TYB Ankara Şubesi Tanpınar’ı andı.

TYB Ankara Şubesi Tanpınar’ı andı.

Doç. Dr.  Canan Olpak Koç:

Yazarlar Birliği Ankara Şubesi düzenlediği programla Ahmet Hamdi Tanpınar’ı andı. Programda yazar-akademisyen Doç. Dr. Canan Olpak Koç, “Tanpınar’ın Ankara’sı ve Milli Mücadele”  konulu sunum yaptı.

Programın açış konuşmasını yapan TYB Ankara Şube Başkanı Mehmet Sait Uluçay, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın cumhuriyet neslinin ilk öğretmenlerinden olduğunu belirterek,   eserleriyle edebiyat tarihinde büyük izler bıraktığını ifade etti.

Ahmet Hamdi Tanpınar’ın, şair, romancı, deneme yazarı, edebiyat tarihçisi, siyasetçi ve akademisyen olduğunu belirten Uluçay, “Tanpınar, şehirleri edebiyatla buluşturmuştur. Şehrin, sokaklarını, meydanlarını, mahallelerini, Pazar yerlerini çarşılarını, mekânlarını, camilerini hatta hikâyelerini şiire, öyküye, romana ve denemeye aktararak, şehirlerin ruhunu ayağa kaldıran, şehirlerin portresini medeniyetle, vatanla, yoğuran, Edebiyatçılar şehirleri adeta edebiyatla yeniden inşa eden, ruh veren, kimlik kazandıran Türk edebiyatının zirve şahsiyetlerindendir” dedi.

  Tanpınar’ın eserlerinde şehirle edebiyatı buluşturduğunun altını çizen yazar Uluçay, “Tanpınar’ın, şehirleri edebiyatla buluşturan en önemli edebi denemelerinden biri “Beş Şehir” adlı eseridir. Bu kitapta Ankara, Erzurum, Konya, Bursa ve İstanbul anlatılmaktadır.”

Tanpınar’ın Ankara’da en sevdiği mekânın Ankara Kalesi olduğunu vurgulayan yazar Uluçay, “Tanpınar’ın Ankara gözlemlerinde ve tasvirlerinde Ankara Kalesi’nden yansımalar vardır, izler vardır.”  şeklinde konuştu.

Tanpınar’ın Ankara’da en sevdiği mekânın Ankara Kalesi olduğunu vurgulayan yazar Uluçay, “Tanpınar’ın Ankara gözlemlerinde ve tasvirlerinde Ankara Kalesi’nden yansımalar vardır, izler vardır.”  şeklinde konuştu.

TYB Ankara Şube Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Selim Atlıhan’nın özgeçmişini okuduktan sonra “Tanpınar’ın Ankara’sı ve Milli Mücadele” başlığıyla sunum yapan Doç. Dr. Canan Olpak  Koç ise,  Tanpınar’ın hayatı ve eserlerinden  bölümler aktararak,  Ankara’yla ilişkisini ve Milli Mücadeleye bakışını geniş bir şekilde anlattı.

636f4b0c-2adf-4cc6-a4cb-cca9c0201fc2.jpg

Tanpınar, hülya adamıydı ve araftaydı

Tanpınar’ın düşünce dünyasıyla ilgili değerlendirmede bulunan Doç, Dr. Canan Olpak Koç,  Tanpınar’ın kendisini  “Hülya adamıyım” şeklinde tanımladığını belirterek, “Tanpınar, hem imparatorluk hem cumhuriyet vatandaşıdır.  Ailesine ve geçmişine yönelik çok bilgi yoktur. Hüzünle karışık bir hayatı vardır. Tanpınar, nerede olduğunu tam konumlandıramayan bir yazardır, araftadır.”  yorumunda bulundu.

Romanlarında buhran vurgusu.

Tanpınar’ın 1932’ye kadar Batıcı olduğunu,  Divan Edebiyatını çok güçlü bir şekilde reddettiğini, kitaplardan çıkarılmasını teklif ettiğini ifade eden Doç. Dr. Canan Olpak Koç,  Yahya Kemal Beyatlı ve edebiyat çevresiyle tanıştıktan sonra bu görüşlerinde değişimler yaşadığını anlattı.  Tanpınar’ın romancı kimliğiyle tanındığını ve bilindiğini ancak aynı zamanda güçlü bir şair olduğunu söyleyen Doç. Dr. Canan Olpak Koç, “Romanlarında buhran, kriz ve medeniyet değişikliği konularını görürüz.  Tanpınar aynı zamanda büyük bir şairdir.  Şiirinde hocası Yahya Kemal Beyatlı’dan çok Ahmet Haşim’in izleri vardır.” dedi.

İstanbulluydu

Tanpınar’ın uzun süre Paris’e gitme ve görme özlemi içinde olduğunu, ancak Paris’ten gönderdiği mektuplarında ise kendi kültürümüzün değerini bilmek ve farkına varmakla ilgili konulara değindiğini belirten Doç. Dr. Canan Olpak Koç,  kendini hep İstanbul’lu gördüğünü belirterek şunları söyledi “Tanpınar,  konuşmalarında ‘Evcek İstanbulluyum.’ der.  Yine ‘Hangi şehri gidersek gidelim,  İstanbul’u yanımızda taşıyoruz.’ ifadesini kullanır.  İstanbul’un kültür, medeniyet olarak direndiğini,  başka medeniyetlere diz çökmediğini, teslim olmadığını söyler.” şeklinde konuştu.

Tekrar Ankara’ya gelmek için milletvekili oldu

Tanpınar’ın Ankara günlerini anlatan Doç. Dr. Canan Olpak Koç,  Tanpınar’ın Ankara’yı çok sevdiğini, 11 yıl Ankara’da kaldığını, birçok eserini burada yazdığını işaret ederek, “Ankara lisesi başta olmak üzere birçok okulda öğretmenlik yaptı. Gazi Enstitüsü’nde dersler verdi.  Görüş ve Ülkü dergilerinde şiirleri yayınlandı. Ankara’yı o kadar çok seviyordu ki,  ‘Beni mebus yapın, Ankara’ya geleyim’ diye arkadaşlarına mektuplar yazar. Sonuçta Maraş milletvekili olarak Ankara’ya gelir.  Ankara’nın şantiye şehir olduğundan sık sık bahseder. Milletvekilliği dönemi sessizdir. Zaten amacı mebusluk yapmak değil, Ankara’ya gelmektir.” diye konuştu.

Fakir mahallelerin iç bütünlüğünden etkilendi

Tanpınar’ın “Ankara bir iç kaledir” dediğini hatırlatarak, eserlerinde ‘kale’ vurgusunun sık yapıldığını,  Ankara Kalesi’nin tüm sokaklarını karış karış gezdiğini,  fakir mahalle sakinleriyle hemhal olduğunu söyleyen Doç. Dr. Canan Olpak Koç,  “Tanpınar,  mahalle sakinlerinde bir ruh bütünlüğü buluyor.  Kendi parçalanmışlığını tamamlamak istiyor.  Hatta o mahallelerde ev tutmak ve oturmak istiyor. Olmuyor. Ancak yine de Ankara Kalesi’ne yürüme mesabesinde bir yerde oturuyor.  Sık sık Ankara Kalesi’ne çıkıyor. Ankara’yı seyrediyor.  Ankara Kalesi’nde Roma askerleriyle Anadolu erenlerinin sarmaş dolaş yattığını söylüyor. Yerin altında kavga olmadığını, barış olduğunu ifade ediyor.“ değerlendirmelerinde bulundu.

Destansı şehir, Gazi şehir Ankara

Tanpınar’ın Ankara’yı Milli Mücadele’nin merkezi boyutuyla da çok önemsediğini, konuşmalarında ve eserlerinde  “Ankara destansı bir şehirdir. Gazi bir şehirdir” dediğine dikkat çeken Doç. Dr. Canan Olpak Koç,  Tanpınar’ın Milli Mücadele’nin bütün doğu milletlerine örnek oluşturmasını önemsediğini,  Ankara’nın da zaferdeki rolüyle Başkent olmayı hak ettiğinin altını çizdiğini anlattı.

İç nizam sağlayıcı olarak Hacı Bayram-ı Veli

Tanpınar’ın Ankara’nın manevi önderlerinden Hacı Bayram-ı Veli’den de söz ettiğini belirten Doç. Dr. Canan Olpak Koç,  Tanpınar’ın Hacı Bayram-ı Veli ile Akşemsettin arasında geçen bir olayı anlatarak, Hacı Bayram-ı Veli’nin hakla ilişkisinin güçlü olmasından,  iç nizamı sağlamada büyük roller üstlendiğinden söz ettiğini belirtti.

Tanpınar’da kopuş yok, devam fikri var

Sahnenin Dışındakiler adlı eserinde sahnenin Ankara olduğunu, sahnenin dışındakilerin ise milli mücadeleyi yücelttiğini anlattığını, Tanpınar’da  zaman, mekan, tarih, kültür ve medeniyet boyutuyla bir kopuş değil bir devamlılık olduğunu söyleyen  Doç. Dr.  Canan Olpak Koç, “Tanpınar’da  kopuş yok,  devam fikri var.” dedi.

Konuşmasında sır sık “Yaşadığım Gibi”, “Sahnenin Dışındakiler”, “Huzur” ve “Beş Şehir” eserlerinden alıntılar yapan Doç. Dr. Canan Olpak Koç, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın 1970’lerden sonra büyük ilgili gördüğünü,  halen Ahmet Refik gibi birçok yazarın keşfedilmeyi beklediğini sözlerini ekledi.

6492f5eb-e4ec-49ca-b789-0d78cc2d292c.jpg

Toplantı TYB Şube Başkanı Mehmet Sait Uluçay’ın Doç. Dr. Canan Olpak Koç’a TYB kitap seti takdimi ve fotoğraf çekimiyle sona erdi.

Haber: Şahin Ali Şen

Bu haber toplam 119 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim