***
Vaktâ ki 1961’den îtibâren yurddaşlarım gitgide büyüyen kâfileler hâlinde Almanya’ya gelmeğe başladılar ve az sürede sayıları ilk milyona ulaşdı, işte o zamandan îtibâren herkesin huzûru kaçmaya başladı. Çünki bu insanlarımızın büyük çoğunluğu, o seneler Türkiyesi’nin bile nisbeten geri kalmış bölgelerinden geliyorlardı ve meselâ Köln yâhut Düsseldorf yerine İstanbul veyâ İzmir’e geldiklerinde de yadırganıyorlardı. Onların Almanya’ya uyum sağlayamayışları isteksizlikden değil imkânsızlıkdandı.
Doğruyu söylemek gerekirse bugün sayıları Almanya’da ikibuçuk mil
yonu aşkın olan Türklerin 50 yılda bu ülkeye sağladıkları uyum saygı ve hayranlık uyandıracak bir başarı hikâyesi olarak nitelenmelidir. Zîrâ en elverişsiz şartlar altında bir uzun yol koşusuna başlayıp da zamân içinde böylesine başarı görterebilmek her babayiğidin harcı olmasa gerek. 180.000 dolayında “işveren” Türk bunun bâriz bir delîlidir. Onlar “vasıfsız” işçi olarak gelmişlerdi! İşe aldıklarınınsa çoğu Alman!Benim şahsî kanaatime göre bugün manzara-i umûmiye şudur:
***
Sözkonusu ikibuçuk milyon Türkün içinde Kürd kökenli olanların oranı Türkiye ortalamasının adamakıllı üzerindedir. Sebebini belirtmişdim, ekonomik olarak en geri bölgelerimizden gelenler çoğunlukdaydı. Yine bu ikibuçuk milyon içinde Almanya’ya tam uyum sağlayanların oranı takrîben üçde bir oranındadır. Almanca aksan meselesine gelince orada doğanlar için Almanca bir tür “anadil” olduğundan Türkçeleri zayıfdır ama Almancayı bir Alman gibi konuşurlar.
Velhâsıl bugün Almanya’daki yabancı (aslında Türk ve Müslüman) düşmanlığının sebebleri pratik olmakdan ziyâde ideolojikdir.
Siz hiçbir “Yunan” yâhut “İspanyol” düşmanlığı işitdiniz mi?
29.07.2011 Star Gaz.































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.