• İstanbul 9 °C
  • Ankara 6 °C
  • İzmir 7 °C
  • Konya 5 °C
  • Sakarya -1 °C
  • Şanlıurfa 13 °C
  • Trabzon 7 °C
  • Gaziantep 8 °C
  • Bolu 1 °C
  • Bursa 5 °C

Son Günlerin Tartışmalarına Şâir Şeyhî’den Bir Katkı

Ahmet Tâlib ÇELEN

Harnâme, Kütahyalı Şâir Şeyhî'nin meşhur manzum hikâyesidir. Bir hastalığını tedavi etmesinin mükâfâtı olarak Padişah Çelebi Mehmed, Şeyhî'ye Tokuzlu köyünü hediye eder. Köyünü görmek ve sahiplenmek için yola çıkan Şeyhî eşkiyalar tarafından dövülür ve soyulur. Bunun üzerine Şeyhî Harnâme'yi yazar.

Harnâme'nin hülâsası: Yük çekmekten bir deri bir kemik kalmış bir eşek vardır. Buna canı sıkılmaktadır. Kendilerinin yük altında zayıf ve çaresiz, öküzlerin ise arpa tarlalarında keyif içinde yaşamalarını kabullenemez. Bir pîr eşeğe, eşeklerin kaderinin hikmetini sorar. Pîr eşek ona, "Eşeklerin vazifesinin yük taşımak, öküzlerin ise rızık olmaktır" der. Kadere rıza gerektiğini söyler. Ama eşek nasihate kulak asmaz. Öküzler gibi olmak hırsı gözünü bürümüştür. Bir gün öküzlerin yayıldığı bir arpa tarlasına iştahla dalar. Tarlada arpa bırakmaz. Tarla sahibi bir de bakar ki bir eşek bütün arpayı tüketmiş. Sövüp sayar ama yüreği soğumaz. Eşeği, gücü tükeninceye kadar sopalar. Ama öfkesini dövmekle de dindiremez. Bıçağını çıkarır ve eşeğin kulak ve kuyruğunu keser, bırakıverir. Hikâyenin hissesi şu beyittedir:

Bâtıl isteyü haktan ayrıldum

Boynuz umdum kulakdan ayrıldum

(Bâtıl, olmayacak şey istedim, haktan ayrıldım. Boynuz umarken kulaktan da oldum)


Hikâyenin aslı:

 

Bir eşek var idi zaîf ü nizâr

Yük elinde katı şikeste vü zâr

 

Gâh odunda vü gâh suda idi

Dün ü gün kahr ile kısuda idi

 

Ol kadar çeker idi yükler ağır

Ki teninde tü komamışdı yağır

 

Nice tü kalmamışdı et ü deri

Yükler altında kana batdı deri

 

Eydür idi gören bu sûretlu

Tan degül mi yürür sünük çatlu

 

Dudağı sarkmış u düşmiş enek

Yorılur arkasına konsa sinek

 

Toğranur idi arpa arpa teni

Gözi görince bir avuç samanı

 

Kargalar dirneği kulağında

Sinegün seyri gözi yağında

 

Arkasından alınsa pâlanı

Sanki it artuğıydı kalanı

 

Bir gün ıssı ider himâyet ana

Ya’ni kim gösterür inâyet ana

 

Aldı pâlanını vü saldı ota

Otlayurak biraz yüridi öte

 

Gördi otlakda yürür öküzler

Odlu gözler ü gerlü göğüzler

 

Sömürüp eyle yirler otlağı

Ki çekicek kılın tamar yağı

 

Boynuzı ba’zısınun ay bigi

Kiminün halka halka yay bigi

 

Böğrişüp çün virürler âvâze

Yankulanurdı tağ ü darvâze

 

Har-ı miskîn ider iken seyrân

Kaldı görüp sığırları hayrân

 

Geh yürürler ferâgat ü hoş-dil

Gâh yaylâ vü kışla geh menzil

 

Ne yular derdi ne gâm-ı pâlân

Ne yük altında haste vü nâlân

 

Acebe kalur u tefekkür ider

Kendü ahvâlini tasavvur ider

 

Ki birüz bunlarunla hilkatde

Elde ayakda şekl ü sûretde

 

Bunlarun başlarına tâc neden

Bize fakr ü ihtiyâc neden

 

Bizi ger arpa ok u yây itdi

Bunlarun boynuzun kim ay itdi

 

Didi bu müşkilümi itmez hal

Meger ol bir falân har-i a’kal

 

Var idi bir eşek firâsetlû

Hem ulu yollu hem kiyâsetlû

 

Çok geçürmiş zamâneden çağlar

Yükler altında sızırup yağlar

 

Nûh Peygamber’ün gemisinde ol

Virmiş İblîse kuyruğıyla yol

 

Dir imiş ben döşedimdüm döşeği

Dirilürken ölüp ’Üzeyr eşeği

 

Hoş-nefesdür diyü vü ihl ü fasîh

Hürmet eyler imiş humâr-ı Mesîh

 

Kurd korkar idi kulağından

Arslan ürker idi çomağından

 

Ol ulu katına bu miskîn har

Vardı yüz sürdi didi iy server

 

Sen eşekler içinde kâmilsin

Âkıl ü şeyh ü ehl ü fâzılsın

 

Anda k’ıslâh ide tapun şer ü şûr

Har-î Deccâle diyeler ker ü kûr

 

Menzil-i mü’minîne rehbersin

Merkeb-i sâlihîne mazharsın

 

Nesebündür mesel hatîblere

Nefesün hoş gelür edîblere

 

Sen eşeksin ne şek hakîm-i ecell

Müşkilüm var keremden itgil hall

 

Bugün otlakda gördüm öküzler

Gerüben yürür idi göğüzler

 

Her biri semîz ü kuvvetlü

İçi vü taşı yağlu vü etlü

 

Niçün oldu bulara enzâni

Bize bildür şu tâc-ı sultanî

 

Yok mıdur gökde bizüm ılduzumuz

K’olmadı yir yüzinde boynuzumuz

 

Her sığırdan eşek nite ola kem

Çün meseldür ki dir benî âdem

 

Har eger hâr ü bî-temîz oldı

Çünkü yük tartar ol azîz oldı

 

Bâr-keşlikde çün bizüz fâik

Boynuza niçün olmaduk lâyık

 

Böyle virdi cevâb pîr eşek

K’iy bilâ bendine esîr eşek

 

Bu işün aslına işit illet

Anla aklunda yog ise kıllet

 

Ki öküzi yaradıcak Hallâk

Sebeb-i rızk kıldı ol Rezzâk

 

Dün ü gün arpa buğday işlerler

Anı otlayup anı dişlerler

 

Çün bular oldu ol azîze sebep

Virdi ol izzeti bulara Çalab

 

Tâc-ı devlet konıldı başlarına

Et ü yağ toldı iç ü taşlarına

 

Bizüm ulu işimüz odundur

Od uran içümüze o dûndur

 

Bize çokdur hakîki buyrukda

Nice boynuz kulağ u kuyruk da

 

Döndi yüz derd ile zaîf eşek

Zâr ü dil-haste vü nahîf eşek

 

Didi sehl ola bu işün aslı

Çünki şerh oldı bâbı vü faslı

 

Varayın ben de buğday işleyeyin

Anda yaylayup anda kışlayayın


Nice yiyem odun ile letler

Bulayın buğday ile izzetler

 

Gezerek gördi bir gögermiş ekin

Sanki dutardı ol ekin ile kîn

 

Aşk ile değdi girdi işlemeğe

Gâh ayaklayu gâh dişlemeğe

 

Arpa gördi gögermiş aç eşek

Buldı cân derdine ilâç eşek

 

Değme kerret ki şevk ile karvar

Toprağın bile götürür harvar

 

Eyle yidi gök ekini terle

Ki gören dir zihî kara tarla

 

Yiyürek toydı karnı çağnadı

Yuvalandı vü biraz ağnadı

 

Başladı ırlayup çağırmağa

Anup ağır yükin ağırmağa

 

Dimiş ol âdemî ki hoş-demdür

Niam oldukda bî-nagam gamdur

 

Pes idüp cûş içinde eşvâkı

Rast düzdi nevâ-yı uşşâkı

 

Çeker âvâze tîz ider perde

Hoş ser-âğaz ider muhayyerde

 

Nice düzmek ki bozdı âhengi

Perdesin açdı ol cihân nengi

 

Çıkarur har çün enker-ül esvât

Ekin ıssına arz olur arasât

 

Ağaç elinde azm-i râh itdi

Tarlasını göricek âh itdi

 

Dâneden gördi yiri pâk olmış

Gök ekinliği kara hâk olmış

 

Yüreği sovumadı söğmeg ile

Olımadı eşeği dögmeg ile


Bıçağın çekdi kodı ayruğını

Kesdi kulağını vü kuyruğını


Kaçar eşşek acıyaruk cânı

Dökilüp yaşı yirine kanı

 

Uğrayu geldi pîr eşek nâgâh

Sordı hâlini kıldı derd ile âh

 

Yermürü inleyü didi iy pîr

Har-ı rûbâh bigi pür-tevzîr

 

Bâtıl isteyü haktan ayrıldum

Boynuz umdum kulakdan ayrıldum

 

Benem ol gâm yükinde har-ı leng

Gussalar balçığında vâlih ü deng

 

Ne yüküm bir nefes giderici var

Ne biraz çekmeğine yarıcı var

 

Har gedây-iken arpaya muhtâç

Gözedürem k’urıla başuma tâc

 

İster iken halâldan rûzî

Varım itdüm haramîler rûzî

 

Ger tonuzlara olmaya buyruk

Âh gitdi kulağ ile kuyruk

 

Hükm-i sultâna k’ola pâyende

Çarh çâkerdürür felek bende

 

Kim ola bâri bir iki eclâf

K’ide tevk-i pâdişâha hilâf

 

Şâh kahrı ne’ûzü-billâh eger

Çarh baş çekse ide zîr ü zeber

 

Göklere irdi nâle vü feryâd

Dâd iy pâdişâh-ı âdil dâd

 

Şeyhî uzatma nâle vü âhun

Nüktedândur bilür şehen-şâhun

 

Ger inâyetden istesen tevfîr

Kılma devlet duâsını taksîr

 

Nice kim bu zamâne-i nâ-sâz

Câhile nâz vire ehle niyâz

 

Ne kadar kim cihân-ı bî-ihlâs

Ârifi hâric ide âmiyi hâs

 

Ol şehün işi izz ü nâz olsun

Düşmeninün gam ü niyaz olsun


Tam da bugünlerde bu şiiri niçin hatırlattık, bilin bakalım...

NOT: Şiirin günümüz Türkçesi için şu linke bakınız: http://www.diledebiyat.net/turk-edebiyati-tarihi/islamiyetin-etkisindeki-turk-edebiyati/divan-edebiyati/divan-siirinin-genel-ozellikleri/divan-sairleri/seyhi/seyhi-harname

 

09.12.2013

Bu yazı toplam 5228 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim