• İstanbul 24 °C
  • Ankara 16 °C

Ahmet Doğan İlbey: Hangi Lezzetin Peşindesiniz?

Ahmet Doğan İlbey: Hangi Lezzetin Peşindesiniz?
Hangi lezzetin peşindesiniz? Dünyevî ve maddî lezzet mi? Mânevî veya dinî lezzet mi? Gönlü mâveraya kanatlandıran aşk lezzeti mi? Müptelâ olduğunuz lezzetin ne olduğu kişiliğinizi ele verir.

Peşinde olduğunuz lezzetin ulvîliği ve dünyeviliğiyle nasıl bir hayattan zevk aldığınız ve derûnunuzun ne olduğu anlaşılabilir. Fâni lezzetlerin peşindeyseniz mideye, bedene ve konfora hizmet eden lezzetlerle aranız iyi, ebedî lezzetlerin peşindeyseniz ilahî ve bediî aşkı besleyen lezzetlerle başınız hoş demektir.

 

Peşinde olduğunuz lezzet ne ise siz de o’sunuz

Hz. Mevlânâ’nın (Dîvân-ı Kebîr) üslûbuyla söyleyelim: Peşinde olduğunuz lezzet ne ise siz de o’sunuz! Hayatınızın olmazsa olmazı olarak tatmadan edemediğiniz lezzet hangisi ise, meşrebiniz ve insan dereceniz de o’dur. İnsan lezzet almaktan, aramaktan vazgeçmez. Amenna! Bir ehl-i dilin hasbıhalinden feyz almak da, dergâh işi türkü dinlemek de lezzettir, anlayana. Pervâne gibi ateşte yanmak da, aşk ıstırabı da, ulvî hüzün de lezzettir, bilene. Günah işlemek de, çok paraya sahip olmak da, mide ve şehvete düşkün olmak da şeytanî ve hayvanî lezzettir. Şiirde gaye Allah’ı ve bediî olanı aramaksa, şairlik de bir lezzettir. Dostlukta ulvî muhabbet hâsıl oluyorsa, sohbette mânevî cezbe varsa bunlar da ruhî lezzettir.

 

Lâdinî lezzet mi irfânî lezzet mi?

Tasavvuf irfanının damgasını vurduğu çağların lezzetleriyle lâdinî, yâni ruhsuz modern çağın lezzetleri birbirine benzemez. Biri ulvî ve aşkın, diğeri kalbi öldüren zehir ve madde… Maddî lezzet modern-seküler hayatın bir parçasıdır ki bedene hitap eden lezzetlerdendir. Maddî ve hayvanî lezzet peşinde koşanların sayısı gün geçtikçe artıyor. Demek ki modern kapitalizmin lezzet ideolojisi hızla yayılıyor. İrfânî dil ve gönül lezzetlerinden mahrum modernlikle malûl olanlar bu lezzetlerin peşindedir. Sunduğu lezzetlerden biri de başkasına kötülük etmek. Bu sebeptendir ki modern Batı’nın sinema filmleri ve edebiyatı kötülük ve zarar verme lezzetleri üstünedir.

İmam-ı Gazâlî Hazretlerine göre (Kalplerin Keşfi), kalbimizle aldığımız lezzetler kalıcı. Çünkü kalbin lezzeti mârifetullahtır, yâni Allah’ı tanımak lezzeti… Kalbî lezzetlerden biri de ilimdir ki, İslâm âlimlerinin kitaplarını dağıtmak, bir genci duymadığı bilgilerle donatmak, bir günahkârın cehennemden kurtulmasına vesile olmaktır.

 

Lezzet tercihimiz maddî mi kalbî mi?

Bediüzzaman Hazretlerinin “Sözler” inden ve “Lem'alar” ından kıraat ettiğimiz lezzet mevzuu, kendinden emin Müslümanın dahi altından kalkamayacağı kadar nefsi saran bir mesele. Bundandır ki meşru lezzetlerin peşinde olmamızı istiyor.

Ona göre lezzet iki türdür: Nefsanî ve ruhanî. Sadece beş duyuda değil, akıl, kalp ve ruh gibi lezzetler var. Zehirli dikenler hükmünde olan gayr-i meşru lezzetler akıl ve kalp gibi latifeleri söndürür. Hakiki lezzet yalnız imandadır. Zeval-i lezzet elem olduğu gibi, zeval-i elem dahi lezzettir. Dünyanın lezzetleri helâl dahi olsa fâni, marifet ve irfan lezzetleri ruhun ve kalbin gıdası olduğu için ebedidir.

 

Müslümanlar modern lezzet tuzağında

Aynı din dairesinde olunsa da kişilerin lezzet tercihleri farklı olabiliyor. Müslümanın baş edemediği ve tevil ettiği nefsanî lezzetler hayatı kuşatmış vaziyette. Müslüman kimi örnek alacak? Hz. Mevlânâ ve Yunus Emre Hazretleri gibi aşk ehlini mi? Yoksa modern kapitalizmin iğvâsıyla bol yemek ve konfor gibi maddî lezzetlere gark’olan burjuva özentili, karnı her vakit tok besili Müslümanı mı?

Müslüman kimliğinde olup da yemek, içmek, mal-mülk gibi lezzetlere mânevî lezzetlerden daha fazla önem verenler kusura bakmasınlar, onları aşk ehlinden ve Ebu Zer Hazretlerinin meşrebinden sayamayız. Çevrenize ve haberlere bakın; maddî lezzetlerin peşinde olanlar çoğalıyor. Bunlar dünyevî aklı öne çıkaranlardır ki bütün gayeleri mal ve servet, makam ve mevki gibi dünya lezzetlerini tatmak.

 

İnsanlığı muhabbet lezzeti kurtarır

Ehl-i dilin, insan-ı kâmilin sunduğu lezzeti tatmayanlar modern lezzetlere esir düşmüş ahmaklardır. Müslüman şairlerin büyük atası Fuzûlî’nin peşinde olduğu lezzeti bilen, tadan kaç kişi var? “Muhabbet lezzetinden bi-haberdir zahid-i gâfil / Fuzûlî aşk zevkini zevk-i aşkı var olandan sor.” Diyor ki: Ne bilsin muhabbet lezzetini ham sofu. Aşk lezzetini, aşkın nasıl bir lezzet olduğunu onu tadandan sor. Aşk ehlinin her dem hemhâl olduğu lezzet nasıl bir lezzettir, tadanı bulup öğrenmek lâzım. Bezm-i muhabbette, fikir ve gönül tâlimi yapılan kapılarda lezzet arayanlardan olmak ne güzel.

Fâni lezzetlerin “zehirli kıymıklarından” kurtulup “Çile” sini çektikten sonra ulvî lezzetlere vâsıl olan Necip Fâzıl’ın, “Eti zehir, yağı zehir, balı zehir dünyada / Bütün fâni lezzetlere darılmadan geçilmez” tecrübesine ne kadar da muhtacız. Hâsılı, lezzetlerin en ulvîsi Allah’ın rızasını kazanma ve Efendimiz Aleyhisselâtüvesselâmın yolunda olmaktır. Bundandır ki Allah dostlarının peşinde olduğu lezzet en üstün lezzettir. 

 

Bu haber toplam 100 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim