Eyüp Polis Karakolu’nun önünden itibaren evliyanın himmetine sığınmış derme-çatma bir çarşı ile karşılaştım.
Seccadeler, başörtüleri, tespihler, takkeler, levhalar, halk için kaleme alınmış dinî kitaplar, dua mecmuaları, namaz hocaları, son yıllarda sayıları hızla artan Kur’ân-ı Kerim mealleri vb.

Plastik tabaklar üzerine serigrafla basılmış levhalar. Bu levhaların yaldızlı yazıları ile plastiğin izdivacı çarşıdaki arabeski belirliyor. İster istemez gecekondudan şehre dönüşüveren nevzuhur mahallerdeki garip camileri hatırlıyorum. Bu camilerde yerli yersiz kullanılan plastik eşyaları, fayans bolluğunu, acı yeşilleri. Hele ki mihrabın iki yanına plastik tasları üst üste monte edip içinden bir floresan geçirerek yapılan tuhaf lambaları. Kâğıda, taşa ve ahşap unsurlara munis bir yaklaşımla oturan bu levhaların plastik üzerindeki duruşları aleladeliğin, sıradan ucuzluğun, boş vermişliğin ve hadi tasavvufî bir tarifle kesrete düşkünlüğün işareti değil mi?
Yazının devamı için:https://www.yenisafak.com/yazarlar/mustafa-kutlu/naylon-tezgah-plastik-cicek-4817380































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.