• İstanbul 19 °C
  • Ankara 12 °C

Karantina Günlükleri Üzere Sorular ve Cevapları

M. Çetin BAYDAR

1. Salgın için çok neden sayılabilir, büyük resme baktığınızda bu salgın insanlığın başına neden

gelmiş olabilir sizce? Bu salgını imtihan, imkan ve tehdit arasında nasıl değerlendirirsiniz?

"Ağızların tadını bozan ölümü hatırlayın" diyen Allah elçisi (s.a.v.) en kötü  sonuçlarla  karşımıza çıkan dünya  hallerini ne güzel anlatır. Dünyanın altını üstüne getiren depremlerde, yakıp yıkan yangınlarda ve gökten her türlü zarar verici cismi yağdıran fırtınalarda tek bir ortak payda vardır: ölüm.

Bu itibarla evde mahpus olduğumuz günlerde baş tefekkür konum   ölümle bize verilen mesaj oldu. Bu günlerde akrabamdan  vefat edenlerin arkasından şöyle yazmıştım: "Gönderildiğin yerde işini  bitirdin, şimdi döneceğin  yere gelme vaktindir"

Evet aynen böyle! Covid 19'a yakalanıp ölenlere verilen de "geri dön" mesajından başkası değildir. "Nasıl oldu? Nerden geldi? Sorularını, hastalık hakkında en mütebahhir olanlar dahi cevaplayamazken, bu fakiri zorlamak haksızlık olur. İmtihan mı, imkân mı, tehdit mi  yoksa ne? diyerek cevap bekleyenlere  derim ki, "Ağızsız dilsiz bir biçare olan Allah'ın Virüsünü irâdi bir varlık haline getirmeniz insanı şirke götürür ki aman aman.. uzak duralım dostlar!"

2. Karantina günlerinde neler yapıyorsunuz? Özellikle hangi eserleri okudunuz, hangi filmleri

izlediniz? Bu süreçte bir çalışma kaleme aldınız mı? Yaşadığınız tecrübeye dair bir eser üretecek

olsanız o eserde nelerden niçin bahsedersiniz?

Söz konusu günlerde Bacaklarım tutulup kalmasın diye evi arşınlamam, ilk işlerimden biriydi. Evden çıkamayınca beş vakit namazın, beşinde de baş imam idim, eşim ise bana  tabi olarak cemaat görevi  yapıyordu. Özellikle teravih namazlarının ritmi ile tefekkürden çok pay aldım. Serde Erzurumluluk olunca ünlü "İşfelena" duasını her  teravih sonrasında keydesi ile okuyordum. Bu dua  anlam olarak şöyleydi.

Mahşerin büyük meydanında (Arasât) ve terazinin kurulduğu (mizan) günde bize şefaat eyle (Yâ Resulallah).
Fazlınla bize merhamet eyle, ey Alemlerin Rabbi.

Okuduklarım veya ekrandan  izlediklerim  bahsine gelince Hırıstiyanlığın gelmişini geçmişini anlatan filmlerden tutun Kuran-ı Kerim'de ve sahih incil nüshalarında   anlatılanların bir çoğunu okudum derim. Öyle bir tutku ki  değerli zevcim "Aman! Allah korusun! İşin sonu tenasurdür " diyerek beni ikaz  zorunda kalırdı. Oysa kastım müminin yitik malını aramaktan ibaretti.

3. Hayat hikayenizde yaşadığımız nazik günler nereye oturuyor? Bu günlere ilişkin duygunuzu

ifade etmeniz gerekirse neler söyleyebilirsiniz?

İtiraf etmem gerekir ki bu dünyadan öte âleme  virüs kurbanı bir kimlikle gitmeyi istemedim. Hele hele maskeli ve beyaz tecrit elbiseli  insanların tabutumu  bir ucundan tutup mezara indirdiklerini hayal ederken irkilemem elimde değildi.

Hayatım boyunca hafızamı kaybedip kendimi bilmeyecek ölçüde yakalandığım  hastalıklarım  olmuştu. Bunlardan biri de  Penfigus Vulgaris isimli bir hastalıktı. Dostum Hüseyin Çatak da aynı hastalığı geçirenlerdendi, zaman zaman  o günleri  yad ederiz.

4. Salgınla beraber evlerimize çekildik. İnsanlar büyük bir tedirginlik içinde. Misafirliklere ara

verdik. Çocuklarınızı, torunlarınızı, eşinizi dostunuzu bu süreçte belki de ruberu göremediniz.

Bu konu hakkında neler söylemek istersiniz?

Sanal mülakat denen olguyu bu dönemde öğrendik  Çocuklarıma, torunlarımı bire bir mülaki olamayıp, onları bir manada hayal perdesinde seyreden  kişi konumum hiç de  iç açıcı değildi. Komşular sanki dağlar ötesine uçup gitmişti.

5. Salgın sonrası dünyanın ahvalinin nasıl olacağınız tahmin ediyorsunuz? Salgın hangi

alışkanlıklarımızı nasıl değiştirdi? Bu salgın insanlık hanemize neyi koyacak neyi götürecek?

Dostum, camii arkadaşım Nevzat Yücel'in dilinden düşürmediği "Rabbim  Afatından korusun" duası salgın sonrası  dünyası için de bir temenni olabilir. "Dönülmez ufkun akşamındayız vakit çok geç" şarkısı da, ve dahi  hiç bir şey eskisi gibi olmayacak sloganını da bir başka yönden bizleri kuşatıyor. Dolayısıyla "alıştıklarımızla değil  yadırgadıklarımızla sarmaş dolaş yaşanan bir hayat bizleri bekliyor" diye düşünüyorum.

6. Yaşadığımız günler hangi hatıraları gözünüzde canlandırdı? Bu günlerde en çok neleri

unutmayacaksınız? Çok daha önemlisi, 100 yıl sonra sizin bu mülakatınızı okuyacak nesillere

bu günlere dair neler söylemek istersiniz?

Son sorunuza cevap için  Meddahların söz başı ettikleri cümleyi kullanacağım:

"BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ ALLAH'IN KULU ÇOKMUŞ.."

 Hasılı Kelam,  Erbab-ı-Kalem, Faideli bir iş yapmıştır Allah ü'l âlem

Bu yazı toplam 451 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim