Bu defa cadı avına değil ahmak avına çıkacaklardı. İşte Eşşebab, Nusra ve benzeri “İslâmî Örgüt” dedikleri fitne akımlarının çıkış hikâyesi budur. Bunları selefilik üzerinden kotardılar. Irak’ta, Suriye’de, Somali’de vs. bir ânda türeyen bu örgütler, Orta Doğu’nun Aczmedileridir. Her birinin üslûbu değişik olsa da özü vehhabiliktir. Vehhabilik, ilk defa ideoloji ihraç etmekte. Kafkaslarda Çeçenler, Balkanlarda Osmanlı eserleri ve daha bir çok yerde hayatlar bu montaj ideoloji ile mahvedilmiştir. Suriye’de Irak’ta, Pakistan’da ve nihayet Kenya’da kan dökenler, kafa kesenler selefilikle şartlanmış militanlardır. İşinde-gücünde olan insanları katletmeyi dinle alakalandırmak bir cinnet iddiadır. İslama, Müslümanlara nefret böylece tezgâhlanmakta, İslamofobya böylece beslenmektedir.
Esasında mezhepsiz oldukları, ehli sünneti kâfir saydıkları halde kendilerine “ehli sünnet” derler. Rejisör derin batı, böylece Müslümanları, merhametsiz vahşiler olarak göstermektedir. Çıkan kargaşa, kapitalizmin, sömürgeci batının işine yaramakta. Neticede hem içten vurulan İslam ülkeleri dönüp İsrail’e bakamamakta ve hem de batı, doğuya “seni koruyacağım!” diyerek yüksek menfaatler, büyük imtiyazlar devşirmektedir.
26.09.2013 Türkiye































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.