Amerika ve Avrupa sokaklarında yapılan röportajlarda, içerik üreticilerinin “Nereli olduğunuzu söyleyin, ama ülkenizin adını vermeden” sorusuna verilen yanıtlar son günlerde viral oldu. Mutlaka sizlerin de önüne düşmüştür. YouTube, Instagram ve TikTok’ta milyonlarca izlenme alan söyleşilerde insanlar ülkelerini özelliklerine göre tarif etmeye çalışıyor.
İzlediklerimden birinde Türk vatandaşı genç biraz düşünüp “Erdoğan” diyordu. Ülkelerini yemekleriyle, havasının sıcak ya da soğuk olmasıyla tarif edenler de var. Bir Afrikalı övünerek “Kimse dilimizi bilmez” yanıtını verirken, San Marino’lu biri “Futbolda hep kaybediyoruz” diyebildi.
İki genç kadının anlatış biçimi ise çok fazla izlenme ve yorum almış. “Bizdennefret ediyorlar” diyorlardı. Soruyu soran nedenini irdeleyince kadınlardan biri gülerek “İsrailliyim de ondan” cevabını verdi. Bir kaç kez başa sarınca algoritma benzer söyleşileri önüme düşürdü. Meğer kendilerinden nefret edildiğini ilan eden onlarca Yahudi varmış.
Çünkü kimliklerini gizlemek zorunda olduklarını, yaşadıkları ya da gittikleri ülkelerde iliklerine kadar hissediyorlar. Bu nefreti gülerek anlatmalarına hiç şaşırmayalım. Bu sadist ruh halinin nedenini yazının sonunda açıklayacağım.
İsrail merkezli ve Yahudiler için propagandalar geliştiren ‘Center for Jewish Impact’in geçtiğimiz ağustos ayında yayımladığı ankete göre İsraillilerin yarısından fazlası yurt dışında milliyetini açıklamaktan çekiniyor, yüzde 40’ı ise Gazze soykırımının başladığı 7 Ekim’den bu yana tatil planlarını değiştirmiş.
Jerusalem Post’un 2025’in kasım ayında yayımladığı bir röportajda, Girit’te tatile giden Sarah Cytryn isimli Yahudi kadın, seyahat öncesi çocuklarına “New York’luyuz” tembihinde bulunduğunu anlatıyordu. Valizden İbranice yazılı hiçbir şey çıkmaması için önlem alan kadın, kızının “Neden yalan söylüyoruz?” diye sorduğunu da anlatıyor.
İsraillilerin, gördükleri muameleyi mağduriyet gibi yansıtmak istedikleri çok net fakat insanlık onlara “ah yazık, yaşadıklarınıza çok üzüldük” demiyor ve sosyal medyada yazılanlara baktığımızda bu öfke dalga dalga yayılıyor.
Karadağ, Moğolistan, İspanya ve Filipinler’de Yahudilerin sokakta yürüyemedikleri, bindikleri taksiden indirildikleri, otellere kabul edilmedikleri ve sorularına yanıt alamadıklarına dair çok sayıda video düştü sosyal medyaya. Paris’teki Yahudiler, “dışarıda kipa takamıyoruz” itiraflarını dile getiriyor.
Ruhi Çenet’in Amerika’daki Hasidik Yahudi cemaatiyle ilgili belgeseli bu manzarayı daha da netleştirdi. Kısa sürede 40 milyon izlenen içerik, New York çevresinde yaşayan, teknolojiyi reddeden, kendi mahkemesini kuran, kendi devriyesini, kendi ambulansını işleten, ortalama on çocuklu kadınların saçını kestirip peruk taktığı Hasidikleri anlatıyor.
Devamı:https://www.yenisafak.com/yazarlar/ersin-celik/dokunulmazlik-hissi-nefrete-guluyorlar-4853058































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.