Nüksedip Metastaz Yapan Kanserimiz: Neo-İttihatçılık

S. Cenap BAYDAR

Gözlerinin önünde paramparça olan devletlerinin çöküşünü durdurup, hiç olmazsa elde kalanları bir arada tutmayı kendilerine ideal edinmiş son dönem Osmanlı gençlerinin ideolojisi: “ittihatçılık”…

Önce “Genç Osmanlılar” (1860’lar), sonra “Jön Türkler” (1880’ler), ardından “İttihat ve Terakki Cemiyeti”(1900’ler) ve Nihayet “İttihat ve Terakki Fırkası” (1908-1920) isimleri altında organize olan gençlik hareketlerine dahil olanların, kimi fabrika ayarlarına dönüp daha çok Osmanlılaşarak, kimi daha çok İslamlaşıp dindarlaşarak, kimi daha çok Batılılaşıp modernleşerek, kimi ülke insanlarını homojenleştirip Türkleştirerek gerçek birliği (yani “ittihadı”) sağlayabileceğimizi ümit eder.

Canhıraş çabaların, farklı girişimlerin hiçbiri fayda etmez.

İttihadı (birliği) sağlamak için her geçen gün daha radikal adımlar atılır.

Zamanın ruhu gereği, “mutlak doğruyu” bilme ve gerekirse herkese zorla belletme iddiasındaki elitist ittihatçılar idealleri uğruna “ne gerekiyorsa” yapmaktan çekinmezler.

Hızla dağılan ülkede "birliği" sağlamak adına dozu gittikçe arttırılan siyasi baskılar, tehditler, cezalar, yasaklar, zorbalıklar, zulümler başını alır yürür.

Fakat başvurulan hiçbir tedbir dağılmayı, bölünmeyi, parçalanmayı durduramaz, “ittihadı” sağlayamaz.

Altı asırlık çınar, Devlet-i Âliye yıkılır gider.

Ne var ki üst üste yaşanan travmaların marazi bir takıntı haline getirdiği “neye mal olursa olsun ittihadı sağlama” fikri, imparatorluktan geri kalan son toprak parçasında kurulan yeni cumhuriyetin bânilerinin ana ideolojisini derinden etkileyecektir.

İttihatçılık, Bir Mağlubiyet İdeolojisidir.

İttihatçılık, sürekli yenilerek toprak kaybeden, bilimde, sanatta, teknolojide gerileye gerileye rekabet gücünü yitirmiş bir imparatorluğun yıkılış yıllarında, güçlü düşmanlar karşısında acze düşmüş, korku ve dehşet içinde kıvranan bir halkın toplumsal psikolojisine yaslanır.

İttihatçılık, korku, hayal kırıklığı, ümitsizlik, kifayetsizlik, çaresizlik gibi menfi hislerin teşkil ettiği temeller üzerine kurulmuş sağlıksız, tepkisel ve reaksiyoner  bir ideolojidir.

Maalesef bugün tecrübe ettiğimiz, adaletsizliklere, yasaklara, yolsuzluklara zemin hazırlayan sebeplerin izlerini sürenlerin yolu, başlangıçta iyi niyetlerle atılmış olsalar da “çürük” olmaktan kurtulamayan temellere çıkar.

Toplumca içselleştirilmiş yenilme, elindekileri kaybetme, bir müstemleke haline gelme endişesinin, dört yanı kuşatan düşmanlara karşı duyulan dehşetin, hayatta kalma reflekslerinin sürekli istismarı, yönetici elitlere konforlu bir iktidar alanı açmaktadır.

İttihatçıların pek çoğu, masonik nitelikler taşıyan gizli bir örgüt kurarak başladıkları mücadelelerinde kendilerince samimidirler, “kutsal ittihat” davası uğruna büyük fedakârlıklar, özverili çalışmalar yapmışlardır. 

Devamı: https://fikircografyasi.com/makale/nuksedip-metastaz-yapan-kanserimiz-neo-ittihatcilik

Bu yazı toplam 64 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim