İçinde bulunduğumuz durumun nedenlerinden birinin de hepimizin okuduğu ortak kitaplar olmadığını düşünürüm. İçinde bulunduğumuz durum derken kastettiğim bir millet olarak ortak duygu ve düşüncelerimizin, ülkülerimizin yok olmaya doğru gitmesi. Vatan, millet, din gibi konularda bile farklı görüşlere sahip olmamız. Oysa millet olmanın yolu biraz da müşterek düşünmek ve hareket etmekten geçiyor. Bunu sağlamanın yolu da nesillerin aynı kaynaktan beslenmelerini sağlamaktan geçiyor. Bugün küçümsediğimiz ve okumaktan vazgeçtiğimiz Mızraklı İlmihal, Kısas-ı Enbiya, Mevlid, Muhammediye, Envârü'l-âşıkîn, Delâilü'l-Hayrât, Şurûtu's-Salât gibi kitaplardan din öğrenilir, Hz. Peygamber (SAV) bilinirdi. Hz. Ali (RA) Destanları, Danişmentmâne, Kıssa-ı Yusuf, Halilnâme, İbrâhim Edhem gibi kitaplarla din büyükleri ve hasletleri anlatılırdı. Leyla ile Mecnûn, Kerem ile Aslı hikayelerinden de aşkı ve aşıklık hallerini bilirlerdi. İmparatorluğun en batısında da en doğusunda da bu kitaplar okunur, dinlenirdi. Dolayısıyla milletin ortak bir hafızası ve dili olurdu. Acaba bugün bırakın tüm Türkiye'yi dine karşı hassasiyeti olduğunu söyleyenler arasında böyle bir ortak hafıza ve dil var mıdır? Ben bu soruya hemen vardır diye cevap veremiyorum maalesef. Peki ne yapılmalı? Bu konuda Diyanet İşleri Başkanlığı'na ve MEB'e büyük sorumluluk düşüyor. Osmanlılar halka ihtiyacı kadar bilgiyi hiç unutulmayacak şekilde öğretirdi. Sibyan mekteplerinde temeli atılan bilgi camilerde vaaz ve hutbe, tekkelerde de sohbet ile sağlamlaştırılırdı.
Devamı: https://www.fikriyat.com/yazarlar/ismail-gulec/2022/09/20/imam-hatip-ortaokulu-ve-sibyan-mektebi































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.