• İstanbul 14 °C
  • Ankara -1 °C

Cihan Aktaş: Kültür mekanları ya da ORA AVM

Cihan Aktaş: Kültür mekanları ya da ORA AVM
Fiziki çevrenin çok çabuk değişebildiği bir dönemde şahitlik niyeti sergileyen eserler giderek daha bir önem kazanıyor.

Köksal Alver ile Duran Boz’un hazırladığı “Mekân Hikayeleri” bu açıdan öngörülü bir çalışma. (İz, 2017) 567 sayfalık kitap, hatıralarda yaşayan veya hâlâ faal olan hatırı sayılır kültür mekanlarını unutulmaz kılan sebepleri açma amacını gözetiyor.

Hacı Bayram Camii avlusu, Arif Ay’ın “Kızılay’da Turtes Pasajı’nda 16 metrekare var yok” diye tarif ettiği Saatçı Musa’nın dükkanı, Ahmet Özalp’ın Akabe Kitabevi üzerinden tasvir ettiği çatışma yıllarının kitap ortak paydasında sağladığı söyleşi uzamı, Seyfettin Ünlü’nün  benim de macerasına bir köşesinden dahil olduğum o coşkulu akışı konu alan “Mekânın Mavera’sı…”Böylece yazıp giderek tamamlanacak sayfa,  muhtevalı bir çalışma sözünü ettiğim. Alver ve Boz’un “Önsöz”de izah ettiği gibi, seçilen mekânlar arasında kitapevleri, dergi büroları, yazar büroları, ofisler, esnaf dükkanları, sahaflar, kütüphaneler, kahvehaneler, çayevleri, pasajlar, çarşılar, camiler, meydanlar, okullar yer alıyor. Ve bütün bu mekânların odağında da yazı, okuma ve entelektüel faaliyetler öne çıkıyor. Bir mevcudiyet gösterdikten sonra kapanan kültür mekânları, söyleşi ve muhabbetlerin gelişmesini sağlaması, muhit kurup camia oluşturması hasebiyle yaşamaya devam ediyorlar. Bu çalışmanın bize hatırlattığı önemli gerçeklik, bütün mekanları düz bir mantıkla yenilik adına silip süpüren sıhhileştirme ve mutenalaştırma projelerinin muhit oluşturan mekanlardan yoksun bırakmasının sebep olacağı unutma kolaylığı.

Kitap merkezli sohbet mekanları bir muhit oluşturmayı başardıkları için geleceğe iz bırakıyorlar.

Hüseyin Su’nun “Mekân Bilinci” başlıklı yazısında da altı çiziliyor muhit oluşturan mekânların değerleri geleceğe aktarmadaki önemli payının. Su, Nuri Pakdil’in ve bir dergi olarak Edebiyat’ın, “merkez insan”larımızdan diye nitelediği Atasoy Müftüoğülu’nun bürolarını, bu büroların Türkiye’nin kırk elli yıllık tarihindeki etki ve işlevlerini açıyor yazısında.

“Marşlar, siyasi analizler, tartışmalar, yorumlar…” Ali Ayçil’in yazısı Erzincan’daki Metinler Pasajı’nın “Hüzünlü Ova”ya kattığı umudu hatırlatıyor. Şahin Torun, Sahaf Nizamettin”in Erzurum’da, Saraybosna Caddesi üzerindeki “İnşirah Kitabevi’ni canlandırıyor gözlerimizin önünde tasvirleriyle; oradaydım, yine olabilirdim, diye doluyor gözlerim. Ahmet Özalp, Celal Ceran, Seyfettin Ünlü, Akif Hasan Kaya, Musa Bakırcı, Ali Emre, Hamdi Akyol, Abdullah Kasay, uğradığım, sohbetlerine katıldığım, uğramaya devam ettiğim mekanları yazmışlar.

Kitaptaki öteki mekan yazıları da birbirinden kıymetli, ne yazık ki tek tek değinecek yerden mahrumuz.

“Mekân Hikayeleri”ni okurken, kapansa bile yaşayan, yaşayan ve bir umut oluşturmaya devam eden binalar, salonlar ve dükkanlar, kitapevi ortamları canlandı gözlerimin önünde.  Kültürün mekanları, toplumu dalgalandıran söylemleri geliştiren salonlar, zamanla fiziki olarak yok edilseler de oluşturdukları anlam farklı mekanlarda gelişmeyi sürdürüyor.

Bu mekan varlığının karşısında yer alan bir örnek ise ORA AVM’nin hikayesinde devam ediyor.  Son yılların en büyük batığı olarak anılıyor proje; ölü bir mekanlar toplamı. Bilirkişi raporlarına göre dev AVM, Ziraat Bankası’nın verdiği 270 Milyon Euro kredi de dahil 685 milyon Euro borçla battı. 

Esenler’in sınırlarında, Bayrampaşa’da, otogarın üst taraflarında geniş bir araziye sahip olan Ferhat Paşa Çiftliği’nin önemli bir parçası üzerine inşa edildi ORA AVM.  Aynı zamanda eğlence merkezi olarak tasarlanmıştı. 

Ferhat Paşa Çiftliği, çevre köylerde yaşayanlar için 1900’lü yılların sonlarına kadar bir hayat tarzı modeli sergiliyordu. O dönem havalide bu çiftlik ve bünyesindeki köşkün yaydığı imgeler açısından bakıldığında, bir burjuvazi oluşumu hedefinden söz edilebilir. 

Semtin kadim sakinlerinden Ali Tezcan ilginç bir hatırasını aktarıyor: Yan komşularının ortaokul çağındaki kızı, İngilizce dersi ödevi doğrultusunda Avrupalı bir öğrenciyle mektuplaşıyordu. Bir seferinde çiftliğin fotoğrafını çekip mektuplaştığı çocuğa gönderdi komşu kızı, “Ben işte bu çiftlikte yaşıyorum” diye. Yeşilçam filmlerinin hikayeleri o kadar da gerçeklerden kopuk değil.

Devamı: http://www.haberiyat.com/yazarlar/cihan-aktas/kultur-mekanlari-ya-da-ora-avm

Bu haber toplam 120 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim