D. Mehmet Doğan: “İslâmın Uç Beyi Aliya”nın memleketinde

D. Mehmet Doğan: “İslâmın Uç Beyi Aliya”nın memleketinde

Bosna’da üç yıl önce Büyük Göç ve Muhaceret Edebiyatı Sempozyumu yapmıştık, Yurtdışı Türkler Başkanlığı’nın desteği ile. O toplantının açılışında Ankara ile Bosna’yı birbirine rapteden kuvvetli bir bağdan söz etmiştim. Bosna hadiseleri patlak verdiğinde, buradan Türkiye’ye destek almak için gelenler Bosna müziği örnekleri ihtiva eden kasetler de getirmişlerdi. Bana verilen üç kasetten ilkini müzik setime yerleştirip dinlemeye başladığımda odaya lahutî bir ses, içe işleyen bir Kur’an tilaveti yayılmıştı. Bu olağandı, çünkü bu kaset Gazi Hüsrev Bey Medresesi talebeleri tarafından hazırlanmıştı. Asıl beni şaşkınlığa sevkedecek olan Kur’an tilavetinden sonra başlayan ilahi idi...

N’oldu bu gönlüm n’oldu bu gönlüm

Derd ü gam ile doldu bu gönlüm

Yandı gönlüm yandı bu gönlüm

Yanmaktan deva buldu bu gönlüm

Bu Hacı Bayram Veli’nin şiiri üzerine bestelenen ilahi beni bir süre oturduğum yere mıhladı. İlahî bitene kadar “bir yanlışlık olabilir” havasında idim; mesela aktarma sırasında bir başka parça karışmış olabilirdi. Esasen bir yanlışlık yoktu. Medrese talebeleri, muhtemelen hiç türkçe bilmeden bu ilahiyi samimi bir hisle ve şevkle okumuşlardı ve bu okuyuşta türkçe kusuru bulmak mümkün değildi.

Hacı Bayram Veli’nin ve Bayramiliğin İstanbul fehinde olduğu gibi, Balkanların fethedilmesinde de mühim rolü olduğunu düşünüyordum. Bu ilahî, beş asır Bosna tekkelerinde harplere, darplere, işgallere rağmen okunmuş, yirminci yüzyılın sonuna kadar gelmişse bunun bir hikmeti olmalıydı.

14 Yıl önce Aliya’yı uğurlarken rahmeti iliklerimizde hissetmiştik. Bu gün Bosna bize güneşli yüzünü gösteriyordu. Yazdan kalan bir güz gününde güneşin mevsime mahsus bütün ışık hususiyetleri tabiatı, eşyayı, mimarî eserleri olanca güzellikleri ile ortaya çıkarıyordu.

Bosna’daki programımız sabah Aliya İzzetbegoviç’in kabrini ziyaretle başladı. Eski Şanlıurfa belediye başkanı ve milletvekili İbrahim Halil Çelik, Bosna Dayanışma Grubu’nun en faal üyelerinden Dr. Bahadır İslâm, Mehmet Emin Genç ve Sandıklı Belediye başkanı Mustafa Çöl aynı arabada idik. Eski Osmanlı şehitliği son Bosna olayları sırasında bu topraklar uğruna canından geçen şehidlerin defni ele tazenmiş ve Aliya’nın kabri de buraya yapılmıştı.

Balkanları 2. Endülüs olmaktan kurtaran bu efsanevi kahramanın kabri denilince anıt kabir filan beklemeyin. Aliya her tarafı açık sade bir mezarda yatıyor. Vasiyeti böyle imiş. Basit şekilde yontulmuş iki mermer mezar taş ve direkler üstünde açık bir kubbe.

Aliya’nın mezarı başında fatihalar okuduktan sonra bir zamanların keskin hatibi Şevki Yılmaz hoca, şahidlerin iddiasında göre, en kısa dualardan birini yaptı. Bu duanın sadece yarım saat sürdüğünü belirteyim. Bilahire Bosna Hersek Cumhurbaşkanı Bakir İzzetbegoviç ve heyeti geldi. Böylece resmî tören başladı. Bakir beyin kabre çiçek bırakmasından sonra resmî erkân, sefaret temsilcileri ve misafir hayetler çiçek bıraktılar. “Yabancı temsilcilik” deyince Türkiye, İran, Pakistan ve Filistin’den başkasının bu törende bulunmadığını da hatırlatalım.

Öğleden sonra Ömer Erdoğan’ın hazırladığı “İslâmın Uç Beyi Aliya” belgeselinin ilk gösterimi programı icra edildi. Burada yapımcının, Süleyman Gündüz ve benim konuşmalarımdan sonra Bakir İzzetbegoviç de kısa bir hitabede bulundu. “Bakir”, bizim için pek alışıldık bir ad değil. Acaba “Bâkır” olabilir mi diye düşündüm, hani İmam Bâkır’a atfen. Sonra böyle olmaması gerektiği fikri ağır bastı. Bu olsa olsa Bekir olabilirdi. Bir söyleyiş, ağız farklılaşması... “Bekir İzzetbegoviç” ismi bana daha sıcak geldi!

Bosna’dayız, sanki Ankara’da veya İstanbul’dayız. Bursa’dan, Ankara’dan, İstanbul’dan çok sayıda davetli gelmiş. Programı destekleyen belediyeler arasında Bursa Büyükşehir belediyesi de var. Hatta başkanı Recep Altepe de programa katıldı. Keçiören Belediye başkanı Mustafa Ak ise katılamadı. Mustafa Ak, Başbakanın önemli bir toplantı dolayısıyla alıkoyması yüzünden gelememişti. Bu önemli toplantının Ankara Büyükşehir belediye başkanın istifası ile ilgili olabileceği herkesin aklından geçti.

Ankara’da pek fazla bir araya gelemediğimiz Server Vakfı Başkanı Mehmed Ali Bulut ve Hu-Der (Hukuki Araştırmalar Derneği) Başkanı Hüseyin Kaya ile beraber olduk. Bir zamandır Hece dergisinin yayın yükünü üstlenen Hayriye Ünal’la sohbet ettik.

Bosna’daydık, pırıl pırıl güneşli bir gündü. Baştan sona yağmurlu bir günü, Aliya İzzet Begoviç’in cenaze törenini 14. yıldönümünde böyle bir iklimde yâd ettik. Bosna’nın aydınlık günleri için ümitlerimizi tazeledik böylece. img-20171019-wa0005.jpg

Bosna kahveye Osmanlının gösterdiği değeri göstermeye devam ediyor. 

 

Bu haber toplam 354 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Türkiye Yazarlar Birliği | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0312 232 05 71 - 72 | Faks : 0312 232 05 71-72 | Haber Scripti: CM Bilişim