Kıyafet kişiyi rezil de eder vezir de. Reziller rezil olduklarını anlamazlar. Anlasalar zaten giymezler. Onlara dışarıdan bakanlar karar verirler rezil mi vezir mi?
Tabii bu kanaat de şahıstan şahsa değişir. Kişi kendisi nasılsa başkalarını da öyle görmek ister. Hatta kendisi gibi olmayanları kınar.
Dolayısıyla bir kimseyi tanımak ve nasıl bir iç ve dış dünyası olduğunu anlamak için kıyafeti şahit olarak kâfidir.
İnsanların evlerinde veya toplum içinde yaşadıkları, yaşamak istedikleri, hal ve hareketleri, bilgi ve becerileri de yine kıyafetiyle şahsı anlatır.
Hangi makam, mevki ve seviyede olunursa olunsun; devlet memurları, devleti temsil eden bir üye olarak; kılık, kıyafet, söz ve davranışlarına, çekidüzen vermek zorundadırlar.
Gece yahut piknik kıyafetiyle, eğlence merkezlerindeki giysilerle, devleti ve milleti temsil eden kurumlara girilip çıkılmaz ve çalışılmaz.
Her devletin olduğu gibi bizim devletimizin de bir “devlet olma haysiyet ve şerefi” vardır.
Hangi gerekçe ile olursa olsun, bu ciddiyet sözle veya giysi ile tehdit edilemez. Hele bu kurum, bir de Milli Eğitim Bakanlığı ve okullar ise asla kabul edilemez.
Öğretmenliğin kutsal bir meslek olduğunu aklıselim sahibi her insan kabul ettiğine göre kutsal bir mesleğin kuralları da olmalıdır.
Öğretmenler için de öğrenciler içinde bu kuralların korumakla yükümlülüğü vardır. Aksi takdirde eğitim yuvaları; vur kaç, konargöçer çadır tiyatro kumpanyasına döner.































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.