Bugün okullar açılıyor…
Yeni eğitim öğretim döneminin öğrencilere, velilere, eğitim camiasına kısacası ülkemize hayırlar getirmesini Rabbimden temenni ediyorum.
Okullar açılırken bir telaştır başlar…
Özellikle veliler, çocuklarının okul ihtiyaçları için koşturur da koşturur…
Zira, ‘bugünün küçükleri yarının büyükleri’ olacaktır…
En büyük sermayemiz çocuklarımız…
***
Bu koşturmacaların başlıca olanı elbette kırtasiye ihtiyaçları için…
Tam da burada son birkaç haftadır dikkat çeken bir husustan bahsetmek isterim;
Bankalar, velilerin kırtasiye harcamaları için kredi açma yarışına girdi!
Eskiden... Hatta yakın zamana kadar böyle bir şey yoktu...
Bu, şu manaya geliyor;
Ailelerin gelirleri kırtasiye masraflarını karşılamaya yetmiyor!
Banka reklamları bu yönde teşvik ve özendirmeler yapıyor bu günlerde...
Hem de yoğun olarak...
***
Hele hele bir tanesi var ki…
Çocuğunun okula giderken harçlık istemesi üzerine baba öyle şekilden şekle giriyor ki sormayın gitsin!
Bu şekilden şekle girmenin sonunda mutlu sona ulaşılıyor(!) ve bir kart ortaya çıkıyor!
O kartla çocuğun harçlığını alabileceği sonucu ortaya konuyor.
Peki, ama o parayı kim ödeyecek? Yine baba ve aile!
***
Yani, bankalara mahkûm olan bir toplum olduk, maalesef...
Bankalara mecbur olan bir ülke olduk...
Allah'ın (CC) haram kıldığı faiz merkezleri, en basit harcamanın dahi hemen yanında yerini alıyor...
***
Dünya Siyonist entegre sisteminin bir parçası olduysanız zaten yandı gülüm keten helva!
Geçenlerde Suriye üzerinde dünya Siyonist ekonomik entegre sistemi ambargosu kaldırıldı, ya!
Cumhurbaşkanı el Şara, kredi kartıyla alışveriş yaparken görüntülendi!
Suriye halkı sevinmeli mi bu gelişmeye! Ne dersiniz?
***
Peki, bu deyim, yandı gülüm keten helva deyimi nereden mi geliyor?
Rivayete göre; günün birinde bir helvacı dükkânında ustası yeni çırağına keten helva yapmasını söyler ve kısa bir süreliğine dükkândan gider.
Yeni çırak, ustasından daha akıllı olduğunu göstermek amacıyla hem ateşten hem de zamandan kazanmak için keten helva ile koz helvayı aynı yerde pişirmeye kalkar.
Halbuki farklı ısılarda yapılması gereken iki ayrı helvadır bunlar!
İki farklı helvayı aynı yerde pişirmeye kalkınca olanlar olur; dükkâna dönen usta ortalığın karıştığını görünce “Yandı gülüm keten helva!” şeklinde feryadı basar!
Bu deyim zamanla tecrübesizlik, bilgisizlik, düşüncesizlik gibi nedenlerle kaçırılan fırsatların ardından bir başarısızlık olduğunda o güne kadar bütün kazanımların kolayca kaybedilebileceğini ifade etmek için de kullanılmaya başlar…
Esasen deyimin ortaya koyduğu asıl gerçek, “işi ehline, layık olana” vermektir!
Yani, burada sık sık işaret ettiğimiz ‘liyakat’ meselesidir…
Devamı: https://www.milligazete.com.tr/okullar-bugun-acilirken































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.