• İstanbul 20 °C
  • Ankara 20 °C

Türkiye Yazarlar Birliği: Doğu Türkistan'daki soykırıma karşı tepki hareketinin başlaması gerektiğini düşünüyoruz

Türkiye Yazarlar Birliği: Doğu Türkistan'daki soykırıma karşı tepki hareketinin başlaması gerektiğini düşünüyoruz
Türkiye Yazarlar Birliği, Çin’in Doğu Türkistan’daki sistematik baskı, asimilasyon ve soykırım faaliyetlerine yönelik “Doğu Türkistan Çalıştayı” düzenledi.
Akademisyenler, yazarlar, tarihçiler, gazeteciler ve Doğu Türkistan üzerine çalışma yapan sivil toplum kuruluşlarının başkan ve yöneticilerinin katıldığı çalıştaya ilişkin, TYB Genel Sekreteri Doç. Dr. Muhammed Enes Kala ve Prof. Dr. Abdürreşit Celil Karluk QHA’ya açıklamalarda bulundu. Doç. Dr. Kala, çalıştayın sonuç bildirgesine ilişkin, “Uluslararası kamuoyu tarafından Doğu Türkistan’daki insanın haysiyet ve şerefini tezyif ve tahkir edici tavra, zulme ve nihayetinde kelimenin tam anlamıyla soykırıma kolektif, kapsamlı, sürekli ve yaygın bir tepki hareketinin başlatılması gerektiğini düşünüyoruz.” vurgusunu yaptı.
 
 
DOĞU TÜRKİSTAN ÇALIŞTAYI SONUÇ BİLDİRGESİ
 
Bağımsızlığı Osmanlı, Çarlık Rusya ve İngiltere tarafından tanınmış bir devlet iken 1878’de Mançu-Qing orduları tarafından işgal edilen Kaşgar Devleti’nin coğrafyası olan Doğu Türkistan, yeryüzündeki Türkçe konuşan insanlar için bir ata ve anayurttur. Türk kültürü ve medeniyetinin geliştiği ve yeşerdiği en kadîm yurttur. Hun, Köktürk, Uygur kağanlıkları sonrasında İslam ile müşerref olan bu coğrafyada Karahanlı, İdikut, Timurlu, Yarkent Saidiye sultanlıkları hüküm sürmüştür. Üstelik Doğu Türkistan coğrafyası Türk-İslâm ilim ve irfanının inşa edildiği, Türklerin kendilerine özgü İslamî anlayış ve yorumlarının tüm boyutlarıyla ve özgün bir yaşama dünyasıyla tecessüm ettiği bir kültür ve medeniyet havzasıdır. Köklü devlet ve medeniyet geleneği olan bölge halkı istila ve işgallere karşı direnmiş, modern çağda Şark-i Türkistan İslâm Cumhuriyeti (1933) ve Şark-i Türkistan Cumhuriyeti (1944) olmak üzere iki defa kendi cumhuriyetlerini kurmuştur. Fakat küresel şartların ve devletlerin menfaati doğrultusunda cumhuriyetlerin vatanı Türkistan, Rus ve Çin sömürgecilerinin iş birliği neticesinde parçalanmış, bölge Ekim 1949’da Çin komünist ordularınca işgal edilmiştir.
Müslüman Türkler, ÇKP işgali (1949) ve idaresi (1955) sonrasında Çin’in zulmünü daha doğrudan hissetmeye başlamış, zulmün şiddet dozu sürekli artırılmış ve çeşitlendirilerek sistematik bir hal almıştır. ÇKP tarafından uygulanan zulüm ve asimilasyon Milliyetçi Çin (1911-1949) dönemindeki biyolojik kıyımla mukayese edildiğinde çok daha derin ve çeşitli olmuştur. Bu saldırgan süreç soğuk savaşın sona erdiği, SSCB’nin dağıldığı yıllardan itibaren hızını daha da arttırmıştır. İşte bu tarihten itibaren ÇKP rejimi, Doğu Türkistan’da Çin anayasası başta olmak üzere bölgesel özerklik yasası, dinî inanç yasası ve dil-yazı kullanım yasasını neredeyse tamamen rafa kaldırmıştır. Uygurların Çin yasaları çerçevesinde yaptığı her hak arayışı şiddetli ve kanlı bir şekilde bastırılmıştır. Bunlardan en önemlileri Şubat 1997 Gulca Katliamı, 5 Temmuz 2009 Ürümçi’de gerçekleştirilen ve dönemin başbakanı Sn. Erdoğan tarafından da “Adeta soykırım” diye nitelendirdiği 5 Temmuz Ürümçi soykırımı ve 27 Temmuz 2014’te Yarkent İlişku katliamlarıdır.
2016 sonrasında Çin’in Doğu Türkistan’da inşa ettiği, uydu görüntüleri ile tescillenen, canlı tanık ve şahitlerle de delillenen binlerce toplama kampları, küresel tedarik zincirlere mal üreten fabrikalarda köle işçi olarak Doğu Türkistanlı Türklerin zorla çalıştırıldığı gerçeği dünya kamuoyunu sarsmış ve Batı siyaseti ve medyasında birinci sırada yer almıştır. Ülkemizde yaşayan sayıları yüz bini geçen Doğu Türkistanlıların yakınları bu kamplarda tutulmakta; Doğu Türkistanlılar sırf Türkiye’yi ziyaret ettiği, Türkiye’de okuduğu veya Türkiye’de herhangi bir yakını, arkadaşı olduğu için acımasız bir şekilde cezalandırılmaktadır. Hatta Türkiye’ye YTB burslusu olarak gelip okuyan Ekrem Mehmet gibi gençler kamplarda işkence ile şehit edilmiştir. Sosyal medyadan herkesin bildiği, tanıdığı Medine Nazimi’nin Türk vatandaşı olan kardeşi Mevlüde hâlâ bu kamplarda tutsaktır. Onun gibi yüzlerce Türk vatandaşı Doğu Türkistan asıllı insanlarımızın, iş adamlarının, aydınların kamplarda tutsak olduğu kendilerinden haber alınamadığı Türk kamuoyunu derinden yaralamaktadır. İşbu Çalıştay’a katılan çoğu akademisyenin de kardeşleri, yakınları bu işkence kamplarında tutsaktır.
Doğu Türkistan, Türkiye tarihinin derin köklerine uzanan millet ve devlet olma tecrübesinin paydaşı ve “biz”lik şuur ve ruhunun tecelligâhıdır. Dolayısıyla Türkiye için Doğu Türkistan meselesi siyasî ve insanî bir mesele olduğu kadar hissî bir meseledir. Doğu Türkistan, Türkiye’nin millet ve devlet ufkunun kapsamına tarih ve kültür itibarıyla girdiği kadar siyasî olarak da girmektedir. Doğu Türkistan’da yaşanan insanlık dramı bu itibarla Türkiye kamuoyunu yakından ilgilendirmektedir.
Bütün veriler Çin Komünist Partisi’nin Doğu Türkistan’da ciddi bir “soykırım” suçu işlemekte olduğunu ortaya koymaktadır. Toplama kamplarında insanlar öldürülmekte, insanlara şiddetli işkenceler yapılmakta ve bir milleti millet kılan kültürel değerler acımasızca yok edilmektedir. Kampların dışında aile mahremiyetini yerle bir eden “Kardeş Aile” uygulaması ile Müslümanlara tarifi imkânsız bir “Çin İşkencesi” yaşatılmaktadır.
Bu noktada Çin’in işlediği ve işlemeye devam ettiği “soykırım” suçunun ortaya net şekilde konulması, devletlerin parlamentolarında, bilhassa TBMM’de gündeme getirilmesi ve soykırım suçu işleyenlerin uluslararası mahkemelerde yargılanmasının yolu açılmalıdır.
Çünkü Doğu Türkistan’da olan zulüm ve trajedi hiçbir şekilde normal görülemez ve normalleştirilemez. Bugün orada anormal olan durumun normalleşmesi halinde yarın başka ülkelerde, toplumlarda aynı durumların normalleşmesinin önü açılmış olacaktır.
Türk ve İslâm dünyası kamuoyunun Doğu Türkistan’da olup biten insanlık dramına ve zulme sessiz ve ilgisiz kalması asla kabul edilemez. Bunun için Türkiye’den başlayıp tüm dünyaya yayılabilecek şekilde Doğu Türkistan’da yaşanan insanlık dramına karşı kolektif, makul, yaygın ve sürekliliğe sahip bir tepki hareketi başlatılmalıdır.
İnsanlık şeref ve haysiyetinin yaşatılamadığı hiçbir politika kalıcı olamaz ve kaybetmeye mahkûmdur. Geleneğine son derece düşkün olarak bilinen Çin’in tarihinde birlikte yaşama pratiklerini inşa eden Konfüçyüs, Laozi ve Mozi gibi büyük filozoflar vardır. Çin, küreselleşen dünyada çağın yükselen değerlerinden de istifa etmeyi bilmeli, insan haklarına saygılı, kendisinden olmayana müsamahakâr, farklılıklardan zenginlik devşirebilecek imkânı kendisine sunabilecek pratik geleneklerini güncellemeyi de bilmelidir. Zira bu hem Çin’e hem de Doğu Türkistan’a kazandıracaktır.
Doğu Türkistan’da huzur ve barışı bozan, oradaki Türk ve İslâm kimliğini nüfus ve nüfuz olarak silen bir Çin’in, Doğu Türkistan’ın soydaşı, dindaşı olan Türk-İslâm dünyasında başarılı olması asla mümkün değildir.
Çalıştayımız, bütün bunları göz önünde bulundurarak Çin Halk Cumhuriyeti’ne (ÇHC) aşağıdaki gibi çağrıda bulunmaktadır. Aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti devletimize, ilgili kurum ve kuruluşlardan talep edilen hususlar da aşağıda sıralanmıştır;
 
ÇİN HALK CUMHURİYETİ’NE ÇAĞRIMIZDIR ;
 
1. ÇHC her şeyden önce Uygur Türklerini “Düşman Millet” görme siyasetinden vaz geçmelidir. Bu yanlış siyasetin Türk ve İslâm dünyasında, Batı dünyasında Çin açısından yakın ve uzak gelecekte meydana gelecek kötü sonuçlarını bütün boyutlarıyla iyi hesaplamalıdır.
 
2. ÇHC, Doğu Türkistan’da inşa ettiği tüm toplama kamplarını bir an evvel kapatmalı, tutsak edilen milyonlarca Müslüman Türk’ü salıvermelidir. İşbu uygulamalarla insanlık trajedisine sebep olan failler her kim ise hem ulusal hem uluslararası yargının karşısına çıkartmalıdır. Ayrıca, bütün mağdurların mağduriyetlerinin temelli giderilmesi için hem manevî hem maddî tazminat ödemelidir.
 
3. Aile mahremiyetini yerle bir eden sözde “Kardeş Aile” uygulamasını ve Müslüman Türk kızlarının kendi rızası olmadan Çinlilerle evlenmeyi teşvik eden uygulamayı bir an evvel sonlandırılmalıdır.
 
4. Ailelerinden kopartılan yüzbinlerce çocuk bir an evvel ailelerine kavuşturulmalıdır.
 
5. 2007 yılından beri uygulanan “Köle İşçi” ve “Zorla Çalıştırma” uygulamasına derhal son verilmeli, onların mağduriyetleri bir an evvel maddî ve manevi olarak giderilmelidir.
 
6. Türkiye başta olmak üzere diplomatik ilişkileri bulunan bütün ülkelerde yaşayan Doğu Türkistanlı insanların dört yıldır gasp edilen memleketlerindeki aile üyeleri ve yakınları ile özgürce iletişim hakları geri verilmeli, akraba ziyaretine derhal müsaade edilmelidir.
 
7. Yıllar önce Türk devletine vaat edilen bağımsız Türk heyetinin Doğu Türkistan’da gözlem ve inceleme yapmasına müsaade edilmelidir.
 
8. Türkiye ile Doğu Türkistan arasında doğrudan hava yolunun açılmasına izin verilmeli ve iki kardeş topluluğun serbestçe kültür ve turistik ziyaretler yapmaları kolaylaştırılmalıdır.
 
9. Büyük oranda Türk-İslâm coğrafyasında uygulanması öngörülen Çin rüyasının pratiği Kuşak-Yol projesinin başarılı olup olmamasının Türk-İslâm dünyasının “olumlu” katkısına bağlı olduğu aşikâr iken, onların soydaşı ve dindaşına reva görülen düşmanlık ve soykırımın Çin’e karşı “olumsuz” tutum ve algıyı daha kalıcı ve etkili kılacağı iyice bilinmelidir.
 
*
 
TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİMİZDEN BEKLENTİLERİMİZDİR ;
 
1. Devletimiz “Yeniden Asya” açılımı ekseninde geliştirmekte olduğu Çin politikasını gözden geçirmeli, Doğu Türkistan’da olup biten sürece kayıtsız kalan, sonuç alınamayan, ticaret temelli politikalardan bir an evvel vaz geçerek insanperverliği, kendi kök medeniyetini ve gönül coğrafyasının çıkarlarını önceleyen politikalar geliştirmelidir. Buna uygun donanımlı, bölge odaklı uzman kadro yetiştirecek kurumları yeniden tesis etmeli, var olanları bu doğrultuda yeniden gözden geçirmelidir.
 
2. Müslüman coğrafyada müstesna bir yeri olan Türkiye, Doğu Türkistan meselesini inançla, samimiyetle sahiplenmeli ve başta İslâm Konferansı Örgütü olmak üzere durumu İslâm ülkelerine anlatmalıdır.
 
3. Cumhurbaşkanlığı veya ilgili bakanlıklar bünyesinde alan uzmanlarının yer aldığı Doğu Türkistan masası kurulmalıdır.
 
4. Gazi Meclis “Türkiye Büyük Millet Meclisi”, Doğu Türkistan meselesini görüşmek üzere olağanüstü toplantıya çağrılmalıdır.
 
5. Sözde “Mesleki Eğitim Kampları” adı verilen üç milyondan fazla insanın kapatıldığı ceza kamplarının acilen kapatılması için devletçe ve milletçe çağrıda bulunulmalıdır.
 
6. Uluslararası bağımsız gözlem-inceleme heyetinin bölgeye gitmesini isteyen BM başta olmak üzere ilgili uluslararası kurumlarla ve ülkelerle aktif iş birliği yapılmalıdır.
 
7. Doğu Türkistan’da devam eden etnik ve kültürel soykırımın durdurulması için Çin’e çağrıda bulunan ülkelerle iş birlikleri gerçekleştirilmeli; güçlü uluslararası kamuoyu oluşturulmasına katkı sağlanması için Doğu Türkistan sorununda daha belirleyici “rol” üstlenilmelidir.
 
8. Aile mahremiyetini ihlal eden sözde “Kardeş Aile” politikası ile Uygur Türk kızlarını Çinli erkeklerle evlenmeye mecbur kılan uygulamaların acilen durdurulması için acil çağrı ve girişimde bulunulmalıdır.
 
9. Tüm siyasi partiler Doğu Türkistan konusunda bilgilenmeye ve harekete geçmeye hazır olmalıdır. Doğu Türkistan sorununa artık partiler üstü millî bir mesele, dahası insanlık dramı olarak bakılmalı ve ona göre davranış sergilemelidir.
 
10. Türkiye medyası, var olmak ile yok olmak arasına sıkıştırılmış, uluslararası toplum ve medyada “soykırım mağduru” olarak gündemde tutulan Doğu Türkistan toplumunun dertlerini ve meselelerini kapsayıcı şekilde tüm platformlarda gündeme taşımalıdır.
 
11. MEB müfredatına, gönül coğrafyalarımız kapsamında Doğu Türkistan coğrafyası, tarihi, kültürü ve yaşanılan sorunları dahil edilmeli ve eğitim süreçlerinde Doğu Türkistan’ın kültür ve medeniyetimizdeki yeri ve önemine daha fazla yer verilmelidir.
 
12. Doğu Türkistan’da yaşananları yerinde gözlemleyerek rapor etmek üzere Türkiye Çin’e bağımsız uzman bir heyet göndermelidir.
 
13. Diasporadaki Doğu Türkistan mücadelesindeki suiistimalleri önlemek ve Doğu Türkistan mücadelesini daha sağlıklı bir zemine oturtmak için Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ilgili kurumları ile eş güdümlü çalışacak üst bir çatı kuruluşun kurulmasına hamilik yapmalı ve öncülük etmelidir.
 
14. Türkiye’de sivil toplumun gündemine Doğu Türkistan’ın daha fazla dâhil edilmesi için STK’ların ortaklığında bir Doğu Türkistan Platformu kurulmalıdır.
 
15. Doğu Türkistan’da devam eden kültürel silme sürecinde kaybolmaya yüz tutan el sanatları, mimari, folklar, edebiyat ve kültür örüntülerinin Türkiye Türkçesine kazandırılması için ilgili devlet birimleri, STK’lar gereken kaynakları ayırmalı bu doğrultuda akademik çalışmalar artırılmalıdır.
 
16. Doğu Türkistan meselesinin görünür olması için belediyeler de sürece dâhil olmalıdır.
 
*
 
DÜNYA KAMUOYUNA ÇAĞRIMIZDIR ;
 
1. Medeni dünyanın temel değerleri olan insan hak ve özgürlükleri, Doğu Türkistan’da ÇKP tarafından en ağır şekilde ihlal edilmektedir.
 
2. Doğu Türkistan halkının en temel hakkı olan yaşama hakkı tehlike altındadır; mülkiyet hakları tamamen ellerinden alınmıştır. İfade özgürlüğü, din ve vicdan özgürlüğü gibi temel insanî özgürlükler yasaklanmıştır.
 
3. Doğu Türkistan’da demokratik talepler, suç olarak değerlendirilmekte ve en ağır şekilde cezalandırılmakta; bazen bu cezalar terör suçlamasına dönüşmekte ve idamlarla sonuçlanabilmektedir.
 
4. ÇKP, zulümden kaçanları ve ailelerini de suçlu olarak görmekte ve ağır şekilde cezalandırmaktadır.
 
5. Dünya kamuoyunun bu haksızlıklara kayıtsız kalmamasını; Doğu Türkistan’da ÇKP’nin gerçekleştirdiği insanlık suçuna karşı tüm onurlu milletlerin yüksek sesle karşı durmasını talep ediyoruz.
 
Saygılarımızla
 
Çalıştay Yürütücüleri:
Prof. Dr. Abdurreşid Celil KARLUK (Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi) Doç. Dr. Muhammed Enes KALA (TYB Genel Sekreteri)
 
Çalıştay Katılımcıları :
D. Mehmet DOĞAN (TYB Şeref Başkanı)
Prof. Dr. Musa Kazım ARICAN (TYB Genel Başkanı)
Abdullah OĞUZ (Doğu Türkistan Vakfı Genel Sekreteri)
Prof. Dr. Abdürreşid Celil KARLUK (Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi) Diliyar MUSABAY (Doğu Türkistan Gençler Kurultayı Genel Sekreteri) Doç. Dr. Işık KUŞÇU (Orta Doğu Teknik Üniversitesi)
Prof. Dr. Mehmet Akif OKUR (Yıldız Teknik Üniversitesi)
Dr. Mehmet SILAY (Yazar)
Dr. Mehmet Volkan KAŞIKÇI (Arizona State Üniversitesi)
Merve Şebnem ORUÇ (Yazar, Daily Sabah)
Muhammed Ali ALİOĞLU (Yazar-Siyer Dergisi Editörü)
Doç. Dr. Muhammed Enes KALA (TYB Genel Sekreteri)
Prof. Dr. Varis ÇAKAN (Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi)
 
Bu haber toplam 80 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Sitede yayınlanan yazıların sorumluluğu yazarlarına aittir.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim