• İstanbul 14 °C
  • Ankara 15 °C

Temaşa -6: Yitimin Bir Yüzü

Elif SÖNMEZIŞIK AYDIN

-Ruzname; Kelime Günlüğü’nden-Yer, Osmanlı İstanbul’u. Vakit, Meşrutiyet sonrası.

Birinci Dünya Savaşı, Osmanlı coğrafyasını lime lime parçalarken “İstanbullu” mutlu azınlığın kendi içindeki eğlence odaklı debdebesi de sürmektedir. Bu aldırmazlık öyle tabiidir ki söz konusu kesimden birinin konağına kapılanmış bir hizmetçinin dahi yakınından geçmez savaş. Cepheye gitmezler, gidenle de işleri yoktur. Cepheye giden halkla ve dahi Anadolu insanı ile olan tek bağları, kıtlık yüzünden fiyatları yükselmiş temel gıda ve tüketim maddelerini bulunduğu depodan çıkarmak ve yüzlerce katına pazarlamaktır.

Eski, güngörmüş, saray mensubu hanımların, beylerin tuhaf hâlleri ve gönül maceraları yanında, o dönem “harp zengini” diye sınıflandırılan, hiçlikten alınıp sanki kuşatma kulesiyle cemiyete fırlatılmış servetleriyle mirasyedileri sollayan ve buna rağmen kabalıklarını yontamayanların hanelerinde türlü rezaletler yaşanır. Alaturka ya da alafranga, her türlüsünden eğlenceye adanmış ömürlerle dolu konaklar sıra sıra dizilidir Boğaziçi’ne. Şişli’de bir daire ve değişmez Beyoğlu tutkusuyla beraber…

Bu manzaralar Refik Halid Karay’ın İstanbul’un Bir Yüzü romanında fragmanlar hâlinde sıralanır. Karay, Osmanlı Payitahtı’nın son demlerinde yaşanan kültürel çöküşün maddi ve manevi resmini, bu romanda teşhir etmiştir.

Romanın kahramanı İsmet, işte bu konakların birinde halayık olarak yetişmiş, yaşına rağmen sayısız vukuat görmüş, her kesimden insan tanımış bir kadındır. Çocukluk arkadaşı Kâni ile gayri meşru bir ilişki sürdürmektedir. Bir gün Kâni’nin eşi Şâyan’ı ziyaret için oturdukları adaya ve konaklarına gelir İsmet. Tam da o gün Şâyan geceden karar verdiği, hizmetçi ve uşağı evlendirmek üzere düğün hazırlığı içindedir. Roman boyunca usanmadan hep gözleyen, soruşturan ve izleyen konumunda olan İsmet, eğlencenin tam ortasına düşmüştür yine. Evdeki coşkulu hareketliliği, dört-beş saat eğlenmek için dökülen paraları ve zahmetleri görünce hayrete düşer. Gerçi bir zaman önce, eski büyük konaklarda sırf eğlenmek için ‘sahte’ düğünler tertip edildiğini dinlemiştir eski büyük hanımların birinden. Şâyan da öyle bir evde yetişmiştir ve bu hikâyeleri dinlemiş olmalıdır ki eğlenmek uğruna bir düğün tertip etmek zahmetini çeksin. Kâni’nin evinde, normal şartlarda hiç kimseyi ilgilendirmeyen bu düğünün bir anda en önemli iş gibi hürmet görmesi sırf bu yüzdendir.

Adadaki diğer servet sahibi komşular önemli bir düğüne gelmişçesine şık giyinmiş ve takıp takıştırmıştır. Meşrutiyet’in birleştirdiği bir ev hayatı vardır artık. Harem ve selamlık birleşmiştir. Ev sahibi yoksa da düğünden payını almak isteyen iki erkek misafir bile vardır bu yüzden. Hatta flört edecekleri kadar da rahat bir ortam temin edilmiştir. Ev sahibesi ve misafir hanımlar buna dünden razıdır.

Devamı: https://www.yenisoz.com.tr/yazarlar/temasa-6-yitimin-bir-yuzu-3528/

Bu yazı toplam 270 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim