• İstanbul 24 °C
  • Ankara 20 °C

Namaz

Elif SÖNMEZIŞIK AYDIN

-Ruzname; Kelime Günlüğü'nden-

Velev ki akşam vakitleri…

O gövdeyi taşıyan ayakların pek sık uğramadığı yerler… Sokakların onu, onun sokakları yabancıladığı bir İstanbul burası… Gündüz vakitleri olsa barışacaklar belki. Ama akşamın gölgesinden mi, ara caddelerde çoğalan uğultusundan mıdır nedir; barışamıyorlar bir türlü.

Boğaz suları da kararmış, hava ılık ve durgun. Ama sular hırçın gibi görünüyor ve epey yabani…

Az önce fazla kalamadığı bir sergi açılışından -onlar kokteyl diyorlar- çıkmış. Ya da kaçmış olabilir. Kelimelerin her biri ağzında kocaman harflerle büyümeye başladığından mı, o kocaman harfler boğazına tıkandığından mıdır nedir; bu şekilde iletişim kurmaya çalışmanın yararsız olduğunu kabullenmiş. Tıkanıklığını giderip soluklanabilmek için kaçarak çıkmış… evet.

Dışarısı da pek cazip görünmüyordu geliş yolundayken. Fakat dönüş yolunda aynı kaldırımları arşınlarken bile havanın daha bir taze olduğunu hissediyor. Ya da içerideki havaya göre çok daha taze geliyor şimdi.

Akaretler'den Beşiktaş sahiline iniyor. İndiği cadde curcuna, caddenin bağlandığı ana cadde curcuna…

Sahile akan caddede geceye akan yeni bir başlangıç varken; ana caddede işten, okuldan ya da herhangi bir yerden eve dönüş telaşı var. İki curcuna da birbirine karışmamaya özen gösteriyor gibi. Durmadan birbirine akan ama amaçları farklı iki akıntı… Aslında gözleri kısıp bakınca azar azar her şeyden bir tutamı hapsetmiş çok renkli bir fotoğraf gibi. Bu fotoğraf, her şey olabilse de huzurlu değil. Ya da temiz hava bu keşmekeşte cazibesini yitirmeye başladı. Hemen az ileriden yükselen iyot kokuları bile kesintiler yüzünden uzak, çok uzaktan geliyor gibi.

İstanbul'da vızır vızır insan ve araç selinden kurtulup yürünecek geniş bir kaldırıma kavuşmak gibisi yoktur. Hele ki sizi oraya taşıyan ayakların her biri bir külçeye dönüşmüşse, kulüp önlerinde uzayan sıralardan müsaade istemek için sürekli kesilen adımlarınız varsa.

Elbette şehrin çoğu yokuş aşağıları ferahtır. Karanlığın ve her telden çalan kalabalığın verdiği huzursuzluk devam etse de daha ferah şimdi.

Yol biraz uzun. Kaldırımda birkaç trafik lambasını atlatmak lazım. Bir ezandan diğerine kurulacak kısa cümlelerden daha fazla adım gerektiren trafik lambaları… Bu uzun bir fasılanın son bulmasını beklemek gibi.

Dolu, tıklım tıkış otobüsler, müşteri için yavaşlayan taksiler, omuzlarında muhtelif alet ve edevat taşıyan öğrenciler, beklenenler, bekleyenler, cumartesi akşamının rotasını çizememiş kararsızlar, sokaktan eve girmek istemeyenler, bir an evvel eve dönmek isteyenler, yürüyenler, yürüyenler… O da katıldı aralarına şimdi.

Devamı: https://www.yenisoz.com.tr/namaz-makale-48791

Bu yazı toplam 283 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim