• İstanbul 22 °C
  • Ankara 19 °C

Doğan: Türkiye Batılıların dayatmalarına boyun eğmedi

Doğan: Türkiye Batılıların dayatmalarına boyun eğmedi
Yazar D. Mehmet Doğan, Batılıların Ayasofya'nın cami olmasını asla kabullenemeyeceğini, ancak Türkiye'nin aldığı bu kararla dayatmalara boyun eğmediğini söyledi.

Uğur DUYAN

Türkiye Yazarlar Birliği Vakfı Başkanı D. Mehmet Doğan, Ayasofya'nın yeniden cami olarak ibadete açılmasını ve bu karara yurt dışından gelen tepkileri gazetemize değerlendirdi.

Ayasofya konusunda dışarıdan gelen tepkiler beklenen tepkiler olduğunu söyleyen Doğan, "Çünkü Batılı devletler ve kamuoyu Ayasofya'nın müze olmasında hemfikirdir. Nasıl İstanbul'un fethini hazmedemiyorsa, Ayasofya'nın cami olmasını da kabullenememektedir. Türkiye bu dayatmaya epeyce mukavemet etmişse de sonunda boyun eğmek zorunda kalmıştır. Şimdi dayatmaya boyun eğmeyeceğini ilan ediyor" diye konuştu.

TÜRKİYE'NİN VARLIK TEMELLERİNE UYGUN BİR DÖNÜŞÜM

Mehmet Doğan, Ayasofya'nın yeniden cami olarak açılmasına ilişkin şunları kaydetti:

"Ayasofya'nın ibadete açılması, Türkiye'nin varlık temellerine uygun bir dönüşüm olarak görülmelidir. İstanbul ne kadar bizimse, İstanbul Fatihi'nin cami olarak vakfettiği Ayasofya da o kadar camidir. Fatih Sultan Mehmed İstanbul'un fethinden sonra tarihe karışan Doğu Roma'nın imparatorunun meşru varisidir. İmparatora ait bütün hak ve yetkiler Sultan Mehmed'e geçmiştir. Bu sıfatla, Patrikhane’nin devamına karar vermiş, boş olan patriklik makamına yeni patriğin seçilmesini sağlamış, yeni patriğe asasını ve tacını bizzat vermiştir. Ermeni patrikliğini kurdurmuş ve Ayasofya'yı da cami yapmıştır. Her iki patrikhane o günden bugüne devam ediyor, bir statü değişikliği yok. Bir tek Ayasofya’nın mahiyetinde değişiklik yapılmıştır, o da son Danıştay kararından sonra Fatih’in vakfına uygun şekilde devam edecektir."

Doğan, Paul C. Helmerich'in Sevr Entrikaları kitabında, Ayasofya'nın ne olacağı, statüsü konusunda Sevr'de İngiliz Hariciye Nazırı Lord Kurzon ile Fransız mevkidaşı Berthelot arasında 12 Şubat 1919'da mutabakata varıldığını belirterek, "Bu karar aynen naklediyorum; Ayasofya için eğer tefrik edici bir muamele gerekliyse...bütün mezhep ve itikatların eşit çıkarlara sahip bulunduğu tarihî bir anıt olarak muamele edilebilir ama hiçbir inanç tarafından ibadet amacıyla kullanılamaz" dedi.

"MABEDDİ, MABED OLARAK DEVAM ETTİRİLMİŞTİR"

Sevr'deki bu mutabakatın geç de olsa Türkiye tarafından uygulamaya sokulması ilgi çekici olduğunu belirten Doğan şöyle konuştu:

"Ayasofya konusu, müze yapıldığından beri Türkiye'nin gündemindedir. Neden böyle yapıldığı konusunda söylenenleri inandırıcı bulmak mümkün değildir. Ayasofya beş yüz yıla yakın cami olarak ayakta tutulmuş bir yapıdır ve Osmanlı devraldığı mirasın hakkını vermiştir. Ayasofya cami iken de herkese açıktı, birçok yabancı bu tarihi eseri gezmiş ve intibalarını yazmıştır. İstanbul nasıl tartışmasız, bize ait bir şehirse, Ayasofya da tartışmasız bize ait bir camidir. Onun tarihî mahiyeti camilikten haleldar olmaz. Mabeddi, mabed olarak devam ettirilmiştir." 

"Şuna dikkat edelim: Ayasofya ismi korunmuştur. Bu ne demek olur? Aya Sofya, Latince Santa Sofya veya Aziz Sofi, kutlu hikmet veya mukaddes bilgelik demektir. Buna benzer bir örnek Hıristiyan dünyasında bulunamaz. Camiler ya tahrip edilmiş, ya farklı amaçlarla kullanılmış, kilise yapılmışsa da -ki bu Balkanlarda olabilir ancak- camilik döneminin ismi sürdürülmemiştir.  Türkiye Ayasofya'yı açarak ülke üzerindeki hükümranlığının tam olduğunu göstermiştir."

"TÜRKİYE, DAYATMAYA BOYUN EĞMEYECEĞİNİ İLAN EDİYOR"

Yurtdışından gelen tepkileri de değerlendiren Doğan sözlerini şöyle tamamladı:

"Ayasofya konusunda dışarıdan gelen tepkiler beklenen tepkilerdir. Çünkü Batılı devletler ve kamuoyu Ayasofya'nın müze olmasında hemfikirdir. Nasıl İstanbul'un fethini hazmedemiyorsa, Ayasofya'nın cami olmasını da kabullenememektedir. Türkiye bu dayatmaya epeyce mukavemet etmişse de, sonunda boyun eğmek zorunda kalmıştır. Şimdi dayatmaya boyun eğmeyeceğini ilan ediyor!"

"Atina patriği ne demişti? 'Türkiye Ayasofya'yı cami yapmaya cesaret edemez'. Türkiye bunu cesaretini göstermek için yapmadı, hükümranlığının hakkını vermek için yaptı. Dış tepkiler Türkiye'nin tam hükümranlığı konusundaki eski kanaatin yansımasıdır. İç tepkiler ise, batı yalakalığının tezahürüdür ve zihnimizin nasıl saldırılar altında kaldığının, teşevvüşe uğradığının göstergesidir."

Kaynak: Anayurt Gazetesi

Bu haber toplam 429 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim