• İstanbul 13 °C
  • Ankara 12 °C
  • İzmir 14 °C
  • Konya 6 °C
  • Sakarya 16 °C
  • Şanlıurfa 8 °C
  • Trabzon 13 °C
  • Gaziantep 7 °C
  • Bolu 9 °C
  • Bursa 14 °C

Sibel Eraslan'dan: Beyoğlu’ndaki son filinta

Sibel Eraslan'dan: Beyoğlu’ndaki son filinta
15 yaşında ve hala filinta... İstiklal Caddesi’ne ne zaman çıksam, öyle sırım gibi ayakta hazır beklerken görürüm onu.

Nice evsizlerin evidir. Avlusunda tahta bavuluyla yatan orta yaşlı kadına baktığında, Ashabı Kehf’i arıyormuş gibi... Gidecek yeri kalmamışların sığınağı sanırsın. Ağa Camii; zannedersin ki Hz. İsa’nın hayatta kalmış son havarisidir. Önünde mendil satan cılız esmer çocukların sırtlarını dayayabileceği dünyadaki en son duvar gibidir. İçinde her daim Yasin okuyan nineleri, aceleyle namaz kılmaya girmiş tezgahtar kızları, sünnetlik oğlanlarıyla çarşıya çıkmış genç anneleri gördüğünde, burnunun direği sızlar, sızlar da tüm duvak giyememiş “öteki” kızlarına dünyanın, en içten duaları ederken bulursun kendini... Nasıl olup da hala ölmediklerine akıl sır erdiremediğin zayıf dilencileriyle, meczuplarıyla, kan ter içinde Cuma’ya koşup sonra da uyuya kalan genç ameleleriyle... Zannedersin ki minberinden ab-ı hayat fışkırır da, ondan bir avuç içen hiç ölmez... Ve dünyanın tüm itiraz yürüyüşleri, boykotlar, el ilanları, pankartlar ve eylemler, hemen onun önünden başlar... Anaç bir dehliz gibi kurtarır her seferinde başı coplarla belaya düşmüş her neferi... Zannedersin ki Elçi Zülkarneyn’in, iki Batı ile iki Doğu arasında seyrüsefer ederken unuttuğu miğferidir bu camii...

Bu yüzden bakma derim, bakma günde sadece beş kere konuştuğuna.

Çünkü onun durduğu yerde Allahu Ekber demek her babayiğidin harcı değil... Taksim’in tek camisidir o... Hz. Hamza’nın lafzına benzer ondan sadır olan çağrılar... Allahu Ekber dediği anda Beyoğlu değil, Uhud olur tüm dağlar taşlar. Necip Fazıl orada keşfeder Abdülhakim Arvasi adındaki nuru... Nazım Hikmet içi sızlayarak orada ağlar imanına... Salih Mirzabeyoğlu gözden kaybolmadan evvel en son bu camide görülmüştür...

Herkes gitmiştir, gideceği yere.

Bir sen... Bir tek sen kalmışsındır Koca Sinan’ın ellerinden şıkırdayan şadırvanın zayıf şelalesini bekleyen garip çocuk...

Yıkılmak üzere olan bu camiyi, adadan kalkacak son gemiyi son kuşlar gibi bekleyen... Sıkı dur sen. Son cemaat mahallinde bekleyen en son çocuk sıkı dur safında. Çünkü bir filintayı ancak bir filinta bekler, unutma...

Ar damarı çatlarsa insanın

Açgözlülüğüyle Firavunu aratacak bir çağdayız işte... Şeytan pazarları, cin çarşıları derken, elinden gelse mağmaya kadar inip Hades’e komşu olmaya namzet bir belalı trol diktikleri için Ağa Camii’nin hemen yanına... Firavun gibi şayet kazık kakarlarsa yeryüzüne hiç ölmeyeceklerini sandıkları için... Ar damarı çatlamış bazı adamlar, çatlatmışlar duvarlarını filintanın. Yıkmışlar Cebrail’in hatırını, soldurmuşlar Cevşen’in baharını...

Haydi tüm dünya sizin olsun da... Biz şimdi hangi duvara yaslanıp da ağlayacağız? Taksim’in tövbekarları, Beyoğlu’nun pişmanları, İstanbul’un nadimleri, yeryüzünün kederli garipleri... Biz, şimdi hangi duvara yaslanıp da ağlayacağız?

05.08.2011 Star

Bu haber toplam 739 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim