• İstanbul 23 °C
  • Ankara 21 °C

Tipide koşu yapan bir şairin bıraktığı izler…

Tipide koşu yapan bir şairin bıraktığı izler…
TRT 2’de yayınlanan Mecaz programında yolda olmanın, yola izler bırakayım ve benden sonrakiler bu izlere basa basa beni takip etsinler demek olmadığını söylüyorsunuz.

 Ben de aslında bir acemi okur olarak şiirlerinizi daha iyi anlamak üzere ifadelerinizi mercek altına alıp tipide yaptığınız koşunun ardında kalan izleri sürmeye çalıştım. Bu yüzden öncelikle eserin başlığını uzun uzadıya irdelemek istedim.

Yol, yolculuk ve ölüm ekseninde başlık sizin için ne anlam ifade ediyor? Eserinize bu ismi vermenizin asıl nedeni nedir?

Hayat genelde bir yolculuk metaforuyla anılır fakat bu normal bir serüven. Yani yolculuk dediğimiz şey, her şey yolunda giderse yolculuk olur ama bir hatta birden fazla şeyler yolunda gitmediği zaman temponuzu artırırsınız. Hem kalp atışlarınız hızlanır hem adımlarınız. Kalbinizle adımlarınız birbirine uyum sağlamaya çalışır. Bu durum genelde sanatçıların ve özellikle şairlerin yaşadığı bir durumdur. Dışarısı bir tipi manzarası ve siz durduğunuzda, tipi karşısında hareketsiz kaldığınızda savrulur gidersiniz, donarsınız. Tipinin hızına -yani tipi de bir koşudur aslında- uyum sağlayabilmek için temponuzu ona uydurmak zorundasınız. Hayat bu anlamıyla bir tipide koşu manzarasıdır. Siz tipide koştunuz mu, bilmiyorum ama ben Doğu’da askerlik yaptığım için biliyorum. Nefesiniz bile donar. Nefes nefese gelirsiniz ve bir de bakışlarınız donar. Yani bakışın donması, her şeyi artık bembeyaz görmeniz demektir. Belli bir şeyden sonra artık göremezsiniz, tabii ki. Onun için kar maskeleri takılır. Aksi takdirde gözleriniz şapır şapır yaşarmaya, kanlanmaya başlar ve gözleriniz uzun süre göz nezlesi gibi olur çünkü bu, hayat karşısında bizim ona ayak uydurmamızın zorladığı, dayattığı, gerektirdiği bir durumdur. İsmet Özel’in “Şiir Okuma Kılavuzu” diye önemli bir kitabı var, biliyorsunuz. Orada der ki: “İnsan dünyaya gelir gelmez bir saldırıya maruz kalır.” Çocuk oksijenle karşılaşır ve oksijeni ciğerlerinde hisseder hissetmez ağlamaya başlar çünkü ilk kez tanışmıştır ve ona nasıl adapte olacağını bilemez, bunu ağlamakla gösterir. Biz de yaşarken hayatımızın her kesitinde hayatın zorlukları, sıkıntısı ve bize saldırıları karşısında savunma mekanizmaları geliştiririz. Ölüm gerçeği ile mücadele ederiz. Ölüm en büyük gerçeğimiz… Yoksullukla, soğukla, sıcakla, tehlikelerle, karanlıkla mücadele ederiz. Bunların hepsi insana saldırıdır ve insan buna bir karşı koyma silahı geliştirir. Şairler şiirle bunu gerçekleştirirler. Şiir, insan olarak bir şairin hayata karşı kullandığı savunma silahıdır. Ben bu kitapta genelde hayat karşısında aciz kaldığım, üstesinden gelemediğim durumları dillendirmeye, ifadelendirmeye çalıştım. Bu muhatabı olmayan bir şikâyetti. Bunu kime şikâyet ediyorsun diye sorsalar, belli bir mercisi yok. Bu durumun karşısında üstesinden gelebilecek ve şikâyetimi arz ederek bana fayda sağlayacak bir mercisi yok. Allah’tan başka…

Devamı: https://www.dunyabizim.com/soylesi/tipide-kosu-yapan-bir-sairin-biraktigi-izler-h48477.html

Bu haber toplam 149 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim