• İstanbul 28 °C
  • Ankara 33 °C

“Bâbil'deki Türkiye” kitabının üçüncü baskısı çıktı

“Bâbil'deki Türkiye” kitabının üçüncü baskısı çıktı
Yazar Ekrem Tâhir’in ilki 2007’de basılan ve büyük ilgi gören eseri “Babil'deki Türkiye Yirminci Asır Düşüncesinin Arkeolojisi” isimli kitabının üçüncü baskısı Aden Yayınevi yayınları arasından çıktı.

Dört bölümden oluşan eser “Revak”la, yani “önsöz”le başlıyor.

Yazar, medeniyetimize, irfanımıza, kültürümüze, düşünce dünyamıza ışık tutan;  Necip Fazıl, Cemil Meriç, Said Nursi, Mevlâna, Ahmet Hamdi Tanpınar, Nureddin Topçu, Sezai Karakoç  gibi önemli yazar, şair ve düşünürlerin eserleri ve mesajları üzerinden önemli değerlendirme ve karşılaştırmalar yapıyor.

Yazar Ekrem Tâhir, kitabın ikinci bölümünde Bâbil Kulesi üst balığı altında aydınlara da eleştiriler getiriyor ve şu ifadelere yer veriyor:

“Yasaklara, anlamadığına âşık; erişemediğine düşmandır Türk aydını. Işığa ve yıldızlara erişilmesin diye gök kubbemizi taşlarla örmüştür. Tek orijinalliği var; samimiyetsizliği, kıskançlığı ve biteviye imperatif güçlerin kulpu oluşu...”

Arka kapak tanıtım yazısında, kitabın içeriğine ilişkin şu ifadeler yer alıyor:

“Biz ki hazinelerimizden ve ışıklarımızdan habersiz, sırtımızı güneşlere dönük yaşıyoruz... Yönümüzü kaybettiğimizin farkında değiliz. Sağcısı, solcusu ve İslamcısıyla hepimiz BÂBİL KULESİ’ndeyiz. Bizi yok etmek isteyen düşmanın, düşüncelerimizi Bâbil Kulesi’ne çevirdiğinin farkında bile değiliz. Düşünmeyenlerin, düşünenlere tahammüllü yok Türkiye’de.

Örümcek, ağ örer. Minervanın kuşu ise düşüncenin kumaşını...

Alman zekâsı, sürekli bir duvar örer; metafizik duvarını. Bu duvardaki asılı tek tablo, metafizik kelimeler tablosudur. Küflü, karanlık, topal kelimeler bir türlü bu duvarı aşamaz. Ördüğü metafizik duvarlar arasında şuurunu kaybeder, birer ecinni beyin olur. Ne gökyüzünü görür ne ufku, ne de ışığa erişir.

Fransız zekâsı, yarattığı kelimelerin gürültülü sağanak yağışları altında sersemleşir, ezilir. Bu fırtınalı, uğultulu kelimeler, toprağı yalayıp geçer. Kelimeler, toprağa düşüp, tohum olmaz. Bir düşünce fatihin elinde şarkılaşmaz. Aslına, yani insan hüviyetine bürünmez.

Türk aydını ise Homo Sapiens (düşünen) değil, Homo Ludens’tir (oynayandır). Kartondan oyuncaklar, kumdan portreler ve gölgeyle oynayan bir Homo Ludens’tir. Yasaklara, anlamadığına âşık, erişemediğine düşmandır Türk aydını. Işığa ve yıldızlara erişilmesin diye gök kubbemizi taşlarla örmüştür. Tek orijinalliği var: Samimiyetsizliği, kıskançlığı ve biteviye imperatif güçlerin kulpu oluşu...”

Bâbil'deki Türkiye Yirminci Asır Düşüncesinin Arkeolojisi / Ekrem Tâhir / Sayfa Sayısı: 396 / Yayın Tarihi: 23.05.2022 / ISBN: 9786057100108

                                                                                              Mahmut Erdemir

Bu haber toplam 268 defa okunmuştur
  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
    Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim