunluğunu Bosna Savaşı sırasında Srebrenitsa'daki nüfus yoğunluğunun yaklaşık 60 katına çıkarmıştır. Daha da kaygı verici olan ise İsrail'in Gazze Şeridi'nin %70'ini askeri kontrolü altına almayı planlamasıdır. Bu planın hayata geçirilmesi hâlinde nüfus, 109 kilometrekareyi aşmayan bir alana sıkıştırılacak ve kilometrekare başına yaklaşık 19.300 kişilik bir nüfus yoğunluğu oluşacaktır. İnsani yardımlar bakımından ise tablo ağırlaşmayı sürdürmektedir. Ateşkes anlaşması uyarınca Gazze Şeridi'ne her gün 600 yardım tırının giriş yapması öngörülmesine rağmen, girişine izin verilen yardım miktarı bu sayının yalnızca %35'i düzeyinde kalmıştır. Dünya Gıda Programı'nın verilerine göre insani yardım malzemelerine erişim hâlen yetersiz seviyededir. Her aileye ulaştırılan gıda yardımı yalnızca on günlük ihtiyacı karşılayabilecek düzeydedir. Bunun yanı sıra, 260 bin Filistinli aile (yaklaşık 1,5 milyon kişi), yeterli barınma imkânından yoksun şekilde kışı geçirmekle karşı karşıyadır. İsrail makamlarının çadır ve battaniye dâhil temel barınma malzemelerinin Gazze Şeridi'ne girişine yönelik 23 ayrı başvuruyu reddetmesi, bu riski daha da artırmaktadır.

2. Sağlık Durumu

Çöküşün Eşiğindeki Sağlık Sistemi

Gazze'deki sağlık sistemi benzeri görülmemiş bir çöküşle karşı karşıyadır. Bölgede artık tam kapasiteyle hizmet veren hiçbir hastane bulunmamaktadır. Endonezya Hastanesi, Beyt Hanun Hastanesi, Ed-Durra Hastanesi ve Ebu Yusuf en-Neccar Hastanesi'nin de aralarında bulunduğu çok sayıda büyük hastane hizmet dışı kalmış; bu durum, savaş öncesi döneme kıyasla sağlık hizmeti sunma kapasitesinin %40 oranında azalmasına neden olmuştur. Birleşmiş Milletler raporlarına göre, Gazze Şeridi'ndeki 36 hastaneden yalnızca 16'sı kısmen faaliyet göstermektedir. Toplam yatak kapasitesi ise 1.800'ü geçmemektedir. Bu kapasite, mevcut sağlık ihtiyaçlarını karşılamaktan çok uzaktır. Dünya Sağlık Örgütü'nün verilerine göre, sayıları 105 bini bulan yaralıların %25'inden fazlası yaşamlarını kalıcı olarak etkileyecek nitelikte yaralanmalar yaşamıştır. Yaklaşık 4.500'ü çocuk olmak üzere en az 20 bin kişi, yurt dışında tedavi görebilmek için bekleme listesindedir. Ancak İsrail'in hastaların Gazze Şeridi'nden çıkışını engellemeyi sürdürmesi nedeniyle, ateşkes anlaşmasının imzalanmasından bu yana yalnızca 3.100 hastanın tedavi amacıyla bölge dışına çıkmasına izin verilmiştir. İlaç ve tıbbi malzeme temininde ise durum son derece ağırdır. Şifa Hastanesi müdürü'nün açıklamasına göre temel ilaçların yaklaşık %50'si, tıbbi malzemelerin ise %70'i temin edilememektedir. Bu durum, hastanelerin sağlık hizmeti sunma kapasitesini büyük ölçüde felce uğratmıştır. Ayrıca görüntüleme ve tanı cihazlarının yalnızca %25'i faal durumdadır. Sağlık çalışanları da savaşın en ağır bedellerinden birini ödemiştir. Savaş boyunca doktor ve hemşirelerin de aralarında bulunduğu sağlık personellerinden 1.700'den fazla kişi hayatını kaybetmiştir. Görevlerini sürdüren sağlık çalışanları ise ciddi ekipman ve tıbbi malzeme yetersizliği altında, son derece güç koşullarda hizmet vermeye devam etmektedir. Bu tablo, sağlık sisteminden geriye kalan yapının da tamamen çökme riskiyle karşı karşıya olduğunu göstermektedir.

3. Siyasi Durum Ve Müzakereler

Tıkanan Ateşkes Süreci Ve Süregelen İhlaller

Siyasi alanda işgalci İsrail, arabulucu ülkelerin yürüttüğü çabalara rağmen 2025'in Ekim ayında imzalanan ateşkes anlaşmasının uygulanmasını engellemeyi sürdürmektedir. Ateşkes anlaşmasının imzalandığı tarihten 27 Temmuz 2026'ya kadar geçen süreçte, İsrail'in ihlalleri sonucunda Gazzede 1.203'ten fazla Filistinli şehit olmuş, 3.900 Filistinli ise yaralanmıştır. Mayıs 2026'nın sonlarında yaşanan gelişmeler, sahadaki durumun daha da ağırlaşacağına işaret etmektedir. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Gazze Şeridi'nin %60'ı yerine %70'i üzerinde askeri kontrol sağlamayı hedeflediklerini açıklamıştır. İnsan hakları kuruluşları bu planı, Gazze halkını zorla yerinden etmeye ve sahada yeni bir fiilî durum oluşturmaya yönelik bir girişim olarak değerlendirmiştir. İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz da hükümetinin uygun zamanda "gönüllü göç"planını uygulamaya koyacağını açıklamıştır.

Gazze'de Direnişin Silah Bırakması Meselesi 

İsrail işgali, silahsızlanma konusunu ateşkes sürecinde herhangi bir ilerleme sağlanmasını engellemek amacıyla bir baskı aracı olarak kullanmaktadır. Oysa direnişin silahı meselesi, taraflar arasında imzalanan ateşkes anlaşmasının birinci aşamasının temel unsurları arasında yer almamıştır. Buna karşılık Hamas, bu konunun anlaşmanın önünde bir engel oluşturmaması amacıyla yapıcı ve esnek bir tutum sergilemiş; ancak aynı zamanda teslimiyet anlamı taşıyan veya silahların teslim edilmesini öngören hiçbir düzenlemeyi kabul etmeyeceğini açıkça ifade etmiştir. Hareket ayrıca, Filistinli gruplarla varılan mutabakat doğrultusunda silahların kayıt altına alınması, toplanması ve muhafaza edilmesi ilkesini Filistinli taraflar arasında uzlaşı sağlayan ortak bir formül olarak benimsediğini açıklamıştır. Buna rağmen İşgal devleti, söz konusu uzlaşı formülünü reddetmeyi ve silahların envanterinin çıkarılması ile sınıflandırılması gibi usule ilişkin şartlarda ısrar ederek süreci daha da karmaşık hâle getirmeyi sürdürmektedir. Konuya vakıf kaynaklar, bu yaklaşımı herhangi bir anlaşmanın hayata geçirilmesini engellemeye yönelik bir girişim olarak değerlendirmektedir. Durumu daha da karmaşık hâle getiren bir diğer unsur ise İsrail işgalinin müzakere heyetlerini hedef almaya ve Hamas liderlerine yönelik suikastlarını sürdürmesidir. Bu yaklaşımın, siyasi süreci sekteye uğratmayı ve direniş üzerinde baskı kurmayı amaçladığı; silahsızlanma konusunun ise saldırıları sürdürmek ve herhangi bir siyasi çözümü engellemek için öne sürülen bir gerekçeden ibaret olduğu değerlendirilmektedir.

Müzakerelerin Mevcut Durumu

Müzakereler kapsamında Binyamin Netanyahu, ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasına geçilmesini hâlen reddetmektedir. Söz konusu aşama, savaşın sona erdirilmesini ve İsrail işgal güçlerinin Gazze Şeridi'nden tamamen çekilmesini öngörmektedir. İsrail hükümeti ayrıca, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararıyla Gazze Şeridi'nin yönetimini üstlenmek üzere kurulan Gazze Ulusal Yönetim Komitesi (NCAG) üyelerinin bölgeye girişini engellemeyi sürdürmektedir. Bu durum, yeniden imar sürecinde herhangi bir ilerleme sağlanmasının da önüne geçmektedir. Buna karşılık Hamas, ateşkes anlaşmasının üç aşamasının da uygulanmasını sağlamak amacıyla gerekli esnekliği gösterdiğini açıklamıştır. Bu kapsamda Hamas, Temmuz 2026'da Gazze'deki hükümetini feshettiğini ve yönetimi Gazze Ulusal Yönetim Komitesi'ne devretmeye hazır olduğunu ilan etmiştir. Ancak İsrail işgali, komitenin Gazze Şeridi'ne girişini engellemeyi sürdürmektedir.

Sonuç ve Talepler

Mevcut tablo, İsrail hükümeti üzerinde ateşkes anlaşmasının hükümlerini eksiksiz uygulamasını sağlayacak gerçek ve etkili bir uluslararası ve bölgesel baskı kurulmasına duyulan acil ihtiyacı ortaya koymaktadır. Bu kapsamda, insani yardımların Gazze Şeridi'ne herhangi bir engelle karşılaşmaksızın ulaştırılması ve binlerce hastanın yurt dışında tedavi görebilmesine imkân sağlanması gerekmektedir. Ayrıca uluslararası toplum; ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasına geçilmesi, Gazze Ulusal Yönetim Komitesi'nin görevini yerine getirebilmesi, günlük bombalama ve öldürme eylemlerinin, zorla yerinden edilmelerin ve binalara yönelik sistematik yıkımların durdurulması amacıyla İsrail hükümeti üzerinde kararlı bir baskı oluşturmalıdır. 

FİLİSTİN DİPLOMASİ MERKEZİ

Bu haber toplam 33 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim