Buradan şuraya geçeceğim: 14 Aralık 1995 tarihinde imzalanan Dayton Anlaşması, Bosna Hersek için eğri bir cetveldir. İstisnalar kaideyi bozmaz. Bu cetvelden çıkan çizgiler eğri başladı, eğri gidiyor.
Bu anlaşma, dört yıl boyunca devam eden savaşı durdurdu, silahları susturdu. Ancak sorunları dondurmaktan öte gidemedi. Öyle ki, bugün gelinen nokta itibariyle, ülkenin tüm idari mekanizmaları ya duruyor ya da ağır aksak ilerliyor.
Hazreti Mevlana şöyle söylüyor: “Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilir.” Bosna Hersek’teki kurucu üç etnik unsur ise aynı dili konuşuyor ama anlaşamıyor.
Millet olmak, ortak bir toprak parçasına sahip olmak kadar, ortak bir anlam dünyasına sahip olmayı da gerektirir. Boşnaklar, Hırvatlar ve Sırplar, kâğıt üzerinde, Bosna Hersek vatandaşı olsalar da bir türlü Bosna Hersekli olamıyorlar.
Bosna Hersek toprakları, Bosna Hersek Federasyonu ve Bosna Sırp Cumhuriyeti olmak üzere iki idari bölgeye ayrılmış durumda. Bu da yetmezmiş gibi bu ülkedeki her konu ve kavramın üç farklı anlamı var. Bu durum siyasetten eğitime, adaletten emniyete, tüm devlet mekanizmalarına ve hayatın her alanına sirayet etmiş bulunuyor. Ülkenin en yüksek yargı organı olan Bosna Hersek Anayasa Mahkemesi’nde de aynı ayrışmadan kaynaklı bir sorun yaşanıyor.































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.