Hıristiyanlık devlet değil, davet dinidir. İslamiyet ise farklı olarak ‘kadip/kılıç’ yani aynı zamanda devlet dinidir. Hıristiyanlık büyük güçlerle karşılaştığında imtihanı kaybetmiştir. Ya da davette kazanmış ama resmiyete geçtiğinde yani devlet dini olduğunda kaybetmiştir. İsa dininden çıkıp Kayzer dini haline gelmiştir. İznik Konsili ve onu takip eden günlerde (325–380) Hıristiyanlık ile Roma izdivaç ve imtizaç etmiş ve bunun neticesinde, med-cezir halinde yani bıçak sırtı olan Hıristiyanlık devlet ilişkileri uzlaşmaya varmıştır. Hıristiyanlık güç kazanmış ama ruhunu kaybetmiştir. Baştan beri ikircikli çizgiden bozuk olanı kökleşmiştir. İznik Konsili ve akabinde Roma’nın Hıristiyanlıkla uzlaşması sonucunda Pavlos çizgisi galip gelmiştir. Ana akım olmuştur. Tevhit çizgisi teslis çizgisine yenilmiştir. İslamiyet’in zuhuruyla birlikte tevhit çizgisi yeniden parlamaya başlamıştır. İslamiyet Hıristiyanlıktan farklı olarak devleti de içerir. Devlet aynı zamanda inancın zırhı ve korunağıdır. Şevketi olmayan bir değer yıkılmaya veya bükülmeye mahkûmdur. Esasında Hazreti İsa katı Museviliği tadil ve ona maneviyat aşışı yapmaya gelmiştir. Musevilik siyasette ifrat çizgisini temsil etmektedir. Hazreti İsa esik olan yer melekûtuna, sema melekûtu eklemek için gelmiştir. Lakin zamanla ona da tahrif eli değmiştir.
Yazının devamı için: http://www.milligazete.com.tr/koseyazisi/Yeni_Roma_Islami_bozabilecek_mi/14708#.UXuAnEpy36k































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.