• İstanbul 27 °C
  • Ankara 23 °C

Karanlığa yürüme sancısı

Ahmet Tâlib ÇELEN

Ah be Abi!

“Öl!” diyecektin, ama “Karanlığa yürü” demeyecektin. 

Kalbi ve yüzü “apaydınlık” güzel insanlar, ismiyle tezat kapkaranlık adamların peşisıra mı yürüyecekti? 

Varlık sebepleri dünyâyı nûra boğmak olanlar karanlığa yürüyerek kendisini inkâr mı edecekti?

Hz. Âdem’den bu yana çizgisinde hiç kırılma yaşamamış insanlar bu kırıklığı nasıl taşısın şimdi? O ki, karanlık da çizgisinde hiç kırıklık yapmadı ve bugünkü temsilcileri de inatla karanlık yollarında yürümeye devâm ediyorlar. Bu o kadar açık, o kadar ortada ki…

Karanlığa rızâ karanlığa düşmek değil midir?

Karanlık yolun kara yüzlüleri alacakaranlığa bile râzı olmazken güneşin gözünü kamaştıracak aydınlık yolun nur yüzlüleri bir küçücük karanlık lekesine bile niye rızâ göstersin?

Ah be Abi!

“Bir ömür yerinden kımıldama!” diyecektin, “Karanlığa yürü” demeyecektin.

Ben şimdi kendi yürüyüşünü kaybetmekten korkan bir bahtı siyâhım. Bahtımı beyaza çevirecek bir söze, bir tavra çöldeki susuzlar gibi teşneyim. 

Her duruşun, her hareketin muknî bir gerekçesi olabilir de “Allah nûrunu tamamlayacaktır, kâfirler istemese de.” (Saff, 8) vaadi ışıl ışıl önümüzdeyken “Karanlığa yürüme”nin bir gerekçesi olabilir mi? 

Bu yazı toplam 43 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim