• İstanbul 17 °C
  • Ankara 16 °C

Altan Çetin: Ankara Gelenekten Geleceğe 2: Namazgâhı Hatırlamak

Altan Çetin: Ankara Gelenekten Geleceğe 2: Namazgâhı Hatırlamak
Ankara'nın başkentimiz olmak değeri ve manası yanında Selçuklu ve Osmanlı geçmişimizi Cumhuriyet devri ile nasıl güncel hayatımıza bağlamaya çalıştığı önceki yazıda gösterilmeye çalışılmıştır.

Şimdi yazının sonundan işaret edilen Namazgâh üzerinden devam ile meseleyi arz etmeye çalışalım. İslam geleneğinin Osmanlı pratiğindeki yansıması olan namazgâhlar, mazide pek çok yerde bulunmaktadır.

Ankara Namazgâh'ı olarak ifade edilen bölgenin “kayalık bir maşatlık[mezar yeri, özelde gayr-ı Müslim mezarlığı]” olarak adlandırılması Selçuklu öncesinde de bu tepenin mezarlık olarak kullanıldığını düşündürüyor. Kaldı ki Selçuklu öncesinde dahi bu tepenin mezarlık olarak kullanıldığına dair bilgiler mevcuttur. Ayrıca İzzeddin Keykavus'un bu tepede, hemen bugün Etnografya Müzesi'nin bulunduğu yerde bir medrese yaptırmış olduğu kaynaklardan öğrenilmektedir(Mustafa Kemaloğlu, XI. - XIII. Yüzyıl Türkiye Selçuklu Devletinde Eğitim öğretim (Medreseler), Akademik Tarih ve Düşünce Dergisi, 2015). Osmanlılar döneminde de burası Müslüman Mezarlığı olarak bilinir. Milli Mücadele yıllarında Namazgâh Tepesi, önemli milli ve dini toplantılara, ayrıca törenlere sahne olur. Cumhuriyetin ilk yıllarında da muhtelif törenler, yağmur duaları, askere uğurlama törenleri gibi uygulamaların burada yapıldığı bilinir. Lakin konunun Ankara için önemi göz önüne alındığında ve Namazgâh Tepesi'nin bugün neredeyse hiç bilinmez.

Namazgâh Tepesi sadece dini mana taşımanın ötesinde mefhumuna Milli Mücadele'yi ve şehitlerini içine katmış bir mekândır.

Yunan Ordusu'nun İzmir'i işgaline karşı ve ulusal duyguları yükseltmek amacıyla Namazgâh'da, 5 Haziran 1919'da büyük bir miting düzenlenir örneğin. Buranın simgeleştiği en önemli ve ilk hadise de budur. Yani bugün yerinde olmayan bu meydana şehitlerimiz defnedilmişti.

5 Ekim 1919'da Cuma namazının topluca Namazgâh'ta kılınacağı Ankaralılara duyurulur. Namazgâh Tepe'ye sancak çekilir. Namazgâh tahtının iki tarafına bayraklar dikilir. Meydan temizlenerek toplu namaz için hazırlanır. Ankara'nın bütün erkekleri Cuma namazı için Namazgâh Tepe'de toplanır. Toplu Cuma namazı kılınarak Beynamlı Hacı Mustafa Efendi'nin “600 yıllık Türk vatanını düşmana ezdirmeyeceğiz. Ecdad kanıyla sulanan bu topraklar bizimdir. Kâfirlere esir olmaktansa ölmek evladır” biçimindeki hutbesinin ardından vatanı kurtarmak için “cihad” yemini edilir. İşte böyle tarihi geçmişi ve Milli Mücadeleyle kaderi birleşen bir yerden bahsediyoruz.

Milli Mücadele en sıkıntılı evresi olan Sakarya Meydan Muharebesi öncesinde Yunan birlikleri Ankara'ya iyice yaklaşınca 26 Ağustos'ta Cuma günü Ankaralılara Cuma namazının Namazgâh Tepe'de kılınacağı ve ordumuz için dua edileceği duyurulur. O gün şehirde bulunan herkes, erkenden Namazgâh Tepe'de saf tutar. Askeri-sivili, köylüsü-şehirlisi, zengini-fakiri, göçmeni-misafiri Namazgâh Tepe'ye gelir.

Bugün yerinde olmayan namazgâh nerede? Opera ile Hacettepe arasında Namazgâh adı verilen Tepe, Kızılay'ı Ulus'a bağlayan Atatürk Bulvarı'ndan Samanpazarı'na çıkan yolun sağ tarafında, Atatürk Bulvarı ile Talat Paşa Bulvarı'nın kesiştiği köşededir. Namazgâh Tepesi aynı zamanda bugünkü Etnografya Müzesi ile Devlet Resim ve Heykel Müzesi / Türk Ocağı binalarının yer aldığı tepedir. Selçuklu dönemi öncesinden itibaren mezarlık olan bu tepede Selçuklu döneminde bir medrese yapılmış, Osmanlılar döneminde Namazgâh Tepesi Ankara kale kapılarından birinin açıldığı bir tepe olmuş, bu kale kapısına da Namazgâh Kapısıdenmiştir. Taşhan Meydanı'ndan Kızılay'a doğru giden yolun solunda kalan bu tepede Cumhuriyet döneminde Etnografya Müzesi ve Eski Türk Ocağı (şimdi Resim ve Heykel Müzesi) binası yapılmıştır.

Devamı: http://www.yenisoz.com.tr/ankara-gelenekten-gelecege-2-namazgahi-hatirlamak-makale-37632

Bu haber toplam 94 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim