• İstanbul 14 °C
  • Ankara -2 °C

Âkif'in Şiirleri Kapanmamış Tarihin Sayfaları

Âkif'in Şiirleri Kapanmamış Tarihin Sayfaları
Türkçenin Uluslararası Şiir Şölenlerinin 9.’su Kosova’nın Prizren şehrinde yapıldı. 24-27 Kasım 2011 tarihlerinde gerçekleştirilen şölene dünyanın değişik ülkelerinden yüz şair katıldı.
prizren1

Türkçenin Uluslararası Şiir Şölenlerinin 9.’su Kosova’nın Prizren şehrinde yapıldı. 24-27 Kasım 2011 tarihlerinde gerçekleştirilen şölene dünyanın değişik ülkelerinden yüz şair katıldı. Türkiye’yle başlatılan şölenler dizisi bugüne değin Kazakistan, Türkmenistan, Kıbrıs, Fransa, Kırım, Makedonya ve Azerbaycan’da gerçekleştirildi. Her iki yılda bir yapılan şölenlere yüzlerce şair katıldı.

Türkiye Yazarlar Birliğinin öncülüğüyle gerçekleştirilen şölenlerin amacı dünyada Türkçe yazan şairleri ve şiirlerini buluşturmak; aralarında kültürel bir etkileşimin ortaya çıkmasını sağlamak. Türk dünyasına yönelik tek kültür faaliyeti olan Türkçenin Uluslararası Şiir Şölenlerinin Kosova durağı istiklâl şairimiz Mehmet Âkif’in aziz hatırasına ithaf edildi.

 

Meşhed-i Hüdavendigâr

 

Türkçenin ve şiirin Kosova şöleni Murat Hüdavendigâr’ın şehit edildiği Kosova ovasını ziyaretle başladı.1389’da Kosova Meydan Muharebesi’nde şehit düşen I. Murat için yaptırılan Murat Hüdavendigâr Türbesi’ni (Meşhed-i Hüdavendigâr) ziyaret Âkif’in şiirlerini okumaktan farksızdı. Savaş meydanlarında şehit düşen tek Osmanlı sultanı olan I. Murat’ın makamı, kafileyi tarihin kapanmamış sayfalarına çeken bir geçiş noktasıydı.

Sultan Murat ziyaretinden sonra kafile Kosova’nın başkenti Priştina’ya doğru yola çıktı. Priştina’da Türkiye’nin Kosova büyükelçiliğinde ağırlanan şölen heyeti görüşmesinden sonra kafile şölenin gerçekleştirileceği Prizren’e doğru yola çıktı. Yaklaşık iki saatlik bir yolculuktan sonra Prizren’e ulaşıldı.

 

Benzersiz Prizren

 

Prizren’in dünyada bir eşinin daha bulunmadığını anlamak o kadar zor değil. Neredeyse herkes Türkçe biliyor. Sadece Türk kahvelerinde değil, çalışanlarının tamamının Arnavut olduğu lokantalar, dükkânlar, kafelerde de Türkçe konuşuluyor. Sokaklarında Türkçe konuşulan bir şehir Prizren. Prizren’de bir Arnavut için Türkçe ikinci dil. Şehrin sokaklarında dolaşırken kendinizi Anadolu’da bir kasabada dolaşıyormuş duygusundan kurtaramıyorsunuz. Köşeden çıkıveren bir cami, kerpiç bir ev insana bizim oralar duygusu yaşatıyor.

 

Şölen Yunus Emre’de Başladı

 

Şölen, Prizren’de Yunus Emre Enstitüsü’nün şubesi olarak faaliyet gösteren Prizren Yunus Emre Türk Kültür Merkezi’nde 15 Kasım Cuma günü sabah saat 9.30’da başladı.

TYB Genel Başkanı İbrahim Ulvi Yavuz’un açış konuşmasından sonra kürsüye, şölenin fikir babası Mehmet Doğan geldi. Buralar bizim de yurdumuz diyen Doğan, her zamanki kuşatıcı konuşmalarından birini daha yaptı. Kosova’yı temsilen konuşan Dr. Taner Güçlütürk’ün konuşması aynı zamanda bir hoş geldiniz konuşmasıydı. Prizren Yunus Emre Türk Kültür Merkezi Başkanı Doç. Dr. İsmet Biner’den sonra Kosova milletvekili Müferra Şinik ve Gaziantep milletvekili Mehmet Erdoğan büyük buluşmadan duydukları memnuniyetlerini dile getirdiler. Türkiye’nin Kosova Büyükelçisi Songül Ozan, Türkçe sayesinde sağlanan bu buluşmanın önemine dikkat çekti. Kosova’nın Kamu Güvenlik Bakanı Mahir Yağcı Türkiye’yle Kosova arasındaki kardeşlik bağlarını güçlendiren böylesi bir faaliyetten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Sayın bakandan sonra kürsüye davet edilen 22 ülkeden birer şair selâmlama konuşması yaptılar.

Açılışın ardından Rıdvan Canım’ın “Osmanlı Asırlarında Balkanlarda Türk Edebiyatı” ve Kosovalı şair Zeynel Beksaç’ın “Kosova / Prizren’de Çağdaş Türk Şiiri” başlıklı sunumlarıyla ilk gün sabah programı tamamlandı.

 

Burda Şiir Yazmak Varoluş Savaşı Vermektir

 

Prizrenli Osmanlı şairi olan Sûzi Çelebi faslıyla başlayan şölende, daha önceki şölenlerin aksine, her şölenin sonunda takdim edilen büyük ödüller bu sefer şölenin başlangıcında takdim edildi. Ahmet Hamdi Tanpınar büyük ödülü Türkiye’den İhsan Deniz’e, Sûzi Çelebi ödülü şölene Makedonya’dan katılan şair Fahri Kaya’ya, Karacaoğlan büyük ödülü şölene İran’dan katılan Nasır Peyguzar’a verildi.

Adını Yönelişler dergisiyle duyuran İhsan Deniz 1980’li yıllar şiirinin taşıyıcı şairlerinden. 1991’de çıkan Bürde dergisinin kurucularından olan Deniz, 1995-99 yılları arasında da İpek Dili dergisini çıkardı. 1996’dan 2007’ye kadar Yeni Şafak gazetesinde haftalık yazılar kaleme alan Deniz bugüne değin 12 şiir kitabı yayımladı.

Ardında büyük bir birikim ve tecrübe barındıran ünlü şair Fahri Kaya, ödül konuşmasında yaptığı vurgulamayla hem bu şölenlerin işlevini, hem de şölene değişik ülkelerden katılan şairlerin yazdıkları şiirin taşıdığı anlamı net bir biçimde ortaya koydu: “Burda şiir yazmak bir savaş vermektir,” dedi Fahri Kaya. Biz kendini ispat için yazıyoruz. Biz kurttan kuştan bahsedemeyiz. Şiirlerimizde güzel sanatlar peşinde koşmaya vakit kalmıyor. Buradaki edebiyat Türkiye’deki edebiyatın bir parçasıdır. Çünkü İstanbul Türkçesiyle yazıyoruz. Biz burda İstanbul Türkçesiyle yazan bir grubuz: Kosova’da, Makedonya’da. Bizim öncelikli amacımız varlığımızı korumak, ispat etmek ve dili yaşatmaktır. Dilimizi yaşatmak kendimizi yaşatmak anlamına geliyor. Bizim için Türkçe yazmanın anlamı budur.

 

Doğru Yol Derneğinden Rumeli Türküleri

 

16.30’daki Priştineli Mesihi Şiir Faslının akşamında Doğru Yol Derneğinin konseri vardı. 60 yıldır faaliyet gösteren bir dernek Doğru Yol. Balkanlarda Türk kültürünü yaşatan en eski dernek. Bu derneğin müzik grubu gecenin ilerleyen saatlerine kadar Rumeli türküleri söyledi. Topluluktaki pırıl pırıl gençlerle yaşlı üstatların uyumu güzelim umudun bir göstergesiydi. Osman Paşadan Debreli Hasan’a gitti geldi sazlar, sözler, gönüller…

 

Mamuşa

 

Cumartesi kahvaltıdan sonra bir Türk kasabası olan Mamuşa yollarına düşüldü. 5-6 bin nüfuslu bir kasaba olan Mamuşa’da her yerde Kosova bayraklarının yanında bir de Türk bayrağı var. Camideki, parklardaki banklarda ya Ankara Büyükşehir Belediyesi ya da Keçirören Belediyesi yazılarını okuyorsunuz. Konuştuğumuz Mamuşalıların çoğu Türkiye’yi, Konya’yı biliyor. Hepsinin en az bir yakını Türkiye’deymiş.

Mehmet Âkif Ersoy ve Yahya Kemal şiir fasılları Mamuşa’da icra edildi. Şölene katılan bütün şairlere plaketleri Mamuşa’da verildi.

 

Âkif’in Dedesi Nurettin Ağa

 

Mamuşa’dan sonra Âkif’in dedesinin köyüne gidildi. Kosova şartlarında uzun sayılabilecek bir yolculuk yapıldı. Ne yazık ki Mamuşa’dan biraz geç çıkıldığı için Suşitsa köyüne hava kararmak üzereyken varıldı. Gene de Âkif’in babasının imamlık yapması plânlanan caminin yıkıntılarını görebildik. Bu cami sebebiyle Âkif’in babası Tahir Efendi bu köyden İstanbul’a gönderilmiş. Mehmet Doğan’ın anlattığına göre, 1850’li yıllarda bu köy bu camiyi yapmaya başlarken imamını da düşünmeye başlamış. Köyden bir çocuk seçip İstanbul’a göndermeyi, orada yetişip gelecek çocuğun köyün maneviyatında daha etkili olacağı kararına varılmış. Seçilen çocuk Âkif’in babası, 7 oğlu olan Nurettin Ağanın oğullarından birisi olan Tahir’dir. İstanbul’da âlim derecesinde yetişen Tahir, Fatih Medresesinde müderris olur. Âkif’in babası olur. Bugün İpek kasabasına bağlı Suşitsa köyünde köyün girişindeki mezarlığın içinde kalan bu caminin ne yazık ki sadece dış duvarları ayakta.

 

Veda Faslı

 

Prizren’de akşam yemeğinden sonra bir serbest fasıl icra edildi. Katılımcılar şölene dair duygu ve düşüncelerini, eleştirilerini paylaştılar. Ertesi gün şehit sultana, Meşhed-i Hüdavendigâr’a el sallayarak Kosova’ya veda edildi.

HABER: Osman ÖZBAHÇE

prizren2prizren3prizren4

prizren5 

prizren6prizren7prizren8prizren9prizren10prizren11prizren12

Bu haber toplam 601 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim