Tüm bu yaşadıklarımıza at gözlüğü ile bakmak, bunları bir veya birkaç nedene, iktidara veya muhalefete bağlamak doğru ve adil bir tespit ve teşhis değil. Bu durum kökleri tarihin kılcal damarlarına kadar uzanan uzun bir süreç ve sorunlar yumağının sonucu oluşmuştur.
İnsanlar tarağın dişleri gibi aynı inanç, fikir, siyaset ve anlayışa sahip olmadığından sorunların tespitleri, teşhisleri ve çözümleri de farklı olarak görülüyor. Her birey ve toplum inandığına sarılıp kurtuluşu onda buluyor. Kim neye inanıyorsa huzur ve mutluluğu orada arıyor.
Millet olarak yaşadıklarımızı sadece birilerinin başarılarına veya hata ve yanlışlarına bağlamak yaşadığımız ve çözüm bekleyen sorunları anlamamaktır. İçinde yaşadığımız en büyük sorun batı güdümlü inançsız, milli ve yerli değerlerimizle uyuşmayan içinde yaşamak zorunda olduğumuz sistemdir. Yalan ve yanlış üzerine kurulmuş bu batı patentli sistemden kurtulmadan, bizi kendi özümüze ve benliğimize kavuşturacak, ülkemize barış ve huzur getirecek bir hayat tarzına sahip olamayız.
Millet ve devlet olarak sivrisinek avlamakla uğraşmak yerine bataklığı kurutmaya yönelmek tek çözümdür. Milletimizin çektiği acılar ve sıkıntılar beş on yıllık bir zaman diliminin eseri ve birikimi değil, yüz yıllık bir zamanın sürecinin faturasıdır.
İçinde yaşadığımız ideolojik kargaşalıklar, siyasi çekişmeler, ekonomik dalgalanmalar, enflasyon ve fiyat artışları, dış ve iç düşmanlıklar asırlardır içteki yerli münafıklar ve dış güçlerle olan mücadelemizin eseridir. Bu mücadele, dün değil 200 yüzyıl önce batılılaşma adına kurtuluş reçetesi olarak körü körüne sarıldığımız yabancılaşma ve yozlaşma hareketiyle başlar. Bu tahribat ve yıkım Jön Türkler, Tanzimat Fermanı, İttihat ve Terakki Hareketi ile kendi din, kültür, tarih ve medeniyetimize karşı savaşan kendi değerlerimizden kopuk, laik Kemalist batı taşeronu bir anlayış tarafından milletimize ciro edilen bir faturadır.
Tek sorumlu olarak bir iktidarı veya birilerini günah keçisi yapmak soruna doğru bir tespit koymak ve çözüm bulmaktan çok uzakta zamanın değirmeninde vakti öğütüp boşa harcamaktır.
Asırlardır Haçlı istilalarına ve emperyalizmine karşı millet ve ümmet olarak bir savaş halinde olduğumuzu iyi anlamalı ve hesap etmeliyiz. Ekonomik, siyasi, askeri, kültürel bir bağımsızlık ve özgürlük savaşı vermeden ayaklarımızdaki prangaları ve ellerimizdeki zincirleri kırmamız mümkün değil. Bu bir parti, gurup, cemaat ve hareketin dar kalıpları içinde verilebilecek olan bir savaş değil, top yekûn milletimizin vermek zorunda olduğu bir kurtuluş savaşıdır.
Devamı: https://www.haber7.com/yazarlar/arif-altunbas/3420676-emperyalizme-karsi































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.