Mengüşoğlu: “Cenab-ı Allah mutlak hakiki sanatkârdır”

Mengüşoğlu: “Cenab-ı Allah mutlak hakiki sanatkârdır”
“8 milyar insan yaşıyor yeryüzünde, her biri biricik olarak yaşıyorlar. Cenab-ı Allah dokunduğu her şeyi biricik yapan, her şeyi mucize halinde ortaya koyan bir sanatkârdır. Onun sanatıyla boy ölçüşülemez.”

Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Şanlıurfa Şubesinin gelenekselleşen Cuma Sohbetlerinin 15 Mayıs 2020 tarihindeki konuğu Şair, Yazar Mengüşoğlu oldu. Çevrimiçi gerçekleştirilen söyleşiyi TYB Şanlıurfa Şube Başkanı Doç. Dr. Mahmut Kaya yönetti.

 

 Şair Yazar Metin Önal Mengüşoğlu, tabiattaki mahlûkların ürettikleri sanat eserleri ürünlerin tamamının Allah’ın sanat eserleri olduğunu ve bu anlamda Cenab-ı Allah’ın mutlak hakiki sanatkâr olduğunu söyledi.

 

İnsan kendi davranışının yaratıcısıdır

TYB Şanlıurfa Şubesinin çevrim içi Cuma Sohbetlerine konuk olan Şair Yazar Metin Önal Mengüşoğlu ‘Vahiy ve Sanat” konusunda açıklamalar yaparak; “İtalya’da Sicilya adasındaki Etna Yanardağı yine faaliyete geçti derken, bunu fiil olarak anarız. Dolayısıyla böyle genel ilgilendirdiğimiz faaliyetken sadece insana mahsus bir eylemlik hali var ki, ben buna nitelikli eylem diyorum. O da ameldir. Buna nitelik kazandıran niyettir. Niyet iyi de olur, kötü de olur. Amelde niyet iyiyse iyi olur, niyet kötüyse kötü olur. Dolayısıyla bu sadece insana mahsus. Allah’ın amelinden söz edilemez. Çünkü bir şuurla, çünkü o bir niyetle birbirine bağlıdır. Amel insana mahsus dedik. 3. bir eylemlilik hali ise, benim burada konum olan sanat. Faaliyet sıradan alelade eylem, amel; nitelikli, şuurlu niyet taşıyan eylem, sanat ise; incelikli eylem. Ve sanat, eylemler içerisinde içinde yaratıcılık taşıyan ve biricik olan eylemleri yansıtır. Çoğaltılamaz olan, taklit ve kopyası sanat olmaktan çıkan, taklitlere ve kopyaya tahammül etmeyen davranışımızdır. Bu anlamda taklit ve kopyanın çok ötesinde mutlak sanatkâr yalnız Cenab-ı Allah’tır. Cenab-ı Allah’ın dokunduğu hey şey bir mucize olarak ve bir sanat eseri olarak şerifinde mutlak yaratıcılık taşıyarak, ayrıca hiç yoktan yaratılmışlık taşıyarak ortaya konmuş bir sanattır. Eşsiz ve benzersiz değiştirilemez ve dönüştürülemez olan, kopyalanamaz olan bir sanattır. Bu bakımdan Cenab-ı Allah mutlak sanatkârdır” dedi.

 

Tabiat Allah’ın sanat eseridir

Şair Yazar Metin Önal Mengüşoğlu, Cenab-ı Allah’ın söz gelimi bir anne babadan 12 tane çocuk yarattığını bildiğimizi belirterek, “Şöyle bir baktığınız zaman hiçbiri diğerine benzemez. Hepsi biriciktir. 8 milyar insan yaşıyor yeryüzünde, her biri biricik olarak yaşıyorlar. Cenab-ı Allah dokunduğu her şeyi biricik yapan, her şeyi mucize halinde ortaya koyan bir sanatkârdır. Onun sanatıyla boy ölçüşülemez. Ama Cenab-ı Allah kendi sanat, güç ve kudretinden, kendi yaratıcı kudretinden insanoğluna da bir nebze bir cüz ihsan etmiştir. Yalnızca insanoğluna. Yalnızca insanoğluna diyorum, sözgelimi bal arılarının yaptığı petek, ürettikleri bal, sözgelimi ipek böceğinin ördüğü koza, veya örümceklerin ağı, kuş yuvaları, baktığınız zaman onlarda bir sanatçı mahluklar. Ürettikleri bu sanatın hakiki faili değillerdir. Çünkü şuurla, iradeyle değiştirip, dönüştürüp yerine başka bir şey yapabilme idrakine sahip olmadıkları için onların ürettikleri sanatlar da Cenab-ı Allah’a aittir. Çünkü bal arısını o altıgen peteği üretmeye kurgulamış olan, bir robotik yaratık olan yeryüzüne salmış olan Cenab-ı Allah’tır. Bal arısı, ben bugün petek yapmaktan vazgeçip İpek böceğinin kozasını yapacağım dese yapamaz. İpek böceği de bal arısının peteğini yapamaz. Tabiat Allah’ın sanat eseridir. Tabiatta insan dışındaki mahlukların, insan tabiata dahil değildir, insanın tabiatı yoktur, insanın fıtratı vardır. Bu bakımdan tabiattaki mahlûkların ürettikleri sanat eserleri ürünlerin tamamı Allah’ın sanat eserleridir. Bu anlamda Cenab-ı Allah mutlak hakiki sanatkârdır” diye konuştu. 

 

Akif abiyle hukukum çoktur, çok hatıram vardır

Merhum Şanlıurfalı Şair Yazar Mehmet Akif İnan ile çok yakın ilişkilerinin olduğunu ve yurtdışı gezilerine beraber gittiklerini çok sayıda anılarının da olduğunu belirten Mengüşoğlu konuşmasını şöyle tamamladı;

“Birçok şehre Akif abiyi anlatmaya gittim, hem de çok hatıram vardır Akif abiyle. Öyle tatlı hatıralar ki, onun bir mistik tarafı vardı, onu eleştiren bir yazı yazmıştım, o yazıyı okumuş, kahkahalarla beni kucakladı. Yani o konuda kanaatlerimiz farklı olmasına rağmen birbirimizi kucaklayabilen insandık. Ona çok saygım, hürmetim var. Geçen yıl Memur-Sen’in Kızılcaham’da yaptığı toplantıya beni Akif abiyi anlatmaya çağırmışlar. Ahmet Gündoğdu da bilir beni, Ali başkan da bilir. Dolayısıyla hukukum çoktur. Atilla Maraş’la da Akif abiyle birlikte bulunmuşluğumuz çok olmuştur. Birçok hatıram var. Mesela Türkmenistan’da bir hatıram var; TYB adına Türkmenistan’a gitmiştik. Türkmenistan’da çok gezdik. Türkmenbaşı zamanında da, Atçapar dedikleri Hipodromda bir yemek verdiler bize, yuvarlak masa yemek. Türkmenistanlılar, Kültür Bakanları aramızda, yazarlar aramızda. Fakat onların sofrasıyla bizim sofrayı Akif abi ayrı tuttu, çünkü onlar arak içiyorlar, biz içmiyoruz. Bizimki alkolsüz sofra fakat yuvarlak masa. Kültür Bakanı da çok içki içen birisi, sürekli her birimize söz veriyor. Kalkıp bir şiir okuyoruz, bir fıkra söyleyen, bir şeyler anlatan oluyor. Ama her konuşandan sonra Kültür Bakanı içkisini içiyor, başı da dumanlı kalkıp uzunca bir söylem yapıyor. Bi daha, bi daha, bi daha, giderek de sarhoşluğu arttı adamın. Akif abi dayanamadı; Metin kalk şerefimizi kurtar, bizi bu geveze heriften kurtar dedi. Tamam abi dedim.  Ortada da muazzam bir şaman ateşi tütüyor, etrafında masalarımız. Şaman ateşinin etrafında dolaşarak kalktım, Necip Fazıl’ın çile adlı şiirini okumaya başladım. Adamcağız ilk kıtalardan itibaren iki elini çenesine yasladı, müthiş bir odaklanmayla hep beni dinlemeye başladı. Bende dramatize ediyorum, yani ateşin etrafında dolaşarak okuyorum şiiri. Övünmek gibi olsun. İyi de okurum. Şiiri okudum, okuduktan sonra, bitti adam hemen ayağa fırladı; bitti dedi, bitti. Bu gece artık bu sözün üstüne söz söylenmez dedi. Geldi benim boynuma sarıldı sarhoş sarhoş. Sen dedi benden daha büyük bir şairmişsin. Şiiri benim zannediyor. Ben anlatıyorum, benim değil, ama anlatamadım. Öyle bir hatıramız var, daha çok hatıralarımız var Akif abiyle. Allah rahmet eylesin.”

 

Hocamıza Şanlıurfa TYB olarak teşekkür ediyoruz

TYB Şanlıurfa Şube Başkanı Doç. Dr. Mahmut Kaya, Şair Yazar Metin Önal Mengüşoğlu hocanın “Vahiy ve Sanat” konusundaki sunumundan çok memnun olduklarını belirterek, ”Hocamıza Cuma Sohbetlerimize konuk olduğu ve ‘Vahy ve Sanat’ konusunda değerli birikimini bizimle paylaştığı için çok memnun olduk. Metin hocaya hayırlı ve bereketli bir ömür diliyoruz. Ayrıca hocamıza ve programımıza katılan tüm herkese şahsım ve TYB Şanlıurfa Şubesi yönetimi adına teşekkür ediyorum” dedi.

 

Söyleşinin sonunda Mengüşoğlu, “TYB Şanlıurfa Şubesi üyelerinin sorularını cevapladı.

 

Programda TYB Şanlıurfa Şube Başkanı Doç.Dr. Mahmut Kaya, Yönetim Kurulu ve üyeleri Mehmet Sarmış,, Eyyüp Azlal, Ömer Sabuncu, Seyid Ahmet Kaya, Nusret Yılmaz, Mehmet Nur Şanda, Mehmet Akbaş, Yusuf Ünver, Fatih Hanpolat, Erol Erkan, Osman Güzelgöz, Halil Atlı, Hasan Ekinci, Mustafa Özmen, Müslüm Abacıoğlu, Elif Şahap, Emine Altun, Sevda Ede, Zeynep Karakurt, Berrin Çoban, Büşra Şeker, Semra Yaman, Sibel Ket, Kübra E. hazır bulundular.


sanliurfa-tyb’nin-bu-haftaki-konugu-sair-yazar-metin-onal-mengusoglu-(2)-(1).jpgsanliurfa-tyb’nin-bu-haftaki-konugu-sair-yazar-metin-onal-mengusoglu-(2).jpgsanliurfa-tyb’nin-bu-haftaki-konugu-sair-yazar-metin-onal-mengusoglu-(0).jpg

Bu haber toplam 121 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim