İnsanlık “Amerikan-İsrail” markalı soykırımın tanığı oluyor. Gazze anlatılamaz, kelimeler kifayetsiz kalır. Analar babalar evlatlarını, evlatlar ana babalarını, kardeşler kardeşlerini toprağın kara bağrına koyuyorlar.
Yaşanılan acıyı tarif edemeyiz, bütün tarifler eksik kalır, ama hissedebiliriz. Ne yazık ki hisler katilleri durduramaz. Çocukları öldüren sadece bombalar değil. Dört yandan kapatılan Gazze’de açlıktan, susuzluktan, hastalıktan ölüyor çocuklar. Anneler sütten kesilirken çocuklar kum ve su arasında farkı anlamaz hale geldiler, su zannettikleri için kumları içiyorlar.
Açlığı-susuzluğu bir cinayet aracı olarak icat eden insan nasıl bir insandır? Nasıl bir insan türü, bebeklerin, çocukların açlıktan susuzluktan öldürülmelerini, “bu savaş” diyerek karşılayabilir?
ABD Irak’a ambargo uyguladığında yüzbinlerce çocuk gıdasızlıktan, ilaçsızlıktan hayatını kaybetmişti. 1996’da “CBS”nin “60 Dakika” programının sunucusu Lesley Stahl, ABD’nin Birleşmiş Milletler Büyükelçisi Madeleine Albright’a, “Yarım milyon çocuğun öldüğünü duyduk. Yani bu Hiroşima’da ölen çocuk sayısından daha fazla. Bu bedel buna değer mi?” diye sormuştu. Albright son derece sükunet içerisinde, “Bunun çok zor bir seçim olduğunu düşünüyorum, ama bizce bedeli buna değer” diye cevap veriyordu. Albright 84 yaşında öldüğünde, ABD Başkanı Biden, “İyiliği ve zarafeti, insanlığı ve zekasıyla tarihin akışını değiştirdi” diyordu. Biden ne derse desin, insanlık Albright’ı kendi sözleriyle hatırlayacaktır.































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.