• İstanbul 22 °C
  • Ankara 19 °C

Temmuz 2020 dergilerine genel bir bakış-4

Temmuz 2020 dergilerine genel bir bakış-4
Köyümüzü de kaybettik

Şehir ve Kültür dergisi 72. sayısından yapacağım ilk paylaşım Cem Eriş’in yazısından olacak. “Köyü olmayan çocuk” isimli yazıda kaybettiğimiz bir değerimize dikkat çekiyor Eriş. Şehirlere sıkışıp kalan hayatımızda artık “köy” diye bir kavram kendine yer bulamıyor ve çocuklar hayatlarında bir köyleri olmadan büyüyorlar; renksiz, kokusuz ve cansız.

“Çocukluğumun geçtiği Bahçelievler'in bahçeli evleri arasında koştururken yazları okullar tatile girince Konyalı arkadaşlarım Konya'ya, Trabzonlular Trabzon'a Kastamonulular Kastamonu'ya gider bir kaç ay sonra dönerlerdi. Mahallede neredeyse tek başıma kalırdım. Kafa dengi arkadaşlarımla oynayamadığımdan canım sıkılır ve aileme “Bizim niye köyümüz yok? Biz de köye gidelim” diye sızlanırdım. Evet, ailemin bir köyü yoktu. En az dört-beş nesildir Süleymaniyeli olan atalarım irtibatı çoktan kopardığından Anadolumda bir köyü yoktu ailemin. Onun için Anadolu'da köyü olanlara hep imrenmişimdir. Ama çocukluğumun İstanbulunu da doya doya yaşamışımdır. Boğazından ormanlarına, Silivrisinden Şilesine gezmediğimiz, ekmeğini yemediğimiz, suyunu içmediğimiz hiç bir tabii ve kadim semti, denizine girip balık tutmadığımız hiç bir kıyısı kalmamıştı. Onun için günümüzün dört duvar arasında kalmış çocuklarına acıyorum.” demişti..O yıllarda şehir hala kırsal alanla, tabiatla olan bağını sürdürmeye devam ediyordu. Dolayısıyla hem şehri hem de köyü bir arada çok kısa mesafeler içinde yaşayabiliyorduk. Arazi veya konut sahibi olmak ailemizin bir önceliği değildi şehre sonradan dahil olanlar gibi. Konut yuva idi, ev idi. Bugünkü gibi bir yatırım aracı değildi. Bütün bir çocukluğumun ve gençliğimin geçtiği mahallemde aynı evde tam 20 sene kiracı olarak oturmuştuk. Bu şehirde insan, yaşadığı yere bağlanabilir, kök salabilir ve oranın bir parçası haline gelebilirdi. Böylece yeni gelenlerle beraber kültürel zenginlik artarak devamlılık arz ederdi. Ayartıcı, insanı baştan çıkartıcı ticari bir meta değildi yuva sahibi olmak. Zaten mülkün sahibi olmanız da gerekmiyordu. Kira da olsa konut sadece yuva idi, başınızı soktuğunuz ailenizle bir arada olduğunuz sığınağınız idi. Onun için çocukluğumun şehrini hatırlayarak bugünün çocuklarına acıyordum. Ancak malum pandemi sonrası kendime de acıyacağım hiç aklımın ucundan geçmezdi. Hem de hala aynı sebebten: “bizim niye köyümüz yok?”

Bu haber toplam 96 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim