• İstanbul 32 °C
  • Ankara 33 °C

“Doğu Türkistan'da Zulüm Devam Ediyor”

“Doğu Türkistan'da Zulüm Devam Ediyor”
Anavatanlarında yabancı konumuna getirilen Uygur Türkleri otoriter Çin rejimi karşısında eşine az rastlanan bir zulme maruz kalıyor.

Bu konuda hassasiyet gösteren ve konuyu sosyal medya mecralarında gündeme getiren Mavera Eğitim ve Sağlık Vakfı, Fatma Gülşen Koçak’ın idarecisi olduğu seri programlarda alanında uzman konukları misafir etti. 

 1-074.jpg
Medina Muhammed 
Türkiye'de yaşamakta olan Uygur öğrencilerinin Çin zulmünden dolayı maruz kaldığı ekonomik, psikolojik ve sosyal problemleri değerlendirebilir misiniz?  Ve bu problemler için Türkiye hükümetinden beklentileriniz nelerdir?
“Türkiye başta olmak üzere yurtdışında eğitim gören Doğu Türkistanlı öğrenciler 2016 yazından itibaren ülkelerine geri dönemiyor. Geri döndüklerinde direkt olarak toplama kamplarına atılıyorlar. Tek gerekçe Türkiye’de veya başka bir ülkede eğitim için bulunmaları. Doğu Türkistanlı öğrenciler durumlarının kamuoyunda duyurulmasını istiyor.

1-2.jpg
Abdusselam Teklimakan
Doğu Türkistan meselesini gündeme getirmek için STK’lar nasıl bir çalışma yapılmalı? Gençler neler yapmalı?
“STK’ların Doğu Türkistan’ı gündemlerine almaları, bilinç oluşturmaları, insanların kendi içinde bir Doğu Türkistan’da yaşanan soykırım ile ilgili muhasebesi yapmasına zemin hazırlamaları ve araştırma yapmaya teşvik etmeleri gerekiyor.

Haber portalları aracılığıyla iletişim kanallarını kullanarak bu işin üzerine eğilmezsek yarın çok geç olabilir. Herkes susarsa, Çin tarafından uygulanan bu zulümlere nasıl dur denilecek?” 
2-070.jpg
Dr. Ferhat Tanrıdağlı 
Doğu Türkistan Meselesinin çözümü sizce nedir? Küresel anlamda Çin’i politik olarak zorlamak mümkün mü? 
“Çin’e göre önce “Enerji Güvenliği”ni garanti altına almak gerekir. Nitekim “Enerji Güvenliği: Süper Güçlerin Can Damarı”dır. Buralardan bir an önce emin olmak için Türkler asimile edilmeliydi. Doğu Türkistan’daki Türklerin diğer halklar gibi kolay asimile olmasına gözü yetmeyen Çin Soykırımı hızlandırmaya karar verdi. Bunun için dünyanın gözünü boyamak ve bir kılıf uydurmak gerekiyordu. 5 Temmuz 2009 da ilk algı operasyonu gerçekleştirildi. Barışçıl hak arama yürüyüşü Çin’in sinsi planları sonucu katliama dönüştü, sonuçta Çin devleti önce Han Çinlisi ahali ile Uygurlar arasında kin-nefret tohumları ekerek, devletin yapacağı soykırıma Han Çinlilerinin duyarsız kalması hatta devleti desteklemesi için fikri zemin hazırladı.
2012 Kasım ayında, Pekin hükümeti Sincan’ı yönetmek için yeni bir “strateji” hazırladı ve merkezi hükümet “Sincan’ı nasıl yöneteceğini” tartışmaya başladı. 2000 yıllarda kurulan ve görevi Doğu Türkistan’ın etnik meselesini incelemek, analiz etmek ve çözüm bulmak olan “Merkezi hükümet Sincan çalışmaları Koordinasyon Grubu Ofisi “revize edildi. Gurupta ÇKP’nin Milliyetler politikasının oluşturulmasında başı çeken etnolog Ma Rong,Hu Angang,Yang Shengmin, Hu Lianhe, Zhu Weiqungibi faşist Çinli aydınlar yer aldı. 2013 yılı Mayıs, Zhongnanhai sarayında sözde “Sincan Etnik Politikalarının tezden belirlenmesi” yani Şi cinping’in “Sincan’ı Yönetme Stratejisi” ni belirlemek için bir toplantı daha yapıldı. Daha sonra devlet bu çalışma gurubunun kurguları doğrultusunda harekete başladı.
11 Eylül sonrası oluşan “İslamıfobi” algısı ile terörü harmanlayıp Uygurları aşırı dinci terörist olarak dünyaya lanse edilmesi kararlaştırıldı.
Hemen ardından Doğu Türkistan’da cihat propagandası yapan genç “İmamlar” türedi. Camilerde “Müslüman cihat yapmalı, Çin darul-sulh ülkesidir. Onun için darul harp olan topraklara- Suriye’ye gidip şeriat için cihat yapmak lazım” türünden vaazlar vermeye başladılar.
Hemen ardından Doğu Türkistan’ın en ücra köşesinden çıkıp, 5000 Km yolu hiç engele takılmadan aşıp Çin’in Yünnan eyaletinden dünyanın en güçlü ordusu tarafından korunan hudutları da rahatça geçen binlerce kişi Tayland’da ortaya çıktı. Bunlardan bir kısmı Suriye’de boy gösterdi. Hatta DAEŞ saflarına serpiştirildi.

3-069.jpg
Nureddin İzbasar 
Çin’in basın ve medya üzerindeki manipülasyonlarını anlatır mısınız? Doğu Türkistan konusunda Türkiye’de negatif haber yayanlar, Doğu Türkistan mücadelesini gündeme getirenleri suçlayanlar ne yapmak istiyor?
Çin soykırım suçunu örtbas etmek için 20 milyon internet savaşçısını sosyal medyada konuşlandırdı. Çin, sadece ideolojik propaganda için 400 milyar dolar kaynak kullandı. Bu yüzden propagandaları netice veriyor.  Çin, medyayı sıkı kontrol altına alırken, Çin’de yasak olmasına rağmen Facebook, Twitter ve Youtube gibi sosyal medya araçları üzerinden karalama kampanyalarını hız kesmeden devam ettirmektedir. 
Çin Komünist Partisi adına yurt dışında propagandalar yürütmekte olan CGTN, sosyal medya üzerinden İngilizce, Arapça, Fransızca, Arapça, İspanyolca ve Rusça olmak üzere ondan fazla kanalda yayın yapan bir propaganda kuruluşudur. CGNT’nin tüm kanallarının abone sayısı toplamda 4 milyonun üzerindedir. CGTN Doğu Türkistan ve Uygurlar hakkında çok sayıda belgesel ve röportaj videosu yayınlıyor. Özellikle Doğu Türkistan’daki soykırımı örtbas etmek için yoğun bir çaba içerisinde olduğu tüm içeriklerinden anlaşılmaktadır. ABD ve Avrupa’da yaşayan Müslüman asıllı ünlüler de bu kanal üzerinden Çin’in propaganda kampanyasına katılmışlardır.
02 Nisan 2021 Tarihinde CGNT Youtube kanalında yayınlanan 'The War in The Shadows' filmi Çin’in Doğu Türkistan’daki soykırımını haklı göstermek için çektiği bir propaganda filmidir. Ancak bu propaganda filminde Çin, Doğu Türkistanlıları dört temel üzerinden suçlamakta ve uygulamalarını haklı göstermeye çalışmaktadır. Filmde Çin, Doğu Türkistan’da meydana gelen bazı şiddet olaylarını göstererek Uygur Türklerini terörist olarak göstermeye çalışmıştır. Olaylarda ölen Çinlileri örnek göstererek algı operasyonu yapmaya çalışan Çin, burada 1949’dan günümüze kadar öldürdüğü Doğu Türkistanlılardan hiç bahsetmemektedir. Halbuki Çin, 1949 senesinde Doğu Türkistan’ı işgal ettikten sonra devrim karşıtı, burjuvazi, yerel milliyetçi adı altında çok sayıda Doğu Türkistanlıyı öldürürken, 1967-1977 yılları arasında yaptığı kültür soykırımında yine yüzbinlerce insanı idam etmiş, yüz binlercesi de açlıktan ölmüştür. 1980’li yıllardan sonra artan dinî ve etnik baskılara karşı meydana gelen tüm ayaklanmaları en sert bir şekilde bastırmıştır. 1964-1996 arasında Doğu Türkistan’da sadece nükleer denemeler sonucu hayatını kaybeden Doğu Türkistanlıların sayısı 750 bini geçmiştir. 1990 Barin’de, 1997’de Gulca’da, 2009 Urumçi’de, 2014 Yarkent’te Çin’in silahlı güçleri tarafından öldürülen Doğu Türkistanlıların sayısı hiç de az değildir. 1986 senesinden itibaren uyguladığı doğumlara yönelik politika ve yasasıyla çok sayıda bebek anne karnından alınarak öldürülürken, Çin’den Doğu Türkistan’a göçmen taşıyan trenler bir gün bile durmamıştır. 2000’li yıllardan itibaren Doğu Türkistan’ın kırsal kesimlerinden kadınları Çin’in iç bölgesine zorla taşıyarak yok etmiştir. 2017 yılından itibaren uygulamakta olduğu toplama kamplarıyla birlikte idam ve yok etme politikası durmadan devam etmektedir. Propaganda filminde Çin, aşırılık ve radikallik içeren videoyu izledikleri için insanların 10 yıldan fazla hapis cezasına çarptırıldığını ve hapishanede onların devşirilmekte olduğunu ifade etmektedir.

Bu haber toplam 371 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim