• İstanbul 23 °C
  • Ankara 25 °C
  • İzmir 31 °C
  • Konya 22 °C
  • Sakarya 18 °C
  • Şanlıurfa 29 °C
  • Trabzon 24 °C
  • Gaziantep 28 °C
  • Bolu 18 °C
  • Bursa 26 °C

Mescid-i Aksa'ya Karşı Kundaklama Girişiminin Yıl dönümü: 1969'daki Suçtan Süregelen Yahudileştirme Tehlikesine

Mescid-i Aksa'ya Karşı Kundaklama Girişiminin Yıl dönümü: 1969'daki Suçtan Süregelen Yahudileştirme Tehlikesine

Yarası Hâlâ Kapanmayan Saldırı

21 Ağustos 1969 sabahı, Avustralyalı aşırılık yanlısı Michael Dennis Rohan, Mescid-i Aksa'ya girerek doğu bölümünü ateşe verdi. İnsanlık vicdanını sarsan ve uluslararası düzeyde geniş çaplı kınamalara yol açan bu saldırı, Mescid-i Aksa'nın cephelerini, çatısını, halılarını, nadir süslemelerini ve Kur'an-ı Kerim nüshaları ile eşyaların da bulunduğu içindeki birçok unsuru tahrip etti. Yangın, binada uzun yıllar süren restorasyon çalışmaları gerektirecek ağır hasara yol açtı. Yangından zarar gören bölümler arasında Ömer bin Hattab Mihrabı, yaklaşık bin yıllık Selahaddin Eyyubi'nin tarihî minberi ile yaldızlı ahşap kubbenin bazı bölümleri ve güney duvarları da bulunuyordu.

Ancak suç yalnızca bir binanın yakılması değildi; Kudüs'ün İslami kimliğini silmeye yönelik sistematik bir planın parçasıydı. Nitekim Siyonist işgal makamları, yangın günü Mescid-i Aksa'nın çevresindeki bölgenin suyunu kesmiş ve Kudüs'teki işgal belediyesine bağlı itfaiye araçlarının gönderilmesini kasıtlı olarak geciktirmişti. Buna karşılık El-Halil, Beytüllahim ve Batı Şeria'nın farklı bölgelerinden gelen Filistinli itfaiye ekipleri yangını söndürmek için bölgeye koştu.

Ancak bu saldırının ardından Arap dünyasının tepkisi İslam İşbirliği Teşkilatı'nın kurulmasıyla somutlaşırken, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi de yangını kınayan ve İsrail'in işgal gücü olarak Kudüs'teki İslam ve Hristiyanlığa ait kutsal mekânların korunmasından sorumlu olduğunu kabul eden 271 sayılı kararı aldı.

1969'daki Kundaklamadan 2026'da Artan Yahudileştirme Tehlikesine

Bugün, Mescid-i Aksa'nın yakılmasının üzerinden 57 yıl geçmesine rağmen yangın sönmüş değil; aksine Mescid-i Aksa'nın avlusunda yaşanan günlük baskınlar ve provokatif Talmudik ritüeller şeklinde yeni biçimlerde sürüyor. Yalnızca Temmuz 2026'da yaklaşık 5.487 yerleşimci Mescid-i Aksa'ya baskın düzenlerken, 2.484 kişi de “turizm” adı altında mescide girdi. 18 Ağustos 2026'da ise 141 yerleşimci Mescid-i Aksa'ya baskın düzenledi; Talmudik ritüeller gerçekleştirdi ve İsrail bayrakları açtı. Bu durum, mevcut tarihî ve hukuki statükoya açık bir meydan okuma niteliği taşıyor.

Daha da tehlikeli olan ise İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in kısa süre önce attığı adım oldu. Ben-Gvir, Yahudilere ait ibadet kitaplarının tamamının (sidur) Mescid-i Aksa'nın avlusuna sokulmasına ve burada düzenli toplu ibadetler yapılmasına izin verdi. Hamas'ın “tehlikeli ve emsali görülmemiş bir tırmanış” olarak nitelendirdiği bu karar, Mescid-i Aksa'nın içinde yeni bir fiilî durum oluşturmayı, sembolik baskınlardan günlük Yahudi dinî ritüellerinin düzenlenmesine geçişi ve Müslümanların ilk kıblesi ve üç kutsal mescidinden biri olan Mescid-i Aksa'ya yönelik sistematik saldırıyı hedefliyor. 

Araştırmacılar ve uzmanlar ayrıca, Yahudi Tapınağı'nın yeniden inşa edilmesini savunan aşırılıkçı grupların, yaklaşık 5.000 yerleşimcinin katılımıyla Mescid-i Aksa'ya geniş çaplı bir baskın planladığı konusunda uyarıyor. Bunun, Harem-i Şerif'te kalıcı bir Yahudi varlığı dayatma, sembolik Yahudileştirmeden Mescid-i Aksa'yı bir Yahudi tapınağına dönüştürmeye yönelik fiilî planlara geçme ve mevcut statükoyu tamamen değiştirme girişimi olduğu belirtiliyor.
 
Mescid-i Aksa Gerçek Bir Tehlike Aşamasına Girdi; Artık Sadece Tehdit Değil
Bugün Mescid-i Aksa'da yaşananlar, son yıllarda açıklamalarda ve demeçlerde sıkça dile getirilen “tehdit” kavramının çok ötesine geçmektedir. Mescid-i Aksa artık gerçek bir tehlike aşamasına girmiştir. İsrail'in Mescid-i Aksa'yı Yahudileştirmeye ve İslami kimliğini değiştirmeye yönelik sistematik adımları, dünyanın gözü önünde ve Arap ve İslam dünyasının dikkat çekici sessizliği altında hız kazanmaktadır.
Hamas liderleri, bu uygulamaların “İslam ümmetinin kimliğine yönelik açık bir saldırı” olduğunu ve Mescid-i Aksa'da zamansal ve mekânsal bölünmenin dayatılmasına yönelik girişimlerin Filistin halkının iradesi ve direnişiyle karşılaşacağını defalarca vurguladı. Ancak bugün karşı karşıya olunan meydan okuma, yalnızca direniş kapasitesinin ötesindedir; bu Yahudileştirme planlarına karşı koymak ve çok geç olmadan Mescid-i Aksa'yı korumak için devletler ve halklar düzeyinde acil harekete geçilmesi gerekmektedir..
Yangının yıl dönümünde yalnızca suçu hatırlamak yeterli değildir; bugün tehlikenin daha büyük ve daha örgütlü olduğunu da görmek gerekir. 1969'daki yangına karşı direnen Mescid-i Aksa, bugün İslami kimliğinin ortadan kaldırılması ve tarihî statüsünün değiştirilmesi girişimiyle varoluşsal bir tehlikeyle karşı karşıyadır. Kudüs'te yaşananlar yalnızca bir tehdit değil, tüm İslam ümmetinin ciddi bir şekilde harekete geçmesini gerektiren bir tehlike aşamasıdır. Aksi takdirde Mescid-i Aksa, sonuçları ağır olacak bir akıbetle karşı karşıya kalacaktır.
 
Mescid-i Aksa'nın Yahudileştirilmesine Karşı Yapılması Gerekenler
Arap ve İslam ülkelerinin güçlü aktörleri Mescid-i Aksa'nın korunması sürecine dâhil edilmeli ve bunun için ortak bir siyasi baskı oluşturulmalıdır; Aksa'nın sorumluluğu tek bir tarafın üzerine bırakılmamalıdır.
İslam dünyasının âlimleri, Filistinli âlimlerle birlikte harekete geçerek Mescid-i Aksa'nın İslami yönetimine son verilmesini engelleyecek halk temelli bir alternatif oluşturmalı; İsrail'in Mescid-i Aksa üzerinde kendi yönetimini dayatmasını beklemek yerine, bu girişimi engellemek için şimdiden inisiyatif alınmalıdır.
Arap ve İslam dünyasının halk düzeyindeki caydırıcı rolü etkinleştirilmeli; yalnızca destek vermekle yetinilmeyerek Mescid-i Aksa'nın korunması sürecine dâhil olunmalıdır.
Ümmetin farklı kesimleri Aksa'ya destek vermek üzere harekete geçmeli; medya mensupları, hukukçular, aydınlar ve çeşitli meslek örgütleri bu sürece katkı sunmalıdır. 
 
Hamas Basın Açıklaması
 
Mübarek Mescid-i Aksa'nın Yakılması Suçunun 57. Yıldönümünde: İşgalin Suçları ve Yahudileştirme Planları, Mescid-i Aksa'nın İslami Kimliğini Silmede Başarılı Olamayacaktır; Kudüs ve Aksa'yı Korumak, Halkımıza, Toprağımıza ve Kutsal Değerlerimize Yönelik Saldırganlığı Durdurmak İçin Ümmeti Harekete Geçmeye Çağırıyoruz
 
21 Ağustos 1969'da gerçekleşen mübarek Mescid-i Aksa'nın yakılması suçunun 57. yıldönümü, faşist işgal hükümetinin Müslümanların ilk kıblesi ve üçüncü camiine yönelik tehlikeli tırmanışı (avlularına yönelik provokatif baskınlar, zamansal ve mekansal bölünmeyi dayatma girişimleri, ibadet edenlerin mescide ulaşmasını, namaz kılmasını ve ribat (nöbet) görevini yerine getirmesini engelleme) altında gerçekleşmektedir.
 
Bu ciddi ihlaller bağlamında, sözde aşırılıkçı "Ulusal Güvenlik Bakanı" Ben-Gvir'in, Siyonist aşırılıkçıların mübarek Mescid-i Aksa'nın avlularına tam Yahudi dua kitapları sokmasına ve açık, organize dualar düzenlemesine izin vermesi, mescidin kutsallığını, saygınlığını ve tarihi İslami kimliğini hedef alan tırmanan bir adımdır.
 
Hamas Hareketi olarak, mübarek Mescid-i Aksa'nın yakılması suçunun 57. yıldönümünde şunları vurguluyoruz:
 
Birincisi: Mübarek Mescid-i Aksa'nın yakılması suçu, Kudüs şehrine, Mescid-i Aksa'ya ve İslami kimliğine yönelik devam eden hedef alma zincirinde tehlikeli bir durak oluşturmaktadır. Aksa'nın bugün tanık olduğu baskınlar, Talmudik ritüeller ve avlularında yeni fiili durumlar dayatma girişimlerindeki tırmanış, bu suçun bir uzantısı ve ümmetimize, kutsal değerlerimize ve medeniyet mirasımıza yönelik bir saldırıdır.
 
İkincisi: İşgalin, mübarek Mescid-i Aksa üzerinde hiçbir egemenliği veya meşruiyeti yoktur. İşgalin, mescidi Yahudileştirme, simgelerini değiştirme, kimliğini silme, zamansal ve mekansal olarak bölme veya avlularında Talmudik ritüelleri yasallaştırma planları başarılı olmayacaktır. Mescid-i Aksa, tamamen İslam'a ait olarak kalacak ve dünyanın her yerindeki Müslümanların gönüllerinin kıblesi olmaya devam edecektir.
 
Üçüncüsü: Kudüs, Batı Şeria ve işgal altındaki Filistin topraklarındaki halkımızın kitlelerini ve Kudüs ile çevresindeki murabıtları (nöbetçileri) selamlıyor, Mescid-i Aksa'da varlığı ve ribatı güçlendirmeye, işgal ve Siyonist aşırılıkçıların mescitte yeni fiili durumlar dayatma planlarına karşı koymaya çağırıyoruz. 
 
Dördüncüsü: Arap ve İslam ümmetimizi (liderler, halklar ve kuruluşlar) Kudüs ve Mescid-i Aksa karşısında tarihi sorumluluklarını üstlenmeye, halkımızın ve murabıtların direnişini desteklemeye, işgalin saldırılarını ve Yahudileştirme planlarını durdurmak, Mescid-i Aksa'nın İslami kimliğini ve konumunu savunmak için çabaları birleştirmeye ve ciddi bir şekilde harekete geçmeye davet ediyoruz.
 
İslami Direniş Hareketi – Hamas
Cuma: 21 Ağustos 2026 
Filistin Diplomasi Merkezi
Bu haber toplam 174 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim