Kadim bir sorudur, edebiyat mahfillerinde dönüp dolaşıp önümüze gelir: "Yazarlık öğrenilebilir mi, yoksa fıtri bir istidat mıdır?"
Tam da bu noktada, Türk kültür hayatına ve edebiyatına ömrünü vakfetmiş, Türkiye Yazarlar Birliği’nin Kurucu ve Şeref Başkanı, mütefekkir merhum D. Mehmet Doğan’ın açtığı ufka bakmak gerekir.
O, daha 1991 yılında TYB’de "Senaryoda Temel Kavramlar" derslerini bir seminer dizisi olarak başlatırken, aslında modern zamanlarda unutulmaya yüz tutan o köklü usta-çırak ilişkisini yeniden diriltiyordu. Bu adımı bir mektep disiplinine dönüştüren öncü bir vizyonun sahibiydi.
Her ne kadar, sonra ki yıllarda bir çok kişi ve kurum Doğan’ı taklit eden çalışmalar yapmışsa da nitelik olarak bu başarıya ulaşamamışlardır.
Onun öncülüğünde hayata geçirilen ve zamanla kurumsallaşan bu "Yazarlık Okulu", bahsettiğimiz o kadim soruya verilmiş en somut, en canlı cevaptır.
D. Mehmet Doğan’ın "Yazarlık Okulu" felsefesi, yazarlığın sadece gökten zembille inen bir ilham ya da içe doğan mistik bir ses olmadığını; dilin inceliklerine hâkim olmakla, kelimelerin izini sürmekle ve sıkı bir okuma disipliniyle inşa edileceğini gösterdi. O okulun sıralarından geçen yüzlerce genç, sadece yazı yazmanın tekniklerini öğrenmekle kalmadılar; Türkçenin zenginliğini, Büyük Türkçe Sözlük’ün satır aralarındaki o derin medeniyet şuurunu öğrendiler.
Evet, yazarlık öğrenilebilir; çünkü yazı, nihayetinde bir mimaridir. Cümlenin nasıl kurulacağı, paragrafın nasıl örüleceği, konunun dağıtılmadan nasıl toparlanacağı birer teknik ve usul bilgisidir.
Daha da önemlisi yazarlık, bir "görme ve fark etme" biçimidir. İyi bir yazı okulu veya doğru bir usta, adaya yeni bir göz aşılar; ona hayata, insana ve eşyaya sıradan bir fani gibi değil, bir sanatçı hassasiyetiyle bakmayı öğretir.
Elbette, herkes bir Dostoyevski, bir Yahya Kemal ya da bir Tarık Buğra olamaz. Fakat herkes dilini doğru kullanmayı, fikrini berrak bir şekilde kâğıda dökmeyi ve kendi iç sesini estetik bir formla dışarıya aktarmayı öğrenebilir. Yetenek, sadece kapıyı açan bir anahtardır; ancak o kapıdan içeri girip odaları yaşanır kılmak tamamen emek, usul ve talim işidir.
Geleceğe uzanan köprü: Bilge Yazarlar Projesi
D. Mehmet Doğan’ın miras bıraktığı o köklü mektep geleneğini ve usta-çırak iklimini bugün en somut haliyle yaşatan, bu fikri yarına taşıyan en güçlü köprülerden biri de hiç şüphesiz Bilge Yazarlar Projesi’dir.
Bu proje, yazarlığın sadece teorik bir iddia değil, usta gözetiminde sabırla işlenen canlı bir pratik olduğunu bir kez daha kanıtlamaktadır.
Nitekim Bilge Yazarlar Projesi, bu yıl 5. yılında 3. dönem mezunlarını verdi. Ne mutlu ki bu genç fidanlar, sadece sıraları doldurmakla kalmadı; yayınlanmış çok sayıda esere ulaştılar. Kendi yazdıkları hikâye, şiir ve denemelerden oluşan buram buram emek kokan dergiler çıkardılar.
Bu çapta büyük ve köklü bir projeyi başarıya ulaştıran güçlü bir irade ve kurumsal iş birliği var. Ankara Eski Valisi Vasip Şahin, projenin ilk anından itibaren himayesini ve desteğini esirgemeyerek bu tohumun toprağa düşmesini sağladı.
Bugün ise TYB Şeref Başkanı ve Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan’ın kurumsal hafızayı ve vizyonu koruyan rehberliği, TYB Genel Başkanı Prof. Dr. Muhammet Enes Kala’nın projeye kattığı dinamik, akademik ve edebi derinlik, genç fidanların doğru bir iklimde yetişmesine zemin hazırlıyor. Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün kurumsal gücü ve organizasyon kabiliyeti de bu başarının arkasındaki en önemli etkenlerden biri oldu.
Devlet-Millet bütünleşmesinin edebi hülasası
Projenin 5. Yıl Dönümü Kapanış Programı’na katılarak gençlerin heyecanına ortak olan Ankara Valisi Yakup Canbolat da yaptığı kıymetli konuşmada bu başarı grafiğinin altını çizdi. Projenin 5 yıldır gençleri kitapla, felsefeyle ve nitelikli yazıyla buluşturduğunu ifade eden Canbolat’ın şu sözleri, ulaşılan ufku özetler nitelikteydi: "Bugüne kadar yaklaşık 2 bin 500 öğrencimizin bu yazarlık yolculuğunun birer parçası olması, projemizin ulaştığı vizyoner noktayı göstermesi bakımından son derece kıymetlidir."
Bu örnek iş birliği, Ankara genelinde yüzlerce gencin elinden tutarak onları kelimelerin o büyülü dünyasıyla tanıştırmış; edebiyatın kurumsal bir hafıza ve devlet-millet bütünleşmesiyle nasıl köklü bir çınara dönüşebileceğini gözler önüne sermiştir.
Sözün özü; Bilge Yazarlar Projesi, usta-çırak ilişkisinin günümüz dünyasında nasıl başarıyla sürdürülebileceğinin, yazarlığın sabır, emek ve doğru bir rehberlikle öğrenilebilir bir sanat olduğunun günümüzde ki en asil örneğidir.
https://ankaraulusgazetesi.com.tr/ozel-haberler/yazarlik-ogrenilebilir-mi-6770h































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.