Çünkü hâlık, mâlik ve muktedir olan Allah daima vardır. O'nun "küllî irade" ile işleri evirip çevirmesini sağlayan ilahi düzen, kesintisiz olarak ve tıkır tıkır çalışmaktadır.
Biz, yaratılmışların en üstünü olan insanın da "cüz'î irade" sahibi olduğunu biliyoruz. İçinde bulunduğu işlerin ve ilişkilerin dengesi, düzeni bozulduğunda kendisi ve çevresi için "yeniden yapılanma" refleksi gösterdiğine şahit oluyoruz.
İnsan ve toplum hayatı ile ilgili tüm sosyal, kültürel, siyasal, ekonomik yapılar ya bozulan yanlarını-yönlerini düzeltmek ya da gelişen-değişen şartlara uygun hale gelmek için kendilerini yeniliyorlar. Sürekli durum değerlendirmesi yaparak; mevcuttan mümküne, mümkünden muhtemele doğru ilerliyorlar.
Dini literatürde buna "tecdîd" yani "yenilenme" deniyor. İhtiyaç halinde ve kişisel, kurumsal, toplumsal, hatta evrensel düzeyde; abdest, nikah, iman, ahlak, devlet, toplum, kültür, medeniyet tazelenip aslına uygun hale getiriliyor.
İslam tarihinde, daha çok bozulan din anlayışını ve yaşayışını düzeltmek amacıyla icra edilen tecdîd hareketleri için bir hadis-i şerif kaynak yahut dayanak olarak gösterilmiştir.
Peygamber (sav) Efendimizin "Allah'ın her yüz yılın başında, ümmetine dinde yenileme yapacak birini yahut birilerini göndereceğini" söylediği rivayet edilmiştir.
Din dilinde "müceddîd" olarak adlandırılan o kimseler ortaya çıkan sorunları, kalıcı biçimde ve bir yönteme göre çözüme kavuşturmuşlar. Dinin kendisinde değil din ile dindarlar arasındaki yanlış ilişki biçiminde yenileme yahut düzeltme yapmışlar.
Devamı: https://www.fikriyat.com/yazarlar/zekeriya-erdim/2024/06/02/yeniden-yapilanmanin-yolu-yontemi































Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.