12 Mart Bürokrasiye Yük mü?

12 Mart Bürokrasiye Yük mü?
Bu şölenleri görseydin Akifim…   MEHMET AKİF BİLGİ ŞÖLENLERİ’NİN BEŞİNCİSİ TAMAMLANDI: ZAMANIN RUHUNDAN, MİLLETİN RUHUNA Türkiye Yazarlar Birliği’nin Mehmet Akif Bilgi Şölenleri’nin beşincisi 13 Mart Pazar günü sona erdi.

Öyle ki İstiklal Marşı’nın etkisinin azaltıldığı, yalnızca resmi törenlerde zoraki hale getirildiği dönemde bile Akif ve İstiklal Marşı’nın manasının kavranması için kendini ortaya koymuş Türkiye Yazarlar Birliği.

 

Bu seneki bilgi şöleni beklendiği gibi 27 Aralık’ta yapılmadı. 11 – 13 Mart’ta gerçekleşti.

TYB’nin 12 Mart şöleni yalnız bilgiyi kapsamıyordu. Akif için bir kütüphane kuruldu. TYB’nin kadim genel merkezi, yeni kültür merkezi alınınca boşa çıkmıştı. Orada bir kütüphane oluşturuldu. Eski, yeni her tür Akif eseri ile İstiklal Marşı ve Safahat, Akif üzerine yazılan kitaplar burada toplanmaya başladı. Bilgi şöleni öncesi açılan kütüphanenin ilgililerinin desteğiyle daha da büyüyeceği umut ediliyor.

Öğleden sonra bilgi şöleninin ilk oturumu yapıldı.

 

Bu tür bilgi şölenlerinin kendine has hususiyetleri olur. Katılımcıları çok fazla olmaz. İlim adamları bile çoğu zaman ilgi göstermez. Konuşmalar uzadıkça dikkatler dağılmaya başlar. Bildiriler çoğunlukla okunduğu için retorikten yoksun konuşmada söylenenlere nüfuz edilemez.

 

Bunların haricinde belki de en önemli husus, şu anki fikir hayatımızın kronik sorunlarının bu toplantılarda kangren halinde kendini göstermesidir. Bildiriler ya akademik usulle aktarılır ki bunlar titizlik, meseleye temas etme, teknik ve aslı günyüzüne çıkarma, bilgi ve üslup bakımlarından zayıftırlar. Ya da kuru, süslü laflara yaslanan söylemlere dayanan konuşmalara yer verilir.

 

Bir başka sorun konu seçimindedir. Akif’in Türk düşüncesinde, Çağdaş İslam düşüncesinde, Türk şiirinde açtığı alan, tuttuğu yerin kapsamlı, derinlemesine ve karşılaştırmalı incelenmesi yerine büyütülmeyecek, değinilmesine lüzum olmayan konular yasak savma adına konuşulup geçilir.

 

Her Yönüyle Akif

 

Mehmet Akif Bilgi Şöleni’nin beşincisinde benzer tebliğler olmadı değil. Hatta bir çok başka sempozyum gibi burada da gevşek konu ve sorunsallara rastladık. Ancak sonuçta çıkan yekûna bakıldığında Akif’in hemen hemen her yönü üzerinde söz söylenmiştir.

Bu seneki bilgi şöleninin konusu Milli Mücadele ve İstiklal Marşı idi. Kapsam olarak bu başlığı karşılayacak bildiriler vardı. Bununla bağlantılı bildirilere de yer verildi. Ancak konudan uzak bildirilerde üç güne yayılmıştı.

 

İlk günkü oturumda Kamil Yeşil’in bildirisi “Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Eserlerinde Mehmet Akif Ersoy” küçük bir tartışmaya sebep oldu. Son günkü bildirilere kadar da zaten bundan başka dikkate değer bir tartışma yaşanmadı. İlk günkü bildirilerden hafıza tazeleme adına faydalı bilgiler elde edildi.

 

Birinci gün planlanandan geç bitti. Milli Eğitim Bakanlığı müsteşarı Bilgi Şöleni katılımcıları için Öğretmenevi’nde bir yemek verdi.

 

12 Mart Bürokrasiye Yük mü?

 

12 Mart’ın resmi kutlama programlarına alınması Türkiye Yazarlar Birliği’nin tek başına takibiyle mümkün olmuştu. Bu, devlete değil ama bürokrasiye epey yük bindirmişti. Gerçekten öyle mi? Bu seneki kutlamalara bakılırsa bürokratlar hiç de ağır bir sorumluluk altında görmüyor kendini. Bu yüzden TYB’ye de herkes içten içe kin besliyor gibi geldi. Yemek zorakiydi. Olmasa da olurdu ama ertesi günkü resmi törenlerde bu durum kendini fazlasıyla hissettirdi.

 

12 Mart için Taceddin Dergahı’nda törendeki konuşmalara bakılırsa sanki Türkiye’nin bugünü “Akif’in paltosu”ndan çıkmıştı.

 

Ama sahicilik noksanlığı bariz şekilde hissediliyordu. Taceddin Dergahı’ndaki törende devletin ricali konuşurken bazı kimselerin olduğu yerde bekleyerek dinlemek yerine gezmeyi tercih ettikleri gözlendi.

 

Bizim gibi bazıları üç kişiye Fatiha okudu. Taceddin – i Veli Hz.lerine, Akif’e ve tabi ki Muhsin Yazıcıoğlu’na. Dergah’ın etrafı toplanmış, temizlenmiş.

Eski anıt yıkılmış, yerine yeni bir anıt yapılmış. Anıtı kültür bakanı açtı. Ancak bu anıtın da İstiklal Marşı ve Akif için uygun olup olmadığı tartışılır.

 

Vakıflar Bölge Müdürü’nün dediğine göre Taceddin Dergahı’nı yılda 500 bin kişi ziyaret ediyormuş. Büyük ve önemli bir rakam.

 

Buradaki tören Esder’in dağıttığı pilav ve mevlid lokumu dağıtımıyla sona erdi.

Mevlid okunurken, TYB’den bir grupla bazı misafirlere Erbay Kücet Dergah’ın karşısında çay ikram etti.

 

Üç Gün Süren Şölen

 

İkinci günkü oturumlar öğleden sonra başladı. Mardin’den, Muş’dan, Van’dan, Bursa’dan gelen tebliğciler bildirilerini sundu.

 

Bilgi Şöleni’ni Türkiye Yazarlar Birliği bir ve ya iki günde tamamlamıyor. Çeşitli etkinliklerle birlikte Akif doyasıya yad ediliyor, bilimsel olarak ele alınıyor. 5. Bilgi Şöleni’de üç günde tamamlandı.

 

Üçüncü gün, tek oturum vardı. Sürenin de bol olması nedeniyle bu oturum biraz tartışmalı geçti.

 

Cafer Gariper’in Nazım’ın Kuvay – i Milliye Destanı’yla Akif’i karşılaştıran bildirisinden sonra kürsüye Alaattin Karaca geldi.

 

Akif’in etnik milliyetçiliğe bakışını anlattı. Ve buradan Akif’in daha önce kısmen dile getirildiği gibi milliyetçi, Türkçü olmadığını, söyledi. Buna Cafer Gariper cevap verdi. Tartışmanın uzama ihtimali karşısında değerlendirme konuşmalarına geçildi.

Mehmet Doğan son sözü alarak Akif’in İslam ve milliyetçiliğe karşı konumunu anlattı hem de sempozyumu kısaca değerlendirdi.

 

5. Mehmet Akif Bilgi Şöleni Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’in şölen onuruna verdiği yemekle sona erdi.

 

Bilgi Şöleni’nden Kısa Kısa

 

- Bilgi Şöleni bundan sonra yine bu yoğunlukta devam edecek mi?

Mehmet Doğan bu tür kültür programlarına desteğin çok az olduğunu ve TYB olarak

şölen tertibinden çok kaynak bulma bağlamında yorulduklarını söyledi.

 

- Bilgi Şöleni’nin bildirileri en kısa zamanda kitaplaşacak.

 

- 5. şölen 36 bildiriyle en geniş kapsamlı Bilgi Şöleni unvanını aldı.

 

- Bilgi Şöleni’ne katılım çok yoğun olmasa da beklentilerin üzerinde gerçekleşti.

 

- Şölenin başlığına uygun bildiri sayısı ve niteliği tatmin edici olmadı. Çoğu mevzu bir

şekilde tekrarlar barındırdı.

 

- Çok spesifik konular ve içerikler vardı. Vatan, İstiklal Harbi, Akif’in mücadeleciliği

konularında farklı bakış açıları yakalandı.

 

- Ancak akademimizin ve Türk düşüncesinin genel huyu burada da nüksetti ve

mevzular sloganik başlıklar altında “basitleştirildi.” Akif’in vatan, etnik yapı, hürriyet,

millet kavramlarını esaslı şekilde ele alan bildiriler olduğu gibi, “milliyetçilik”,

“Türkçülük” başlığına sıkıştırıp sıradanlaştıranlarda oldu.

 

- Genç akademisyenlerin sayısı çok fazlaydı. Doktorasını bitirip yeni yeni öğretim

üyeliğine geçenler vardı. Bu aslında Akif’in şahsında önemli bir gelişmedir.

Topçu, Akif gibi isimler de artık akademinin çalışma sahasına girmiş görünüyor.

Ancak bu “yeni anlayış”, yeni bir bilim dili de yakalamalı. Eski usul, hadiseleri ve

fikirleri kategorilerin ve şablonların içinde eriten metodolojilerin terk edilmesi,

düşüncenin gündelik hayattan siyasete, felsefeye kadar farklı disipliner yönlerinin

başat hale getirilmesi gerekir.

 

Akademi bu gençlerle birlikte “bir şeyler söylemeye” başlamalı. Fikir beyan

etmeli, fikri işlemeli…

 

Düşüncenin nesne olarak ele alınması döneminin kapatılması gerekir.

 

- Bilgi Şöleni’ne dışarıdan Kosova’dan, Bosna Hersek’ten, Azerbaycan’dan da

katılımcılar vardı. Çok güzel. Akif dışarıda da tartışılıyor, inceleniyor.

Genel olarak bu tebliğciler “kendilerine özgü” dikkat çekici bildiriler sundu.

Ancak burada bir kişinin Seriyye Gündoğdu’nun hakkını teslim etmek gerekir.

Bildirisini sunacağı zaman umumi ve derinliği olmayan bir konuşma yapacağı tahmin

ediliyordu. Ama o Akif’i yalnız epistemolojik olarak değil, belki Türkiye’dekiler kadar

bu memleketin ruhuna yatkınlığını da kavrayıp ele alıp inceledi.

 

-Türkiye Yazarlar Birliği, Akif ve İstiklal Marşı konusunda üzerine düşenin kat kat

fazlasını yaptı.

Bu sene Akif’in mücadele ettiği “Medeniyetler İttifakı Enstitüsü” bile sempozyum

düzenledi! Türkiye’de artık her önüne gelen Akif’i ve İstiklal Marşı’nı konuşmaya,

konuşturmaya ve basmaya başladı.

Şimdi de bu yoğunluğu mu kırmalı? İlgiyi değil ama kalitesizliğin, bayağılaştırmanın ve

aleladeliğin önüne geçilmesi, sahih ve sahici bakış açısının hâkim kılınması gerekir.

Bilal Kemikli Hoca’nın dediği gibi TYB bundan sonra Hacı Bayram – ı Veli için de

etkinliklere başlamalı. Akif kadar, Hacı Bayram’da millet bağının tesis edicilerindendir.  

 

- Vatan, millet, İstiklal Harbi gibi büyük meseleler gündeme gelince işin içinde bir de

akademi varsa genellikle geçiştirme yapılır.

 

“Bu memleket hepimizin”, “Hepimiz kardeşiz”, “Sevgi birlikteliği” denilip, çok şeyler

konuşulur ama “bir şey söylemeden” mevzu kapatılır. Mehmet Akif Bilgi Şölenleri’nin

bu kanıyı yok etmese bile büyük oranda “aştığı söylenebilir.”

 

Akif’in nezdinde “zamanın ruhu” karşısında “milletin ruhu”nun öne çıktığı rahatlıkla

ifade edilebilir.

     

Ercan Yıldırım

HaberKültür.Net

Bu haber toplam 861 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim