• İstanbul 13 °C
  • Ankara 12 °C
  • İzmir 14 °C
  • Konya 6 °C
  • Sakarya 16 °C
  • Şanlıurfa 8 °C
  • Trabzon 13 °C
  • Gaziantep 7 °C
  • Bolu 9 °C
  • Bursa 14 °C

Hilmi Yavuz'dan: Edebiyat Kat'iyen Muzırdır': Baha Tevfik ve Ahmet Hâşim

Hilmi Yavuz'dan: Edebiyat Kat'iyen Muzırdır': Baha Tevfik ve Ahmet Hâşim
Osmanlı'nın İkinci Meşrutiyet dönemi, modernliğin kendisine bir felsefî arkaplan ya da daha doğrusu bir felsefî meşruiyet zemini hazırlamanın zaaflarını barındırır.

Baha Tevfik, bu düşüncesini temellendirmek için, 'edebiyatın hayal ile uğraştığını' bildirir ve şöyle devam eder: 'Aslında dimağın çeşitli melekelerinin, birbirinin zararına çalıştığı belliyken; hafıza, muhakeme, idrak gibi gerekli kuvvetleri tahrip ederek hayali genişletmek, her şeyin gerçek ve maddiyete dayandığı bir devirde tamamen hayalî bir varlık kazanmasına çalışmak ne kadar teessüf edilmeye şâyândır.'

Demek ki, Baha Tevfik'e göre, edebiyat, dimağın [beyinin] her şeyin gerçek ve maddî olduğu bir dünyada, 'tamamiyle hayalî' bir varlık kazanacaktır ve bu, esef edilecek bir durumdur. Edebiyatın 'muzır' oluşu, Baha Tevfik'e göre elbet, işte tastamam bundan dolayıdır.

Prof. Dr. Süleyman Hayri Bolay da, 'Türkiye'de Ruhçu ve Maddeci Görüşün Mücadelesi'nde, 'Baha Tevfik'in nazarında affetme[nin] ve âlîcenaplı[ğın] boş şey'; 'sanat ve edebiyat[ın] zararlı' olduğunu; 'vatan, millet gibi kelimeler[in] tantanalı sözlerden başka bir şey' olmadığını bildirir. Eleştirinin yıkıcı olması gerektiğini düşünen Baha Tevfik, Ali Kemal'den Rıza Tevfik'e, "Mehmet Rauf'tan Rifat Necdet'e, Şehbenderzâde Ahmet Hilmi'ye ve Ziya Gökalp'e kadar herkese 'pervasız ve cür'etli yazılarıyla' ağır saldırılarda bulunmuştur. 'Edebiyatın faydasız ve lüzumsuzluğu' ['edebiyat kat'iyen muzırdır'] konusundaki hücumlarının asıl hedefi ise Ahmet Hâşim'dir.

Baha Tevfik'in Hâşim'i materyalist bir felsefî bağlamda eleştiriyor olmasını anlamak pek mümkün görünmüyor. Her ne kadar Hâşim, eşyayı ['eşkâl-i hayat'ı] veya madde'yi, Baha Tevfik'in 'kat'iyen mızır' bulduğu 'hayal' havuzunun ['havz-ı hayal'in] sularından seyrediyor olsa da, onun şiirinde bir aşkınlık'tan [transcendence] söz etmek bahis konusu olmadığı gibi, Şerif Hulusi'nin de belirttiği üzere Hâşim, Kâinatta 'muayyen bir nizam' olduğu kanaatinde de değildir. Dolayısıyla bu tavrın, bana göre elbet, Hâşim'i, İdealizmden ziyade Materyalizm ile İmmateryalizm arasında bir ara-konuma yerleştirmiş olması ihtimali daha ağır basıyor.

Not: Hâşim'de aşkınlık ve nizamsızlık konusunda benim 'Sanat ve Edebiyat Üzerine Yazılar'daki ilgili makalelerime bakılabilir.

15.02.2012 Zaman

Bu haber toplam 738 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim