Anadolu insanı gezmeyi bilmezdi; bilse de gerek duymaz, gerek duysa da imkânları el vermezdi.
Şimdilerde en ücra köylerden, her tür okuldan tur otobüslerinin kalktığını görüyoruz ve bu, ülkemiz adına oldukça sevindirici bir gelişme.
Biz de bu yazıda gezi rehberlerini ele alacağız.
Yurt içi ve yurt dışı gezilerinde rehber oldukça önemlidir. Çünkü tur rehberiniz nereye derse oraya gitmek, o ne derse ona inanmak zorundasınız.
Yaşadığım iki anımı kısaca anlatmak istiyorum:
Öğrencilerle birlikte bir Çanakkale gezisi düzenlemiştik; rehberimizle çıktık yola.
Çanakkale gezisi başladı ve bitene kadar Çanakkale ruhundan eser yoktu. Ne Sultan Abdülhamid’in savaştan önce yaptırdığı tabyalar ne havada çarpışan kurşunlar ne de Seyit Onbaşı’ya o mermiyi kaldırırken o ruhu veren manevi güç anlatıldı…
Allah’tan giderken otobüste çocuklara Çanakkale Destanı’nı şerh ederek okumuştum da bir o kaldı elimizde.
Bir diğeri Balkan gezisiydi. Bir grup öğretmenle katıldığımız bu gezide rehber, bol bol kilise gezdirdi bize.
Ne acıdır ki bizim öğretmenler de cami görünce dışarıda beklemeyi yeğleyip kilise görünce koşarak girdiler.
Sorunca da “Cami bizde de var” dediler; “Bizdekine kaç kere girdin?” sorusuna cevap vermeden…
“Rehberini söyle, nereleri göreceğini söyleyeyim.”
Şimdi gelelim asıl mevzuya…
Tur rehberleri şu şekilde yetki alıyor: Turizm fakültelerinin ilgili bölümlerinden mezun oluyorlar veya tezli/tezsiz yüksek lisans yapıyorlar; bakanlık da diplomasını alana, gerekli şartları taşıyorsa yetki veriyor. Bunlar olması gerekenler, bunlara itirazımız yok.
Biz diyoruz ki; turizm rehberleri öyle bir yetiştirilsin ki Çanakkale’ye giden, oranın ruhunu hissederek anlatsın insanımıza.
Balkanlar’a gidenler oranın insanından ilham alsın, onların gözüyle Türkiye’ye baksın; oraya giden insanımıza öyle bir duygu aşılasın ki oradan dönenler ülkemizle gurur duysun.
Devamı:https://www.dirilispostasi.com/tur-rehberi-mi-sarap-gurmesi-mi































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.