• İstanbul 11 °C
  • Ankara 18 °C

“Kudüs akademik çalışmalarını stratejiye dönüştürecek adımlar atmalıyız”

“Kudüs akademik çalışmalarını stratejiye dönüştürecek adımlar atmalıyız”
Genel Başkan Arıcan: “Kudüs davasıyla ilgili bu bilimsel, akademik çalışmaları politikaya dönüştürecek, stratejiye dönüştürecek adımları atmamız ve bu noktada diyalektik okumaları, diyalektik çalışmaları da yapmamız gerektiğini düşünüyorum.”

Kudüs’ü ve Mescid-i Aksa’yı genç nesillere tanıtmak amacıyla dört yıldır düzenlenen sertifikalı ‘Adım Adım Beytülmakdis” dersleri tamamlandı.

Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi ve Mardin Artuklu Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen ve gençlerin büyük ilgi gösterdiği derslerin sonunda Melike Hatun Cami Konferans Salonunda mezuniyet töreni düzenlendi.

12.02.2022 tarihinde gerçekleşen Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda Türkiye Yazarlar Birliği Genel Başkanı ve Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan, Mardin Artuklu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İbrahim Özcoşar, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Kudüs Araştırmaları Merkez Müdürü Prof. Dr. Muhittin Ataman, Mardin Artuklu Üniversitesi Küdüs Araştırmaları Merkez Müdürü Dr. Ayşe Çekiç ve Kudüs Şurası Kurucu Başkanı Mehmet Fatih Serenli’nin birer açılış konuşması yaptı.

Prof. Dr. Musa Kâzım Arıcan’ın törende yaptığı konuşmanın tam metni:

“Ve Kudüs şehri. Artık yer şehri, toprak şehri.

Bakır yaprakların, çelik gövdelerin, acımasız yüreklerin.

Demir köklerin, tunçtan ve uranyumdan dalların.

Kurşundan çiçeklerin şehri.

Gülle kusuyor ana rahmi

Bomba parçalıyor beynini bebeğin

Tanklar saldırıyor evlere bir anda ev yok tank var

Uçak var, gök yok utanç var

Ve kime karşı bütün bunlar

Masum insanlara karşı

Binlerce yıl oturdukları yurtta kalmak isteyenlere karşı

Ve kim tarafından bütün bunlar

Romanın, Babil’in, Asur'un ve Firavunların

Ve nice milletlerin zulmünü görenler tarafından

Zalime olan öcünü mazlumdan almak

Zalim olmak ve en zalim olmak

Ve artık ne İbrahim, ne Yakup ve ne Musa var

Tersinden okunan Tevrat hükümleri

Karaya boyanmış Mezmurlar” diyor üstadımız, yakın zamanda kaybettiğimiz Sezai Karakoç Alınyazısı Saati’nde.

Çok değerli Rektörüm, Sayın Vekilim, Dekanım, merkez müdürlerimiz, Beytülmakdis Vakfı Başkanımız, çok değerli Abdulfettah Hoca’mız, çok kıymetli hocalarımız, Kudüs davasının, Kudüs şuurunun sevdalısı, çok değerli STK’larımızın başkanları, Kudüs Beytülmakdis sevdalısı genç kardeşlerim; hepinizi hürmetle, muhabbetle selamlıyorum.

Tabii bizler birçok açılışlar yapıyoruz, törenler yapıyoruz, mezuniyet törenleri yapıyoruz. Herhalde bizim için en kıymetli, en değerli, en duygusal mezuniyet töreni bu olsa gerek. Aslında bambaşka bir mezuniyet töreni icra ediyoruz.

Tabii kendimizi bildiğimiz günden andan itibaren hamdolsun bu topraklarda, bu coğrafyada hep bir Kudüs sevdası, Beytülmakdis muhabbeti var oldu, biz de bu bilinçle ve bu şuurla yetiştik. Zaman zaman duygusal anlar yaşadık, protestolar yaptık, gençliğimizde yıllarca Kudüs’te olup bitenlere, zulme isyan ettik, kızdık, ağladık. Ama bugünü yaşamak gerçekten hamd edilecek, şükredilecek bir durum. Kudüs davası için artık mantıklı, makul, bilimsel bir çabanın ortaya konduğu günleri yaşıyoruz. Hamdolsun yükseköğretimimizde, üniversitelerimizde Kudüs bilincini, Kudüs şuurunu bilimsel olarak, akademik olarak yürüten merkezlerimiz var, lisansüstü programlarımız var, yüksek lisans programlarımız var. Yakın zamanda inşallah biz de üniversite olarak doktora programını açma noktasına geleceğiz. Kudüs davasıyla, Kudüs bilinciyle ilgili gerçekten çok samimi çalışan STK’larımız var ki bu çok önemli. Artık modern dönemin en önemli gücü, belki de soft power dediğimiz bu yumuşak güç, işte bu güç sivil toplumdur. Ülkemizde gerçekten sayıları artık gittikçe artan sivil toplum kuruluşlarımız var.

Tabii bugünleri görmek, böyle bir programı icra etmek ve buradan mezun arkadaşlarımızı, bu akademik çalışmaya gönül vermiş öğrencilerimizin mezuniyetini görmek, bunu bir de sivil toplum iş birliğiyle gerçekleştiriyor olmak gelinen nokta itibariyle gerçekten muazzam bir durum.

Tabii tüm bunları yaşarken ülkemizin yöneticilerinin, siyasilerinin de çok önemli katkıları oldu. Başta Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan Kudüs davası için duruşu, en azından cesaret ve güven vermektedir. Birleşmiş Milletler’de, uluslararası platformlarda bunu haykıran bir sesin olması gerçekten göz ardı edilmemesi gereken hususlar. Bunlar aynı zamanda bu faaliyetleri yapmakta çok önemli bir motivasyon. Tabii hocalarımız çok kıymetli fikirler, düşünceler serdettiler. Ben naçizane burada bir hususu, haklı bir hususu, paylaşmak istiyorum. Tabii Beytülmakdis okumaları, bu konuda bilimsel akademi çalışmaları yapmak ve gerçekten artık özgürlüğü ve değişimi bilgiyle gerçekleştirmek mottosu çok önemli. Bu noktada artık akıllı stratejileri, politikaları üretmemiz gerekiyor. Tabii ki protestolar, tepkiler gerektiğinde bunları ortaya koymak önemli ama artık bizim Kudüs davasıyla ilgili bu bilimsel, akademik çalışmaları politikaya dönüştürecek, stratejiye dönüştürecek adımları atmamız ve bu noktada diyalektik okumaları, diyalektik çalışmaları da yapmamız gerektiğini düşünüyorum.

Benim naçizane yüksek lisans ve doktora çalışmam Yahudi asıllı bir filozof. 17. yüzyıl filozofu Benedict de Spinoza. İspanya’dan sürgün giden, Engizisyondan Hollanda’ya sürülen bir filozof, felsefe geleneğinde çok önemli bir isim. Doktora çalışmam onun tanrı anlayışıdır. Ve onun Tractatus Theologico Politicus yani tanrı politik inceleme, din siyaset ilişkisi diyebileceğimiz eserini Türkçeye de çevirdim. Spinoza’yla ilgili birçok makale de yazdım. Şunu ifade etmek için bunu söylüyorum: Spinoza Yahudi asıllı, bu kökten gelmiş olmasına rağmen Yahudiliği, Yahudi teolojisini, politikasını, politikalarını çok ciddi anlamda eleştiren de bir filozof. İşte ondan önce İslam filozofları arasında saydığımız Musa İbn-i Memnun var ki İbn-i Sina geleneğini sürdüren, Delâletü'l-Hairin diye eserini bildiğimiz. Tabii ondan daha önce milattan önce İskenderiyeli Filon var, biraz Helenistik Yahudiliği inceleyen de birisi. Artık diyalektik okuma süreçlerini de başlatmamız gerekiyor, yani Yahudi teolojisi, Yahudi politikası, yani bu Siyonizm’i besleyen arka planları da bizim çok iyi analiz etmemiz gerekiyor. Hamdolsun, ülkemizde artık dinler tarihi alanında, felsefe alanında bu çalışmaları yapan insan kaynağımız beşeri sermayemiz de oluşuyor.

Ben artık belki ülkemizde bundan sonraki süreçlerde Yahudilik araştırmalarını enstitü tarzı çalışmalarla yapmamız gerekir diyorum. Ama bugün Yahudilik, Yahudiler ya da İsrail; Yahudilikle ilgili ne tür çalışma var çok yakından takip ediyorlar. Yıllar öncesinde bir grup arkadaşımız Kudüs’e gitmişlerdi. Benim editörü olduğum Düşünce ve Gelenek diye bir kitap vardı. Girerken ve çıkarken kitabı götüren arkadaşı İsrailli askerler saatlerce sorgulamışlar. İşte “Musa Kazım Arcan’ı nereden tanıyorsun? Ne kadar tanıyorsun? İlişkin ne? Hangi çalışmaları yapıyor?” gibi sorular sormuşlar. Bir editörlük kitabı, yani Yahudiliği kim çalışıyor? Nasıl çalışıyor? Ne yazıyor? Bir asker bile bunu biliyor, takip ediyor. Tabii bugüne birden gelinmedi. Yani bu çalışmaları yaparak İsrail devleti kuruldu belki. Belki bizim şu sorgulamaları da yapmamız gerekiyor: Bu noktaya neden gelindi? Nasıl orada -işte Muhittin Hocam söyledi- 70 yıllık bir işgale nasıl gelindi? Hangi hatalar yapıldı? Bunları çok iyi analiz eden süreçleri ortaya koymamız gerekiyor. Bunları yapmalıyız nitekim ben artık İslam medeniyetinin yeniden teşekkülü ve ihyasının yaşanacağı günleri yaşadığımızı düşünüyorum. Bunların alt yapılarının olduğu günleri yaşadığımızı düşünüyorum. Belki bunu görürüz, görmeyiz ama hamdolsun bu stratejiler, çalışmalar yürüyor. Ama bu diyalektik okumaların da çok önemli olduğunu düşünüyorum. Yani İsrail’in yaptığı politikalar, Yahudilikle ilgili çalışmalar, Yahudilerin teolojisini, felsefesini tüm bu stratejileri de çok yakından takip etmemiz gerektiğini ve hatta tüm onları arşivlememiz gerektiğini de düşünüyorum. Hamdolsun bu konuda ülkemizde çok ciddi külliyatlar oluşuyor. Muhittin Hoca’mla Halit Hoca’mın da destek verdiği çok değerli bir fikir, edebiyat dergimiz Kudüs özel sayısı çıkıyor. Tabii birçok faaliyetler yapıldı ama bu çok kapsamlı bir faaliyet. Yani hamdolsun ülkemizde çok ciddi bir literatür oluşuyor, ciddi birikimler var. Artık gerçekten bunları bileştirip stratejilere, politikalara dönüştüreceğimiz süreçleri de oluşturmamız gerekiyor.

ASBÜ olarak -hocalarım bahsetti- biz de hem araştırma merkezimiz hem lisansüstü Kudüs araştırmaları yüksek lisans programımızla Kudüs araştırmalarına önem veriyoruz. Doktora programına da hocalarımız çalışıyor, inşallah onu da en kısa zamanda gerçekleştiririz. Tabii Beytülmakdis Dergisi’ne yine hocalarımız destek veriyor. Tabii Sayın Rektörümüze çok teşekkür ediyoruz, yani Mardin’de başlayan bu çaba, Abdulfettah Hoca’mın İstanbul’da başlattığı bu çaba; gerçekten çok kıymetli, biz şükranlarımızı sunuyoruz. Üniversitede 2018 yılından beri emeği geçen tüm hocalarımıza, tüm arkadaşlarımıza ben şükranlarımı sunuyorum.

Tabii bu meşale sivil toplum kuruluşlarımızla inşallah büyüyerek gidiyor. Bundan sonrasında inşallah iş birliklerini artıracağımız ve belki uluslararası alanda -hocalarımız İngilizce artık programları da başlattılar- Amerika’dan Endonezya’ya kadar ulaşan katılımcıların olduğu faaliyetler olacak. Artık Türkiye’de çok önemli bir çalışma zemininin, çok sağlıklı bir zeminin oluştuğunu düşünüyorum. İnşallah hep ideali kurulan özgür Kudüs var olacak. Tabii bu ideali oluşturmak, bu bilinci ve bu şuuru taşımak da çok önemli. Bu şuur inşallah bu idealin gerçekleşmesini sağlayacak.

Tabii, biz şuna inanıyoruz, yüce Mevla’mız bize şunu baştan taahhüt ediyor: Allah nurunu tamamlayacaktır, biz buna inanıyoruz. Tabii bize düşen şu: doğru yerde durmak, doğru adımları atmak ve bu desteği sağlamaktır. Yüce Rabbimiz buna layık kullarıyla bunu gerçekleştirecek, biz buna inanıyoruz. İnşallah ona destek olan kulları bizler olalım diye düşünüyoruz.

Ben çok uzatmak istemiyorum, tabii açılış konuşmaları bunlar.

Ben emeği geçen tüm sivil toplum kuruluşlarımıza, başta Mardin Artuklu Üniversitemiz olmak üzere Beytülmakdis Vakfı Başkanımız Abdulkuddüs Hoca’mıza ve 49 STK’yı bünyesinde barındıran Kudüs Şûrası, Kudüs ve Tarihimiz Derneği, Kudüs Bilinci Derneği, NisaulAksa Derneği ve destek veren tüm sivil toplum kuruluşlarımıza ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum.

Tabii bu faaliyetin gerçekleştirilmesinde emeği olan çok kıymetli hocalarımız var, belki onların adları sayılmadı. Her bir hocamızın emeği çok değerli, çok kıymetli, onlara şükranlarımızı sunuyoruz.

İnşallah bu çabanın büyüyerek artmasını ve inşallah Kudüs’ün özgürlüğüne kavuştuğu ve bu tür mezuniyet törenlerinin Kudüs’te, Beytülmakdis’te gerçekleştiği günler nasip olur. En kısa zamanda inşallah nasip olur, bizler inşallah görürüz.

Ben bu dilek ve temennilerle bu programın icrasında emeği geçen bizim arkadaşlarımıza, üniversitemizin çok değerli idari personellerine, basından arkadaşlarımıza teşekkürler ediyorum. Tabii işin mutfağında olan arkadaşlarımız var, bizler çıkıp konuşuyoruz ama arka planda çok değerli arkadaşlarımız var. Her bir aşamada emeği geçen arkadaşlarımız var. Mardin Artuklu Üniversitesinde emeği geçen, merkezdeki arkadaşlarımız, hocalarımız, üniversitemizdeki hocalarımız, bizim merkezimizdeki hocalarımız, Muhittin Hoca’m, Halit Hoca’m gibi, İslami İlimlerden hocalarımız var, hepsi sağ olsunlar. Bunun yanı sıra STK’larımızı ben çok önemsiyorum. Sivil toplum gerçekten çok kıymetli, çok değerli. Belki bu faaliyetin oluşmasında onların da çok motive edici çabaları, destekleri var. Ben hepinize teşekkür ediyorum.

Ve bu faaliyetin gerçekleşmesi ve bugüne gelmesinde siz değerli arkadaşlarımızın da emeği var. Sizler sabırla bu derslere katıldınız, destek verdiniz ve sizin bu ısrarınız, devamlılığınız hocalarımızı motive etti ki biz bu faaliyetleri, bu programları sizlerden aldığımız destekle, heyecanla gerçekleştiriyoruz. Doktora programı açma heyecanı da böyle doğruyor. Sizlere de şükranlarımı sunuyorum. İnşallah sizlerin destekleriyle oluşan ve sizlerin aldığı bu eğitimlerle daha iyi noktalara geleceğiz.

Ben hepinizi kutluyorum, mezuniyetlerinizin inşallah Kudüs’ün özgürlüğüne bir adım olmasını diliyorum. Hepinize hürmetler, muhabbetler sunuyorum.

dsc01843.jpg

flizkauxeaav8uh.jpgflzhr8twqae22db.jpg

Bu haber toplam 178 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim