• İstanbul 13 °C
  • Ankara 22 °C
  • İzmir 18 °C
  • Konya 13 °C
  • Sakarya 15 °C
  • Şanlıurfa 23 °C
  • Trabzon 12 °C
  • Gaziantep 21 °C
  • Bolu 18 °C
  • Bursa 18 °C

Kürt Meselesi Üzerine

M. Çetin BAYDAR

KÜRT MESELESİ ÜZERİNE  KAFA YORANLAR ÖNCE  KÜRTÇÜLÜĞÜN  NASIL BAŞLADIĞINI BİLMELİLER

İşte Tarihteki Kürt ayaklanmaları:

1806 Baban Aşireti ve Abdurrahman Paşa isyanları, 1833-1837 Mir Muhammed (Soran) İsyanı, 1838 1. Han Mahmud İsyanı, 1842 - 1847 2. Han Mahmud İsyanı (son döneminde Bedirhan Beyle ittifaken), 1843-1847 Bedir Han İsyanı, 1855 Yazhan Şer İsyanı, 1878-1881 Şeyh Ubeydullah Nehri İsyanı..

Bu isyanlar niçin  daha önceki yüzyıllarda değil de 19.yüzyılda başlıyor?

Sorunun kilit cevabı 1789 Fransız ihtilâlidir.

 Kilise karşısında güç kazanan yeni Fransız sınıflarının iktidarı ele geçirme hareketinin kendine meşruiyet zemini ararken bulduğu en büyük dayanaklardan biri de Fransız ırkçılığı idi.

Fransız ihtilalı dünyaya, Sınıf Mücadelesinden Hümanizmaya, Irkçılıktan Anarşizme birçok ideoloji  ihraç etti.

Osmanlı  topraklarında uç veren “ırk odaklı” isyanlar ilk başta din kisvesi ile geldiğinden evvela,  Osmanlının Gayri Müslim tabakasını ülkeden kopardı.

Ardından, Osmanlının Müslüman anasırı; Arnavutlar, Araplar ve Kürtler’in isyanları geldi.

Haydi diyelim ihtilal-i kebir bir Fransız aydınlanması idi.

Arapçı, Arnavutçu, Kürtçü öncüler ışığı kimlerden alıp ta aydınlanmışlardı?

Bu sorunun cevabını, sözünü ettiğimiz  ırkların coğrafyası üzerinde Emperyal hesapları olan üzerinde güneş batmayan  İngiliz imparatorluğu’nu işaret ederek vereceğiz.

Kısa  süre içinde Fransız, Alman ve ABD Devletleri de aynı doğrultuda sahnedeki yerini aldılar.

“Kürtçülük nasıl başlamıştı?” diyerek konuya girmiştik, o noktadan devam edelim.

İkinci Abdulhamid’le özdeşen “Ümmetçi  Osmanlı rejimi” 1909’da yıkılana kadar Kürt isyanı dediğimiz ayaklanmalar Müslüman Kürtlerden kitlesel destek görmedi. Satın alınmış mahalli birkaç Kürt beyi yukarda listesini  verdiğimiz isyanlarda baş rolü oynadı.

Kanaatimiz odur ki  bugün de durum farklı değildir.

Hangi ırka mensup olursak olalım, güven içinde yaşayacağımız bir idâre altında yaşamak isteriz.

Kürt açılımı politikasıni icat eden mevcut hükümet, günümüzün modası olan “demokrasi” ile Kürt vatandaşlarını güven içinde yaşatacağını vaad ediyor.

Oysa Vatandaş kimliğinden çok daha gerekli olan, ülkeyi teşkil eden  insanların, kültürel ortak paydalarda buluşarak,  tecezzi kabul etmez birliği paylaşmalarıdır.

Her türlü iç ve dış tecavüze  rağmen parçalanamayan bu birliğin adı da “İslam Kardeşliği”dir.

Mustafa Çetin Baydar  

 SİLAHLI GÜÇ MEKÂNLARI OLAN KIŞLALAR,  BİNBİR  AYRI TABİATIN İNSANINA AİT HESAPLARIN    KATLANIP İÇİNE KONDUĞU BİR KUTUDUR (PANDORANIN KUTUSU)

İçimizden kimi safderunlar “kışla tavrını ortaya koydu” makamında yazıp çizmeği pek severler.

Kışladakilerin sayısı kadar ayrı  istek olduğuna göre, Kışla’nın tavır koyduğunu iddia etmek, kışladakı gruplardan birine el altından hulus çakmaktır.

Yazılıp çizildikçe öğreniyoruz bu mekânlarda General Fisunoğlu gibi (Kara Kuvvetleri Komutanı) “Ben karımı oynata zıplata bu noktaya geldim” diyenden “Sakın ha ölmeyin, bırakın Atatürkçü olsa da Sünniler ölsün.” Diye karar alan Alevi konseylerine (bknz.: Ergenekon iddianemesi, zikreden Zeki Kentel 

http://groups.yahoo.com/group/tarih-toplum-siyaset/?yguid=208115339

türü simalar yan yana barınmaktadır.

Kışlalardaki dindar  subaylar ise  ancak  ordudan atılanlar ile sınırlı sanılır. Oysa ordunun mânevi gücünü teşkil eden nice görünmez Allah dostu, kışlanın her hücresinde faaliyet halindedir.

Konar göçer hayatın bir unsuru olan kışlaklar ,  konup geçtiğimiz bu fani dünyanın bir lahzalık durakları mesabesindedir.

Pandoranın kutusunun dibinde olduğu söylenen “Umut” u bizde umud  edinip   Kışla’dan, Cumhuriyet öncesinde olduğu gibi Allah’a giden yolda yürümesini bekliyoruz.

 Mustafa Çetin Baydar

 
Bu yazı toplam 1943 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim