28 Şubat irtica tehlikesi algılamasına karşı askerin tavrı olarak yorumlanır.
Daha sonra bazı DYP bakanlarının istifasıyla hükümet yıkıldı ve Refah devre dışı kaldı. Ancak süreç henüz bitmemişti. 1999’da IMF ile yapılan bir anlaşmadan sonra 2001 ekonomik krizini yaşadık. Bu kriz doğal bir süreç değildi ve IMF ile yapılan anlaşmanın devamı olarak planlanmıştı. Bu krizin en önemli özelliği tedavi için uygulanan politikaların, bana göre, gerekenin tam tersi olmasıydı. Bir televizyon programında faiz hadlerinin serbest, dövizkurlarının sabit tutulduğunu aslında tam tersinin yapılması gerektiğini söyledim. Bankalarınnakit ihtiyacının Merkez Bankası tarafından karşılanması gerekirdi.
Bu süreçte biraz parası olanlar faizden büyük paralar kazanarak, fiyatı sabit olan döviz satın alarak çok zenginleştiler. Devletin ise bu zararları karşılamak için kırk elli milyar lira zarar ettiği söylendi. Bunun sebebi ülkede yeni oluşacak siyasi iktidarı kontrol edecek sermayeyi güçlendirmekti. Ancak AK Parti’nin iktidarı bu projeyi engelledi.
Askerin en büyük hatası olaylara ideoloji açısından bakmasıydı. Oysa ülkemize yönelik operasyonların hepsi onların desteklediği ideoloji maskesiyle yapıldı. Ayrıca ekonomik gücü elinde tutanlar hem medya kanalıyla hem de bazı imkanlar sağlayarak yöneticileri kontrolediyordu. Bu süreçte müşavir ya da yönetim kurulu üyesi olan askerlerin çokluğunun bir anlamı yok mu?
Yaptığımız en büyük hata işimize gelen olaylarda gerçeği araştırmamak ve yapılanı savunmaktır. Bakalım askere yönelik tavırda kurunun yanında yaş da yanıyor mu?
03.03.2012 Star
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.