• İstanbul 20 °C
  • Ankara 25 °C
  • İzmir 26 °C
  • Konya 28 °C
  • Sakarya 18 °C
  • Şanlıurfa 35 °C
  • Trabzon 22 °C
  • Gaziantep 33 °C
  • Bolu 17 °C
  • Bursa 18 °C

Bilal Kemikli: Şiir ve Gelenek

Bilal Kemikli: Şiir ve Gelenek

Şiir ve gelenek ilişkisi üzerinde durulması gereken bir konudur.  Her şeyden evvel şiir bir gelenek işidir. Şair elbette şiirinin yeni olduğunu söyleyecek. Bunun için de yeni yollar arayacak. Fakat o yeni olan şiir, gerçekten yeni midir? Evvela bunu düşünmek lazım… Velev ki yeni olsun; o yeni söyleyiş, daha sonra bir gelenek oluşturmayacak mı?

Bendeniz her yeninin kökeninde bir eskilik olduğunu düşünürüm. Daha doğrusu şiirde ve sanatta yeniyi, şiir ve sanat ağacına yapılan yeni bir aşı olarak görürüm. Evet, o yapılan aşı yenidir; ama bir aşıdır. Aşıyı yapan kişi, ağacı yenilemiştir, tazelemiştir, canlandırmıştır. Haydi diyelim ki, aşı yapmasını bilen kişi, bahçeye yeni bir ağaç dikemez mi? Elbette diker. Fakat diktiği o yeni ağaç, bildik bir ağaçtır; o bölgenin ikliminde ve toprağında yetişmesi mümkün olan bir ağaç.  İşte gelenek, bir ucuyla ağacı aşılamak, öteki ucuyla da toprağa ve iklime uygun ağacı dikmektir.

Aşıdır gelenek; havadır, sudur ve topraktır. Siz şiir için aşıyı yeni hayal, imge ve söz sanatları olarak düşünün… Havayı yeni tatlar, heyecanlar, ahenk ve ritim olarak görün. Suyu yeni bilgi, yeni kavrayış ve yeni ilhamlar olarak kabul edin. Toprak, dil olsun, biçim olsun. Bütün bunlar değişebilir, yenilenebilir. Fakat ne kadar değişirse değişsin, ne kadar yenilenirse yenilensin, eskinin üzerinden harmanlanır. O bakımdan, sanat ve edebiyattaki yenilik, teknikteki yenilik ve eskilikten çok farklıdır. Teknikteki yenilik, eskiyi unutturur ve zamanla tedavülden kaldırır. Lakin sanatta durum çok farklı seyreder; orada eskilik de yenilik de izafidir.  Yeni yazılan bir şiir, hemen ertesi gün eskiyebilir; ama bazı şiirler vardır ki, asırlar evvel yazılmıştır ve hala yenidir, yeni de kalacaktır.

Gerçek sanat eseri eskidikçe klasikleşip değerine değer katıyor.  Kimileri o eskidir, köhnedir diye itibar etmeyebilir. Onu unutulmaya mahkûm edebilir. Hakkında menfi sözlerle kamuoyunda önyargılara sebebiyet verebilir. Hatta yeni olarak öne sürülen şiir kabul edilsin, yaygınlık kazansın diye mütemadiyen eleştirilebilir, kötülenebilir… Daha başka pek çok şey yapılabilir. Fakat bütün bunlar, o gerçek sanatı yerinden etmeye yetmez. Zira altın yere düşmekle değer kaybetmez. O yerdeki altını alır, temizlersiniz, sarrafa götürür kıymetini takdir edersiniz.  İşte gelenek, o eskiden, o yok edilmeye çalışılan sanat eserinden bugüne sirayet eden huzmelerdir. Yeni diye takdim edilen nice eser, o huzmelerle hayat bulmuştur.

Devamı: https://www.insaniyet.net/siir-ve-gelenek/

Bu haber toplam 40 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim