• İstanbul 23 °C
  • Ankara 24 °C

İbrahim Demirci: Buharalı Hoca

İbrahim Demirci: Buharalı Hoca
Dokuz on yaşlarında mıydım, daha mı küçüktüm, bilmiyorum. On yaşındaysam 1966 yılı olmalı.

 Çimenlik Mahallesindeki evimizde perşembe günleri bir misafirimiz olurdu: Buharalı Hoca. Buharalı Hoca hakkında yıllar önce bir şeyler yazmış idim. Acaba ne yazmış idim? Arayıp buldum. Buyurun, birlikte okuyalım:

“Buharalı Hoca

Her gece uyumadan önce 21 kez “Bismillâhirrahmanirrahim” demeyi bize sanırım Buharalı Hoca öğretmişti. Adını hâlâ bilmediğim bu adam, yakın köylerden birinde otururmuş ve şehir merkezine cuma namazı kılmak için inermiş. Perşembe günü evimize gelen hoca, o gece bizde kalır, ertesi gün cuma namazını kıldıktan sonra köyüne dönermiş.

Buharalı Hoca, uzunca seyrek sakallı, sırtı hafif kamburlaşmış, biraz çekik gözlü -Buharalı adına bakarak bunu ben uyduruyor olabilir miyim?- ilginç bir insandı. Anlatılanlar doğruysa, Buharalı Hoca, arkasında namaz kılacağı imamın sakalının bile sünnete uygun olmasına dikkat eder ve bundan emin olmak üzere, adamın sakalını avuçlar imiş. Sakal çene altında bir tutamdan uzun veya kısa ise o imama uyup namaz kılmaz imiş.

Buharalı Hoca abdest alacağında elimdeki ibrikle ona su döktüğümü hatırlıyorumEllerini yıkamadan Eûzü besmele çeken hoca, ellerini yıkarken birtakım dualar okur, ağzına üç kez su alıp ağzını çalkalarken, sonra burnuna üç kez su verip sümkürürken, yüzünü üç kez yıkarken, önce sağ sonra sol kolunu dirseklerin epey üstüne kadar yıkarken, başını mesh ederken, kulaklarını temizlerken ve ayaklarını ovalarken ayrı ayrı ve bana epey uzun gelen dualar okurdu. Onun bir töreni andıran bu abdest alışı sırasında herhangi biri belki üç kez abdest alabilirdi.

Abdest dualarını bilmeyenlerin amentüyü okumalarını, ayakları yıkarken veya yıkadıktan sonra de Kadir suresini okumalarının iyi olacağını Buharalı Hoca’dan mı öğrenmiştik? Bundan emin değilim ama emin olduğum ve ilk öğrendiğimde yadırgadığım şeylerden biri şudur: Fatiha suresini okurken, “ancak sana kulluk eder, ancak senden yardım dileriz” anlamına gelen sözleri “iyyâke na’büdü ve iyyâke nesta’în” biçiminde kelimeleri birbirine ulamadan söylememiz gerekir. “İyyâ kena’” veya “İyyâ kenes” şeklinde bir seslendirme, Buharalı Hoca’nın gözünde affedilmez bir yanlıştı. Hocanın bu tutumunun gerekçesi de -belleğim beni yanıltmıyorsa- Kena’ ve Kenes kelimelerinin şeytanın isimlerinden oluşu idi. Hoca, imamımız olup bize akşam veya yatsı namazını kıldırırken, bu dikkatini açıkça sezdiren bir okuyuş okurdu: “İyyâke.. na’büdü ve iyyâke.. nesta’în.” Sonraları az çok Arapça öğrenince bu titizliğin, zamir ile fiilin karış-tırıl-masını önlemeye yönelik olduğunu düşünmüşümdür.

Devamı: https://www.insaniyet.net/buharali-hoca/

Bu haber toplam 362 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim