Ramazan oldu çekip şahid-i mey perde ru
Mey için çeng tutup ta'ziye açtı gisu
(Ramazan geldi şarap güzeli yüzünü kapattı.Çeng, şarap için baş saglıgı dileyip saçını açtı)
Bildi mutrib ki nedir hal götürdü kopuzun
Bezmden çekdi ayagını sürahi vü sebü
( Çalgıcı durumunu anladı ve kopuzunu ortadan kaldırdı.Sürahi ve testi de meclisten ayagını çekti)
Bezm kanunu bozuldu ne için çeng ile def
Yıgılıp etmeyenler hakim eşiginde gülü
(Meclisin içki kanunun düzeni bozuldu.Çeng ile def hakimin kapısında topanıp ne için içki içmesinler)
Ramazan ayı gerek acıla cennet kapısı
Ne reva kim ola mey-hane kapısı baglu
(Ramazan ayında cennet kapsıs açık olur. Meyhane kapısı niye kapalı olsun)
Feth-i meyhane için okuyalım fatihalar
Ola kim yüzümüze acıla bir baglı kapu
(Meyhane kapısını açmak için Fatiha okuyalım.İnşallah bu baglı kapı yüzümüze açılır)
Af-tab-ı kadeh etmez ramazan ayı tulu
Ne beladur bize ya rab ne kara gündür bu
(Ramazan ayında kadehe benzeyen güneş dogmaz. Ey Allah'ım! Bu bize nası bir beladır, ne kara bir gündür)
İntizar-ı meyi-i gül-reng ile bayram ayına
Baka baka inecektir günümüze kara su
(Gül renkli şarab kadehine bayrama kadar baka baka gözümüze kara su iner)
Ramazan oldu budur vehm-i fuzulinin kim
Nice gün içmeye mey zühd ile na-geh tuta hu
( ramazan oldu Fuzuli'nin düşüncesi budurki;kaç gün şarap içmeyecek , kaç gün zahidlikle ne zaman kadar Allah diyecek)
YORUM
Mutasavvıfa arasında sembolik manada şarap ve meyhaneye olan işaretler
bilinir. Bu zevatın bir kısmı "ilâhî şarabı" Kur'anı Kerimin bir ayetinden
kaynaklanarak işlemişlerdir. Tanrı, kâinatı ve bu arada insan oğlunu yaratmadan
önce yarattığı ruhları, beşerin vücuduna ilka etmeden, yüce katında bir araya
getirerek kendilerine (elestü birabbiküm?) yani "Rabbiniz değil miyim?" diye
istifham-i takrirî yoluyla sorar. Ruhlar da (belâ) yani "sen bizim Rabbimizsin"
cevabını verirler… Sûfîler "elest bezmi" adını verdikleri mecliste içtikleri
ruhî şarapla mest olduklarını, yani Tanrı cemalinin bir lem`a (parıltı)sıyla
kendilerinden geçtiklerini düşünürler!..
Sözünü ettiğimiz Fuzuli beyitleri de (şathiyat) biçiminde yazılmıştır İlâhî
şarapla mest olan âşık, eşyada tecelli eden Tanrı cemalini gönül gözüyle
müşahede etmekten doğan sevinç ve lezzet sebebiyle, halkça melüf olmayan tuhaf
sözlerle konuşur. Bu garip sözler görünüşte kötü ve çirkin anlamlı, hakikatte
ise içli ve samimî güzel kavramlıdır.
söylediğini bilemez bir hâle gelir.

























Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.