Amerika nasıl dünyanın herhangi bir yerindeki aksaklığı gidermek adına birkaç devleti yayına alıp müdahale ediyorsa, Türkiye de İslam Konferansı Teşkilatı çerçevesinde silahlı bir güç oluşturarak masum insanların kanının dökülmesini önlemelidir.
Biz yazarların işi fikir üretmek, siyasilerin işi bu fikirleri dikkate alarak olayları çözmektir. Yakın geçmişte Dışişleri Bakanı Hakan Fidan bunun sinyallerini verdi. Ancak sözde kalmamalı, mutlaka fiiliyata dökülüp hayata geçirilmelidir. Bu durumda ABD olaya karşı çıksa bile bu birliğin tüm üyelerine savaş açmayı göze alamaz. Gazze’de masumlar öldürüldükçe tüm insanların yüreği yanıyor.
Bu güç birliğine “İslam Natosu” denmemeli. Hangi din ve milletten olursa olsun gönüllü olarak katılacak ülkelere kapılar açık bırakılmalıdır. Böyle bir birliğin oluşturulmaya başlanması bile caydırıcı olur. Şu anda İsrail’in kullandığı silahların yüzde 70’ini ABD, yüzde 30’unu Almanya veriyor. İngiltere, Fransa ve İtalya’nın da cüz’i miktarda katkısı var.
***
İsrail, tüm insanlığı, tüm dünya kamuoyunu karşısına alarak masumları katlediyor. Kadınları ve çocukları bilerek, kasıtlı olarak öldürüyor. Bir korku iklimi oluşturmanın ötesinde, İsrail halkı ve hükümeti Filistin’de bulunan tüm insanları yok etmeyi amaçlıyor. Bu amaçları gerçekleşir mi? Bunun cevabını 13 yıl önce İsrail Savunma Bakanı olan Ehud Barak vermiş.
Ehud Barak, Filistinlilerle uzlaşma sağlanamazsa İsrail’in diplomatik ve siyasi bir tsunami yaşayacağını ve dünyadan tecrit edileceğini söylemiş. Bu bir kehanet değil, kendi halkının durumunu gördüğü için siyasi bir öngörüde bulunmuş... Böyle giderse sadece İsrail değil, onu silahla besleyen ABD ve Almanya yönetimleri de tecritle karşı karşıya kalacaktır.
Devamı: https://www.milatgazetesi.com/yazarlar/israili-ancak-birlik-ordusu-durdurur-4690/































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.