• İstanbul 21 °C
  • Ankara 19 °C

Mahallenin Mürebbiyesi

Mahallenin Mürebbiyesi

İhtiyarlar…

İhtiyar, seçmek, razı olmak, katlanmak, seçilmek, tensip etmek gibi anlamlara geliyor. Köy ihtiyar heyeti, köyü yöneten insanlar demektir. İhtiyar sözcüğü sadece yaşlanmış anlamında kullanılmamalı ve anlaşılmamalıdır. Bu hatırlatmayı ihtiyarların günümüzde iyice önemsizleştiğine/önemsizleştirildiğine vurgu yapmak adına ifade ettim.

İhtiyarlar yakın zamana kadar sosyal yaşamın önemli bir parçası idi. Onlar mahallede, sokakların oturma yerlerinde, evlerin önlerinde olurlar çocuklara, gençlere ve hatta sosyal hayata adeta rehberlik yaparlardı.

Bugün ne hazin bir manzaradır ki, sokaklarımızda pek az yaşlı görür olduk. Yaşlılar yani hayatın tecrübelileri yani gün-görmüş-geçirmiş çınarları artık huzur evleri denen mahzun mekanları mesken tutuyorlar. Toplum olarak onları huzur evlerinde mahpus edeliden beri evlerin, sokakların ve mahallelerin de huzuru kaçmış durumdadır.

Muhsin öğretmen mesela benim çocukluk yıllarımın mahallesinin adeta öğretmeni idi. İlk konuştuğumuzda “bu adamın sesi ne kadar da ince çıkıyor” diye içimden geçirmiştim; naif, nazik, hafif bir tını… Sonra tanıştık, kendisi bir öğretmen emeklisiymiş. Aradan geçen zaman bana şunu öğretti, Muhsin Öğretmen sınıftan ayrılmıştı ama mahalleyi adeta sınıfa çevirmişti.

Çocukları başına toplamak onun için çok kolaydı. Önce maniler söylüyordu, sonra duruma göre bizlere güreş yaptırıyordu. Güreşlerde de sanki Kırkpınar Meydanındaymışız gibi “pehlivaaan, pehlivan!” diyerek cazgırların yaptığı selavatlamayı yapar bunu yaparken de peşrev çekerek güreşi çocuklara anlatırdı.

Güreşi öyle çok severdi ki, güreş başladığı zaman onun nasıl neşelendiğini izler ve bu durumdan bizler de ayrıca keyif alırdık.

Biz çocuklar, Hz. Ali’nin pehlivanlığını, Hz. Hamza’nın cesaretini, Hz. Ömer’in adaletini, Hz. Osman’ın iffetini Muhsin Öğretmenden öğrendik hem de oyun oynayarak.

“Maşallah, maşallah, Hz. Hamza gibi cesaretli, Hz. Ali misali şecaatli” mukabilinden cümleler kurardı. Onlara dair zaman zaman kısa hikayeler anlatırdı.

Devamı: https://www.insaniyet.net/mahallenin-murebbiyesi/

Bu haber toplam 246 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Bir Çizgi: Ölüm Diamond Plus, Yunus Emre Selik06 Haziran 2024 Perşembe 13:23
  • Şiir Bize Ne Anlatır?06 Haziran 2024 Perşembe 13:22
  • Kant ve Besmele06 Haziran 2024 Perşembe 13:21
  • Mehmet Kabakçı: Yanlış Hikâyeler03 Haziran 2024 Pazartesi 10:18
  • Fatma Güneyin: Sen Yaşamalısın01 Haziran 2024 Cumartesi 11:19
  • Faik Öcal: Machiavelli’den Hükümdar’a 40 Tavsiye01 Haziran 2024 Cumartesi 11:17
  • Aydın Başar: Fethin üçüncü boyutu ve Akşemsettin31 Mayıs 2024 Cuma 11:12
  • Hüseyin Yorulmaz: İsmiyle Müsemmâ (mı?)30 Mayıs 2024 Perşembe 14:02
  • Hüseyin Çolak: Gözyaşı Medeniyeti30 Mayıs 2024 Perşembe 14:01
  • Günümüzün Anlatıcıları: Hatice İbiş İle Konuştuk30 Mayıs 2024 Perşembe 11:33
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
    Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim