• İstanbul 20 °C
  • Ankara 14 °C

Prof.Dr. Musa Kazım Arıcan: “En Temel Erdemimiz Adalettir”

Prof.Dr. Musa Kazım Arıcan: “En Temel Erdemimiz Adalettir”
Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Rektörü ve Türkiye Yazarlar Birliği Genel Başkanı Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan, TYB Ankara Şubesi’nin çevrimiçi olarak düzenlenen “Ramazan Söyleşileri” programına katıldı.

16 Mayıs 2020 tarihinde saat 22.00’de başlayan ve TYB Ankara Şube Mali Sekreteri Mehmet Sıddık Yıldırım’ın yönettiği söyleşide konuşan Prof. Dr. Arıcan, “Eğitim ve Davranışta Erdem” konusunda açıklamalarda bulundu.

ERDEMİN OTOBAN KAVRAMLARI:HİKMET, ADALET, İFFET VE ŞECAAT

TYB Ankara Şubesi’nin Instagram hesapları üzerinden canlı yayınlanan programda konuşan Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Rektörü ve TYB Başkanı Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan, hem Batı düşüncesinde hem İslam düşüncesinde tarih boyunca ediplerin, filozofların, felsefecilerin ve ulemanın erdem kavramı üzerinde kafa yorduğunu belirterek, “Erdem Türkçedeki fazilet kavramının karşılığıdır. Erdem iyi ahlaktır. İyi ahlaklılık  erdem, kötü ahlaklılık rezilettir. İyi ahlak övülmüş, kötü ahlak yerilmiş davranışlardır. Erdemin otobanları  hikmettir, adalettir, iffettir, şecaattır. Adalet erdemi tüm erdemleri mündemiç, kuşatan bir erdemdir. İfrat ve tefrite kaçmayan,  ölçülü, dengeli, itidalli  hareketler ve davranışlar  iyi ahlakı, fazileti ve erdemi temsil eder.” şeklinde konuştu.

MEDENİYETİMİZDE ERDEMİN KAYNAĞI KUR’AN VE SÜNNETTİR

Hız ve haz çağını yaşadığımız, herkesin makam ve mevki hırsında olduğu bir dönemde erdemi konuşmanın çok önemli olduğunu söyleyen Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan şunları söyledi:“Koronavirüs salgını hız ve haz çağını yaşayan insanlığa durun bakalım nereye gidiyorsunuz mesajı verdi. Kendinize gelin, özünüze dönün, kendinizi bilin, dedi. Tüm peygamberlerin ümmetlerine önerisi güzel ahlaktır. Sokrat’ın ‘Kendini bil’ çağrısı ile ‘insan fıtratı gereği iyiliği ister’ teziyle birlikte tüm filozof ve ulema ahlak ve erdem öğretisi üzerinde durmuştur. Oturup kalkmamızdan, düşünme biçimimize, doğaya bakışımıza kadar ahlaki bakış açımızın rolü vardır. İslam alimleri de erdem üzerinde yoğun çalışmalar yapmıştır.  Kindi,  üzüntüyle baş etme, Farabi, mutluğu kazanma üzerine odaklanmıştır. Kindi ve Farabi, ahlaklı ve erdemli olmakla üzüntünün yenileceği ve mutluluğun yakalanacağını ifade etmişlerdir. Kur’an’ın inananlara yüklediği temel emirlerinden olan ‘iyiliği emretme, kötülüğü engelleme’ ödev ve sorumluğu da büyük erdemlerdendir. İslam ahlakı çalışan ulemanın ilham aldığı kaynak, Kur’an-ı Kerim ve Hazreti Peygamberimizin sünnetidir. Kur’an ahlakıyla ahlaklanmak Allah’ın ahlakıyla ahlaklanmaktır. Bu da aslında fıtrat üzere olmaktır. Fıtratın özünde de haya vardır, iffet vardır. İyi ahlaklı insan, elinden dilinden emin olan kişidir. Elimizden dilimizden insanlar rahatsızsa erdemli değiliz. Başkalarıyla  iyi geçinen,  başkalarının iyi geçindiği kişidir. Kendisi için istediğini, başkaları içinde isteyen kişidir. Sadece insanların değil tüm canlıların  güven duyduğu insandır. Aslında bunlar evrensel ahlak ilkeleridir. Güven erdemlerin başında geliyor. Hazreti Peygamberimiz emin bir insandı. Kur’an-ı Kerim ve Peygamberimizin sünnetinin özünü hikmet, adalet, iffet ve şecaat erdemleri oluşturur.  Her Cuma hutbede imamlarımız “Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiliği, akrabayı yardım etmeyi emreder, çirkin işleri fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğütler veriyor.” hatırlatması yapıyor. Adalet,  kendi içinde hikmeti, iffeti, merhameti taşır. Adaletli olma ölçülü olmadır.  Bunların tamamı Kur’an’idir. Aslında Kur’an ve sünnetin bize tavsiye ettiği hayat erdemli, kemale ermiş, mutlu ve huzurlu bir hayattır. Cennete hazır bir hayattır.”

ERDEMSİZ, MERHAMETSİZ VE VİCDANSIZ İLİM FELAKETTİR

Erdemin otobanları olan hikmet, adalet, iffet ve şecaatın alt erdemleri de olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Arıcan erdemin  yaygınlaştırılamamasının sebeplerini ve yaygınlaştırılması için yapılması gerekenleri şöyle anlattı: “Mümin müminin aynasıdır.  Ahlakta başkalarının kusurları üzerine inşa ediyoruz. İslam ahlakında kişinin hep kendisinin hatasını görmesi önceliktir. Bugün kendi hatamızı görmüyoruz. Başkalarının kötü ahlakları üzerine düşünce geliştiriyoruz. Her birimiz erdemli olduğumuzda sorun kalmayacaktır sanırım. Dört ana erdem ile alt erdemleri nefsimizde yaşadığımız zaman örnek bir hayat ortaya çıkacaktır. O zaman nerede hata yaptık.  Bilgi edinmeyi önemli gördük.  Kurumlar inşa ettik. Çok malumatı değerli sandık. Ahlaki gelişimi yabana attık. Koronavirüs bizlere şunu gösterdi. Endüstri 4.0 sürecini yaşayabilirsiniz, işlerinizi yapay zekayla yürütebilirsiniz, 5G’ler üretebilirsiniz, daha fazla mal mülk sahibi olabilirsiniz, erdemi yakalayamazsanız sonunuzu getirirsiniz. Bugün gelinen nokta budur: Ülkelerin birbirine tahakkümü, dünyanın çatışma içinde olması, bilimperestliğinin sonucudur, bilimin kötüye kullanılmasıdır. Bilgi bizim yolumuzdur. Merhametini kaybetmiş bilim, insanı felakete zorlamaktadır. Vicdansız ilim insanlığı kıyamete zorlamaktadır. Bostan  ve Gülistan’da insanların erdem kazanmasından bahseder. İyi insan olmak yerine,  karizmatik insan, zengin insan, şan şöhret sahibi insan olmayı önemsedik. İnsan yetiştirme  ve olgunlaştırma süreçlerimizi yeniden gözden geçirmeliyiz. Ana okulundan itibaren şahsiyet eğitimine önem vermeliyiz, ahlak eğitimine önem vermeliyiz. Soru çöze çöze yetenek kazanıyoruz. Erdemler de yapa yapa  kazanılır. Nasıl ok ata ata okçu, at bine bine binici olunuyorsa faziletlerde yapa yapa kazanılır. İnsan özü itibariyle iyi insandır, eşref-i mahlukattır. Ancak erdemleri tekrar etmezse bu özelliğini yitirir, kaybeder.”

 GENÇLERİMİZ MEDENİYETİMİZ ADINA GÜZEL İŞLER YAPIYOR

Gençliğin içinde bulunduğu durum ve geleceğini değerlendiren Prof. Dr. Arıcan,

“İnsan fıtratını koruduğu an kerim olma vasfına sahip bir varlıktır. Kişilik yedi yaşından itibaren oluşmaya başlıyor. Ergenlik döneminde akıl ve hürriyet kazanmaya başlıyor. Ergenlik, çocukluktan çıkıp kendisi olma, kendi kararlarını, kendi tercihlerini yapma dönemidir. Kendi doğası üzerine insan olduğunda sorun yoktur. Gençler bu alamda hakkaniyeti, doğruluğu adaleti savunma psikolojik halindedir. Onun için gençlere delikanlı deriz. Gençlik döneminde insanlar daha ilkeli ve prensipli olur. Bugünün gençlerinin daha iyi olduğunu düşünüyorum. Çevreme baktığımda çok güzel gençler var. Bugünün gençlerinin daha içi dolu işler yaptığını düşünüyorum. Medeniyetimiz ve kültürümüz adına çok daha güzel işler yapıyorlar. Bizim dönemde maddi sıkıntılarımız vardı, daha çok geçimi düşünüyorduk. Bugün refah dönemini yaşıyoruz. Hamd olsun çok iyi noktayız. Koronavirüste dünyada en öndeyiz. İnsanlarımız da iyi noktada. Temel bazı sorunlarımızı çözdük. Artık erdemleri, fikre, düşünceye, hayata yansıtma zamandır. Medeniyetimizin yeniden parlayacağı döneme giriyoruz.” dedi.

EN ÖNEMLİ HEDEFİMİZ İRFAN MERKEZLİ BİLİM FELSEFESİ OLUŞTURMAK

Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi’nin rektörlüğüne atanmasını değerlendiren Prof. Dr. Arıcan, Cumhurbaşkanımızın tevdi ettiği görevi hakkıyla yapmaya, emanetin sorumluğunu yerine getirmeye çalıştığını anlattı. Üniversite olarak temel amaçlarının kültür ve medeniyetimizden beslenen yeni bir bilim felsefesi ortaya koymak olduğunu ifade eden Prof. Dr. Arıcan, hedeflerini şöyle açıkladı: “Bizim aslında dünyaya söyleyecek çok sözümüz var. Anadolu irfanı ile bütünleşen bilim felsefesini dünya taktim etmeliyiz. Batı felsefesinin özü, ‘insan insanın kurdur’ fikrine dayanır. Bizim medeniyetimiz ise  ‘insan insanın dostudur’ anlayışıyla hareket eder.  Koronavirüs insan insanın kurdu değil dostu olduğunu tüm dünyayı gösterdi. Özellikle Türkiye gelişmiş ülkeler de dahil olmak üzere 55 ülkeye  sağlık yardımı yaparak bu değerimizi ete kemiğe büründürdü. Bilim felsefesiyle burada kadar geldik. Bilimperest anlayış insanlığı yok etme noktasına getirdi.  Yeni bir bilim felsefesi ortaya koymalıyız. Yeni bilim felsefesinin ne olacağını konuşmalıyız, Ahlaki bir bilim felsefesi üzerinde odaklanmalıyız. Batı’da böyle arayış içinde olan aydınlar var. İnsanlık ve bilim merhametini kaybederse insanlığın sonu gelir.  Yapay ve robotik gelişmeler yeterli değil. İnsanı yaşatma üzerine kurulu, merhametini kaybetmeyen bilim ve bilim insanı ancak insanlığa faydalı olabilir. Üniversite olarak bu noktaya odaklanacağız.  Ülkemizin sorunlarına çözümler üretmek istiyoruz. Yeni bilim felsefesine ışık tutacak bilim çabası en büyük hedefimiz.”

GELECEĞİN YAZAR VE MÜNEVVERLERİNİ YETİŞTİRİYORUZ

Söyleşide Türkiye Yazarlar Birliği’nin faaliyetleri hakkında bilgi veren Prof. Dr. Arıcan, TYB’nin  Türkiye’nin köklü kuruluşlarından olduğunu, 42 yılda çok değerli ve kalıcı hizmetlerin altına imza attığını belirterek, “TYB, hiçbir hesabı kitabı olmayan hasbilik üzerine kurulmuştur. Kültür, edebiyat, sanat ve  fikir üzerine odaklanan  bir sivil toplum kuruluşudur. Gönüllülük esasıyla hizmetlerini sunuyor. Mehmet Akif Ersoy’un adının yasaklandığı bir dönemde Mehmet Akif Divanları kuran, Anadolu irfanını toplumun önüne koyan bir kuruluştur. Kadim okumaları gelenek oluşturuyor. 17 yıl süren Mesnevi okumalarının hatimesi yapılarak  ikincisi başlatılmıştır. Safahat okumaları, tarih okumaları gerçekleştirilmiştir.  Türkiye Yıllığı, TYB Akademi gibi gelenek oluşturan yayınları devam etmektedir. Ülkemizin kendi içinde ve gönül coğrafyamızda birçok ülkede kültürdaş ve gönüldaşlarımızla uluslararası faaliyetleri icra ediyoruz. 40. yılımızda 40 faaliyet yapalım diye yola çıktık, 140’a yakın faaliyete imza attık. Bunları kitaba dönüştürüyoruz. Ailelerimizden, işimizden fedakarlık yaparak gönüllülük esasına göre çalışıyoruz. Gönüllük esasıyla yapılan işler daha çok manevi haz veriyor. Yerelde çok güzel faaliyetler yapıyoruz, her ilde şube açılım diye bir derdimiz yok. Bir protokol oluşturmalarından çok, bulundukları şehrin fikir, kültür, sanat hayatına katkı yapsınlar istiyoruz. Genç yazarlar kurultayı gerçekleştirdik. Genç kahve kurduk. Bu projelerle gençlik yıllarında yazmak isteyen insanları ustalarla buluşturuyoruz. Geleceğin büyük yazarlarının ortaya çıkmasını için çalışıyoruz. Çok şaşalı programlar yerine kalıcı faaliyetleri önemsiyoruz. Birçok  sivil toplum kuruluşu ve üniversitelerle işbirliği yapıyoruz. Birlikte iş yapma kültürünü de geliştiriyoruz. Bizler el birliği yaparsak, dayanışarak, yardımlaşarak özlenen kültür hayatını gerçekleştireceğiz diye düşünüyorum.”

GENÇLERE YÜKSEK LİSANS VE DOKTORA TASVİYESİ

Gençlere sınavlar, üniversite tercihleri ve gelecekleri hakkında tavsiyelerde bulunan Prof. Dr. Arıcan, “Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi olarak  genç bir üniversiteyiz. Sosyal bilimler alanında ilk ve tek olma özelliği taşıyoruz. Tarih ve kültürle iç içe bir üniversiteyiz. Gençlerin arzu ettikleri yerleri yerleşmelerini isterim. Hukuk, siyasal bilimler, İslami ilimler,  felsefe, sosyoloji ve tarih alanlarında çok iddialıyız. Fakülteleri ve bölümleriyle gelecekte hem ülkemiz hem dünyaya hizmetler sunacak süreçlere ve imkanlara sahip bir üniversiteyiz. Gençlerimiz eğitimler uzaktan olduğun için kaygılandılar. Ancak kaybedecek bir şey yok. Tüm gençler benzer kaygıları yaşıyorlar. Ülkemizin tüm gençleri gelinen nokta iyi bir noktaya geldiler.  Taşra  üniversitelerinin de kalitesi yükseldi. Üniversiteyi kazanmakla iş bitmiyor. Asıl ondan sonrasını iyi yapmak. Bugünün gençleri şanslı.  Öğrencilerimiz mutlaka ikinci bir dile vakıf olabiliyorlar. Öğrencilik hayatında projelerde yer alıyor. Çift dal, yan dal imkanlarından yararlanabiliyorlar. Lisans  döneminde bile yurtdışı tecrübesi edinebiliyorlar. Bu anlamda gençlerimizin tercihlerini yaparken ne olmak istedikleri kararını iyi vermeliler.  Okuduğu bölümle ikinci bir diplomayı alabiliyor. Yüksek lisan ve doktora yapmak üzerine akademik bir vizyon çizenler doğru karar vermiş olurlar. Bir alanın ehli olurlarsa aranan insan olacaktırlar. Üniversite bitirdikten sonra iş kaygıları olmayacaktır. Üniversitelerimizle  dayanışma içinde olan kuruluşlarımız var. Yurtdışına staj hareketine gidebiliyor. Bakanlıklarda, Türki Cumhuriyetlerde, tecrübe alanları  oluşturabiliyorlar. Bu dönemde üniversite öğrenci olmak büyük bir şans. Sınavlarda tatlı bir rekabet olmalı. Ancak zihinsel bir krize dönüştürmemek lazım. Ülkemizin üniversiteleri çok iyi bir noktada. Ülkemiz içinde dışında gurur duyacağımız öğrenciler yetişiyor. Gençlerimiz şunu göz ardı  etmesinler. Tıp ve mühendislik okusalar bile mutlaka sosyal bilimlerle ilişki kursunlar. Çünkü sosyal bilimler olmadan fen bilimler topaldır, kördür.” şeklinde konuştu.

Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan, gönül coğrafyamızın güzel insanlarının gelecek bayramını ve kadir gecesini kutlayarak sohbetini sonlandırdı.

Bu haber toplam 483 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim