Camiden kovulan çocuklar

Mahmut BIYIKLI

Ramazan ayını bütün müminler gibi manevi havasına uygun olarak değerlendirmeye çalışıyorum. Ramazana özel kendime koyduğum prensipleri uygulamaya gayret ediyorum. Özellikle teravihleri selâtin camilerde kılmaya özen gösteriyorum. İstanbul’un huzur merkezleri olan tekkeleri ve türbeleri ziyarete gidiyorum. Ramazan şenlikleri adı altında yayılan gürültülerden kendimi uzak tutuyorum. Televizyon hocalarına sorulan komik soruları merak etmiyorum. Ruhunu ramazana yaslamayıp güncelin gerginliğini üzerinden atamayan arkadaşlarla sık görüşmüyorum. Gönül ehli zatların yanında diz çökmeye, onların insanı olgunlaştıran okyanusundan nasiplenmeye çalışıyorum. Dışarıdan bakıldığında deli denilen velilerle, dünyaya meyli olmayan meczuplarla, savaş sonrası yurdumuza sığınan muhacirlerle ve insan kardeşlerinin gadrine uğramış gariplerle bir olmaya çalışıyorum.

  Haber bültenlerini takip etmemeye, televizyon allamelerini izlememeye gayret ediyorum. Fakat güzel ülkemiz ne kadar kaçsanız da kendi gündemi içine sizi çekiyor. Medyamız gelenek olduğu üzere her ramazanda ciddi konuları magazinleştirecek gündemler oluşturuyor. Bu ramazan da bir televizyon hocasının camiye giden çocuklarla ilgili söyledikleri “cici” gündemimiz oldu. Aslında cici değil acı gündemimiz oldu. Rüku sırasında bacaklarının arasından geçmek isteyen çocuk için ayaklarını aralayan, torunu sırtına binince namazı uzatan, cemaatten çocuk ağlaması duyunca annesi çocukla ilgilensin diye namazı hızlandırıp çabucak selam veren bir peygamberin ümmeti olarak bugün bu meseleleri konuşuyor olmamız insana acı veriyor. 

Bu ülkede çocukluğunda camiden kovulan sonrasında dinle arasına duvar ören sayısız insan var. Bazı insanların çocukluk yıllarında yaşadığı bu ve benzeri olumsuz yaşanmışlıklar sebebiyle hayatlarının tamamında din karşıtı bir ömür sürdüklerini biliyoruz. Bazı ünlü kişilerin de hatıratlarını okuduğumuzda görüyoruz ki çocukluk yıllarında camide işittikleri bir azar ve negatif davranış nedeniyle manevi değerlere uzak bir hayat yaşamışlardır. Bu vebal altında kalmamak için herkesin çocukların camideki duruşlarına karşı daha duyarlı olmaları gerekmektedir.

 Cami çocuklar üzerinde son derece etkilidir. İleriki yaşlardaki dinî hayatının temelini camide atar çocuklar. Camiye giden çocuklar insanlarla kaynaşmayı, birlik ve beraberliği toplum içinde uyması gereken kuralları, insani ilişkilerdeki incelikleri burada öğrenir. Büyüklerle birlikte aynı safta yer almakla kendine olan güveni artar. Birey olduğunun, Allah'ın huzurunda kendinden çok büyük insanlarla birlikte eşitlenmenin hazzını yaşar. Kalbini Allah’a açmanın mutluluğunu yaşar. Camiye giden çocuklar somut anlamda dinle ilk irtibatını kurmuş olur. Dolayısıyla bu hususta herkesin çok dikkatli olması gerekir. Çocuk her yerde çocuktur ve bu hâli camide de devam edebilir. İşte böyle anlarda büyükler büyüklük yapmalıdır. Din görevlisi ve cemaat çocuğu hangi duygularla beslerse çocuk da o duygularla büyür

Ramazan ayında çocukların camiyle tanışmasında, köklü değerlerimizi öğrenmesinde Teravih namazlarının önemli bir payı var. Ramazan heyecanının başlamasıyla birlikte çocuklarımız da büyük bir coşkuyla camilere akın ediyor. Son yıllarda özellikle Diyanet mensuplarının da bu konuda titiz davranmasıyla yavrularımız camiyle ve cemaatle yakın irtibat kuruyor. Hayal dünyasına güzel hatıralar bırakan namazlara eşlik ediyorlar. Ama maalesef geçmişte olduğu gibi bugün de çocuklarımızın hafif gülümsemelerinden, küçük hareketlenmelerinden rahatsız olan büyükler ya onları dışarı gönderiyor ya da sert bakışlarla çocukları camiden uzaklaştırıyor.

Çocukların, camilerdeki manevi neşeyi teneffüs etmeleri, büyüklerle kılınan namazlardaki huzuru bizzat tecrübe etmeleri, cemaatin hep birlikte eşlik ettiği makamla okunan tekbirleri ve salâvatları duymaları ve tekrar etmeleri, gelecekteki kimliklerinin inşasında önemli bir rol oynamaktadır. Edebiyatçılarımızın hatıralarında çocukluk yıllarında yaşadıkları o tecrübelerle ilgili çok güzel örneklikler vardır. Bunlardan biri Halit Fahri Ozansoy’a aittir. Bakınız ünlü şair çocukluğunda babasıyla beraber Sultanahmet Camii’ne gittiği bir Kadir Gecesi’nin kendisinde uyandırdığı duyguları nasıl anlatıyor: 

“Çocuklukta böyle geceler, din duygusunun, Allah ve Peygamber duygusunun ruha derinlemesine işlediği gecelerdir. Babalar bunu bugün de düşünüyorlar mı? Ben, Kur’an’ın nâzil olduğu her Kadir Gecesi’nde o küçük yaşımın, o hayranlık ve iman dolu gecesini hatırlarım. Babam, bana bıraktığı bu kutsal hatıra ile mezarında daha rahat uyuyabilir.”

Camiden kovulan bir çocuk camiden kovulan bir gelecek demektir.

Bu konuda Diyanet daha çok rol almalı, çocuklarımıza camilerimizde açtıkları sevgi alanını genişletmeli, büyükleri bu konuda bilinçlendirmelidir.

Önemsediğim bir söz var: “Camide cemaatle namaz kılarken arka saflarda gülüşen çocuk sesleri yoksa gelecek nesiller adına korkun.” diyor.

Belediyelerimiz sivil toplum kuruluşlarımız teravihe gelen çocuklara cami çıkışında dondurma ikram etmeli, okuyacakları kitaplar hediye etmeli, “Teravihte Gülen Çocuklar”ın sayısını artırmak için projeler üretmelidir.

Muhterem Diyanet İşleri Başkanımız Mehmet Görmez Beyefendi’nin her sene tekrarladığı şu sözünü unutmayalım: “Büyüklere diyorum ki; ‘Eğer çocukların hafızasında ve muhayyilesinde kötü iz bırakacak şekilde müdahale edecekseniz teravihinizi evinizde kılın.’ Camiye gelen çocuklar ister oynasınlar, ister koştursunlar. Onların hafızasında ve muhayyilesinde kötü bir iz bırakacak hiçbir müdahale kabul edilemez.”

Bizde bu duyarlılığın oluşması ve oturması anlamında Teravihte Gülen Çocuklar isimli bir kitap yayımladık. Özellikle kitapla aynı isimli şiiri din görevlilerimizin çoğu camilerine asmış, vaazlarında cemaatleriyle paylaşmışlar. Bu güzel bir gelişme ince bir duyarlılık. Teravihte Gülen Çocuklar bu milletin gelecekteki imanlı, duyarlı gençliğidir, dahası insan sermayesidir.  Ramazan ayının kudsiyetini hissetmeleri için üzerimize düşeni yapmalıyız. Bu ülke camiden kovulan çocukların değil camide yoğrulan çocukların ülkesi olmadıkça bazı sapkın dinî gruplara çocuklarımızı teslim etmiş oluruz. Bunun acı örnekleri önümüzde dururken dikkatli olmalı, Diyanete sahip çıkmalı, camilerin fonksiyonuna uygun değerlendirilmesi için projeler üretmeliyiz. 

Bu yazı toplam 374 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 2
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim